Dünya çapında partilerin aranan DJ’i Mahmut Orhan

Klibi YouTube'da 300 milyon görüntülenmeye ulaşırken dünya çapında adını duyurmayı başaran DJ Mahmut Orhan'ı daha da yakından tanımak için doğru zaman.

Röportaj
Damla Durak
Fotoğraf Ali Kalyoncu/Look 34
Moda Editörü Simge Yücepur Kaya



Şu an karşımızda dünyaca ünlü bir DJ var; bu yolda neler yaşadığınızı sizden dinleyebilir miyiz?
DJ'liğe 15 yaşımda Bursa'da başladım. Herhangi bir eğitim almadan, kendi çabamla internet üzerinden keşfettiğim programlarla kendimi geliştirmeye çalıştım. Lise zamanlarımda günde 3-4 saat uyuyordum. Hem çalışıyor hem okuyor hem de eve geldiğimde müzik yapıyordum. Uyku yerine müziği seçtiğim için belki de bu kadar iyi yerlere gelebildim. Her şeyin başında çok çalışmak var, her şeyin bir bedeli de var...



Feel sizi dünyaya tanıtan şarkı oldu. Hikayesi nedir?
Biliyorsunuz Feel, Sena Şener'in yazdığı ve seslendirdiği bir parça. Sena, Türkiye'nin kazandığı çok değerli ve üstün bir ses bana göre. 16 yaşındayken yolumuz kesişti; bir gün Twitter'da biri bizi etiketleyip "bence beraber bir şeyler yapmalısınız" şeklinde tweet atıyor ve hikaye başlıyor. Tanışıyoruz, enerjilerimiz tutuyor ve proje çok hızlı bitiyor. Hikayesi bu ve benim en kıymetlim.

Youtube'da klip 300 milyondan fazla görüntülenme almış. Bu size de inanılmaz gelmiyor mu?
Feel'in ilk çıktığı dönemlerde "300 milyon barajını aşacaksın" deselerdi, "bu mümkün değil, imkansız" derdim. Hayatta imkansızın olmadığını Feel ile öğrendik. Gerek dünyada gerekse YouTube, Spotify gibi mecralarda çok iyi tepkiler aldık. Bu benim en büyük mutluluğum; işime daha da sıkı sarılmamı sağladı.



İş için hep yurt dışında olduğunuzu biliyoruz, seyahat etmeyi seviyor musunuz? Eviniz hangi şehirde?
Küçükken kardeşlerim arasında iki saatlik yolculuklarda bile hep ağlayan, yolculuk yapmayı sevmeyen, yolculuklarda kontrol edilemeyen tek bendim. Hayatın ne şekilde geleceği belli olmuyor; her günüm seyahat etmekle geçiyor. Müziğe ve işime aşık olduğum için o yorgunluk bana pek etki etmiyor. Bursa'da doğdum, büyüdüm. Evim İstanbul'da ama İstanbul-Bursa arası gidip geliyorum. Dünyayı geziyorum ve her ülkede farklı tatlar, farklı ruhlar, eşsiz güzellikler var... Ben en çok Barselona ve Amsterdam'ı seviyorum, bu iki şehirde bulunmaktan büyük keyif alıyorum.

Başarıya giden yolda en büyük kırılma noktanız neydi?
Lisedeyken hep İstanbul'da yaşamak isterdim. Mesleğe başladıktan sonra bir gün müziğimi İstanbul'a taşımam gerekiyor dedim ve İstanbul'a geldim. Benim için kesinlikle kırılma noktası İstanbul diyebiliriz. 2012 yılında bu şehre geldim; sonraki üç yıl sıkı mücadeleli ve çok çalışmalı geçti. Önünüze bir hedef koyup o hedefe ulaşmaya çalışmak size çok büyük sorumluluklar yüklüyor ve yavaş yavaş o merdivenin basamaklarını çıkarken buluyorsunuz kendinizi.



Bir DJ'in mutlaka müzik eğitimi ya da nota bilgisi olması gerekiyor mu? Yoksa bütün sır iyi kulakta mı?
Bence bir DJ'in nota eğitimi kesinlikle olması gerekiyor; en azından temel olan müzik bilgilerini edinmesi şart. Bu sayede daha seri, mantıklı ve doğru şekilde müzik yapabiliyorsunuz; vakitten de kazanıyorsunuz. Bizim yanımızda yetiştirdiğimiz, yol gösterdiğimiz bütün arkadaşlarımızın en belirgin özellikleri nota okuyabilmeleri ve armoni eğitimleri. Eğitimleri konusunda zaten tüm gücümüzle destek oluyoruz.

Bu mesleğin bir emeklilik yaşı var mı?
Bu mesleğin bir emeklilik yaşı yok bence. Açıkçası son nefesime kadar müzik yapacağıma inanıyorum çünkü bundan besleniyorum. Benim için bir işten ziyade yaşam stili. DJ'lik yaparken aldığım keyif, hissettiğim duygular başka; prodüksiyon yaparken başka... İkisi de beni hayata bağlayan unsurlar; can damarlarım diyebilirim.

Aşk, hayatınızın neresinde?
Aşk, öncelik sıralamamda daha arka planda kalıyor çünkü hayallerime giden yolda, beni yorabilecek potansiyele sahip bir olgu. Ne yapmak istiyorsam aşk ile yapmak istiyorum aslında, o noktada da birilerine ümit verip yarın öbür gün yarı yolda bırakmak istemiyorum. Amaçlarım ve hedeflediğim şeyler çok farklı. Benim aşkım müziğim, köpeğim Riko, kedim Miço. Zaten bu saydıklarımla vakit geçirip müzik yaptığım zaman dünyanın en mutlu insanı olabiliyorum.

Peki siz, kimleri dinlemeyi seviyorsunuz? Bu mesleği tercih etmek isteyenlere ne söyleyebilirsiniz?
Dünyadan çok fazla isim dinliyorum. Bunların başında Don Diablo, Robin Schulz, Martin Garrix gibi başarılı isimler geliyor. Bu isimlerin neler yaptığını, marketing konusunda neleri farklı kullandıklarını zaten hep araştıran, inceleyen, okuyan biriyim. Kendi kariyerime doğru noktalardan dokunmak için elimden geleni yapıyorum. Bu mesleği tercih etmek isteyenlere tavsiyelerim; çok dinleyin, merak edin, çok araştırın ve lütfen çok çalışın çünkü kader, gayrete aşıktır.

Kendinize has bir tarzınız var, modayla aranız nasıl?
Giyinmeyi seviyorum, genelde siyah giyerim. Beni farklı renklerle görmek biraz zor… Evde uyurken de, spora giderken de siyah ve beyaz harici renklerle pek aram yok, o yüzden gardırobum tamamen siyah ve beyaz, iki renkten oluşuyor. Salaş ve rahat giyinmeyi seviyorum, zaten biliyorsunuz.

Size göre iyi bir partinin olmazsa olmazları neler?
İyi bir parti, günümüzde çok iyi şovlarla desteklenmeli diye düşünüyorum. Sahne ve ışık şovları, sahne tasarımı ve sesin kalitesi inanılmaz önemli. Hatta her parti de birbirinden farklı olmalı. Oturulacak masaya sandalyeye değil de içerideki ses ve ışığa dikkat edilmeli. Benim için olmazsa olmaz sahnedir; gelenler sahneye, DJ'ye baktığı an keyif almalı ve her zaman gördüklerinden farklı bir şeyler görmeli.

Şu an önünüze koyduğunuz en büyük hedef nedir?
Şu an tek hedefim yok; birçok hedefim var. Bunlardan en önemlisi, çizgimi bozmadan müziğimi yapmak ve gerçekten iyi müzik yapmak... Bu sene DJ Mag Top 100'de dünyanın en iyi 100 DJ'i arasında yer almak istiyorum, hayallerimden biri de bu. Umarım hepimizin istediğini gibi bir yıl olur. Sizleri seviyorum, sürprizleri beklemede kalın, müzikle kalın, hoşça kalın.

BİZE ULAŞIN