Evde olmak gibisi yok

Geçmişin peşine düşerek biyolojik ailesini arayan Saroo Brierly, hayat hikayesiyle tüm dünyayı etkisi altına aldı. Hayatını konu alan Dev Patel ve Nicole Kidman gibi isimlerin kadrosunda olduğu Lion filmi gişede büyük başarı yakaladı. Kendisi geçtiğimiz ay, Kristal Elma Yaratıcılık Festivali kapsamında Google’ın davetlisi olarak ülkemize geldi. Biz de onunla bir araya gelerek çarpıcı hayat hikayesi hakkında merak ettiklerimizi sorduk.

REYHAN GÜNEŞ

FOTOĞRAFLAR: PICTURE-ALLIANCE.COM, SABAH FOTOĞRAF ARŞİVİ.

Konuyu bilmeyenler için özetleyelim: Beş yaşındaki Saroo Brierly, Hindistan'da bir köyde annesi ve üç kardeşiyle fakir ama mutlu bir hayat yaşamaktadır. Bir gün abisinin gelmesini beklediği tren istasyonunda üst üste gelen olaylar sonucu kaybolur ve kendini, dilini dahi bilmediği Kalküta'da bulur. Bir süre sokaklarda yaşayıp hayatta kalma mücadelesi verdikten sonra yetimhanede yaşar ve yaklaşık bir yıl sonra Avustralyalı bir aile tarafından evlat edinilir. 25 yıl sonra geride bıraktığı ailesinin peşine düşer ve Tazmanya'da bilgisayar başında Google Earth'te gezinerek başlayan hikayesi onu doğduğu sokaklara ve biyolojik ailesine götürür.

Hayatınızı sinemada izlemek nasıl bir duyguydu?
Bu süreç tahmin ettiğimden farklı gelişti. 'Bu yaşadığım ve bildiğim bir hikaye. Bu benim hikayem' diye düşünmüştüm. Ancak izlerken gözyaşlarına boğuldum.

Evinizi ararken yalnızca Google Earth'ten mi yararlandınız? Diğer sosyal medya ağlarını kullandınız mı?
İlk adım Google Earth oldu ama devamında diğer ağları kullandım. Aradığım tren istasyonunu Google Earth'ten bulduktan sonra Youtube'dan videolarını izledim.

'Ev' sizin için ne ifade ediyor. Kendinizi nereye ait hissediyorsunuz?
Bu sorunun benim için cevabı net. Dünyanın başka ucunda doğsam da hayatım, ailem, konuştuğum dil, yaşadığım habitat kısacası her şeyim Avustralya'da. Ev benim için Avustralya demek.

Zamanı geri sarma ve hayatınızın bir gününü tekrar yaşama şansınız olsa hangi günü seçerdiniz?
Spesifik olarak 'Şu günü seçerdim' diyemiyorum ama herhangi bir anı geri dönüp tekrar yaşama fırsatım olsa bu tren istasyonunda kaybolmadan, abimle yollarımız ayrılmadan önce onunla geçirdiğimiz birkaç dakika olurdu. Bu onu gördüğüm son andı.

İnsanlar teknolojinin hayatlarımızı olumsuz etkilediği konusunda endişe yaşıyor. Hikayenizi göz önünde bulundurursak siz ne düşünüyorsunuz?
Pek çok şeyin iyi ve kötü diye sınıflandırabileceğimiz iki tarafı olduğunu düşünüyorum. İnsanlar teknolojinin bizi birbirimizden uzaklaştırdığını düşünüyor ama benim hikayemde bunun tam tersini; teknolojiyi doğru kullanmanın yarabileceği mucizeleri görebilirsiniz.

BİZE ULAŞIN