Yaşlanmak çok eskidendi

Bilim insanları antiaging konusunda çalışıyor; hem de çok! Uzun süredir hyalüranik asit, botoks ve kolajen içerikleri medikal estetik dünyasının mucize buluşları olarak hayatımızdaydı. Geçmiş zaman kullanıyorum çünkü artık konuşacağımız yepyeni içerikler, keşifler, teknolojiler var! Kısaca size antiaging dünyasından yaşlanma kavramını unutturacak yeni haberler getirdim; hazırsanız başlayalım!

Giriş Tarihi: 23.04.2017 12:15 Güncelleme Tarihi: 23.04.2017 12:15

SERPİL ÇEKİN

FOTOĞRAFLAR: MICHAEL EDWARDS, ALEXA MILLER

Geçtiğimiz günlerde Lotis Pharma'nın Ceo'su Kubilay Türkmen'le antiaging üzerine yaptığımız sohbet çok ilginçti. Türkmen, uzun yıllardır antiaging dünyasını yakından takip ediyor. Bu konuda yaklaşık 25 yıldır baş döndürücü gelişmeler yaşandığını söyleyen Türkmen, "Bizi daha da şaşırtacak gelişmeler var" diyor ve benim de kalbim daha hızlı atmaya başlıyor. Kendisini can kulağıyla dinliyorum. İşte antiaging dünyasına bomba gibi düşen keşifler ve dahası… Önce biraz 'flashback' yapalım… Antiaging'in geçmişine bakarsak 1995'lerde keşfedilen kolajen dolgularını 2000'li yıllarda hyalüronik asit dolguları takip etti. Hyalüronik asit çok önemli bir gelişmeydi çünkü kolajen dolgularında gerekli olan bir aylık alerjik test dönemini ortadan kaldırdı ve dolguları herkese uygun hale getirdi. Benzer dönemlerde AHA peeling'leriyle cilt yenilenmesi gündeme geldi. Yine 90'ların sonlarından itibaren botoks ve lazer cihazları gelişme göstermeye başladı. Tüm bu gelişmeler müthiş estetik sektörünü ortaya çıkardı ama hiçbir keşif içeride yaşanan yaşlanmayı durdurmaya yeterli değildi. Kubilay Türkmen'in anlattıklarına göre bilim insanlarının son zamanlarda gündeminde tamamen bu konu yer alıyor. Yani artık içeriden yaşlanmayı durdurmanın yolları aranıyor. Hatta arayışlar sonuç vermiş ve yepyeni bir keşif çıkmış ortaya. "Ülkemizde henüz önemi tam olarak anlaşılamamış genetik bilimi, önümüzdeki 5-10 yıl içinde müthiş bir patlama yaşayacak" diyor Kubilay Türkmen ve başlıyor anlatmaya: "Bunun sebebi, yaşlanmayı belirleyen biyolojik saatin şifresinin DNA'da gizli olması. İnsanın DNA'sındaki bilgileri doğru anlayıp gerekli önlemleri alabildiğimizde, yaşlanma yolları hakkında önlem almak ve kronik hastalıkları en aza indirmek de mümkün görünüyor."

ANTIAGING DÜNYASININ SON KEŞFİ TELOMER
2009 yılında Nobel Ödülü kazanan Telomer Biyolojisi Kuramı tam da bu gerçekten yola çıkarak geliştirilmiş. Aslında telomerin ne olduğu yaklaşık 50 yıldır biliniyor. Antiaging ve sağlık üzerindeki etkileriyse son 10 yıldır çok daha net anlaşılabilmiş. Türkmen, konuyu biraz daha açıyor ve telomer biyolojisinin antiaging dünyasındaki etkisini şöyle anlatıyor: "Telomer, DNA'da kromozomlarımızın ucunda yer alan koruyucu parçacıklara verilen isim. Her kromozom çiftinin ucunda dört adet telomer yer alıyor ve bir hücrede 92 tane telomer bulunuyor. Telomerin en önemli görevi kendisinden sonra gelen ve vücut için çok önemli şifreler içeren DNA'daki üç milyar genetik kodun hiç bozulmadan korunmasını sağlamak. Dolayısıyla bir hücrede telomerler ne kadar uzunsa o kadar uzun süre genç ve sağlıklı kalmak mümkün. Fakat hücrenin kendisini her kopyalaması sırasında telomerler bir miktar kısalıyor. İlerleyen yaşlarda telomerler o kadar kısalıyor ki hücre artık kendisini yenileyemez hale geliyor ve ölüyor. Bu keşiften yola çıkan bilim insanları, telomerlerin uzun kalması sağlanırsa insan ömrünün de uzayabileceğini; 100 yaşında olup 30'lu yaşlardaki gibi genç ve sağlıklı hücrelere sahip olunacağını söylüyor." Sonuç itibariyle bilim insanları bu bilgilerden yola çıkarak telomerleri uzatmanın yollarını araştırmaya başladı. Bu çalışmaların sonucunda antiaging'te yeni bir dönem başladı. Amerika'da geliştirilen TA-65 adındaki kapsül, Nobel Ödüllü Telomer Biyolojisi'nin bilimsel temellerine göre çalışan aktif bir içerikten oluşuyor. Astragalus, bilinen adıyla geven otu içeren bu tabletin telomerleri uzattığı iddia ediliyor. Tıpkı bir zaman kapsülü olan TA-65'in iddia edilen diğer etkileri ise şöyle özetleniyor: Uzun süreli kullanımda bağışıklık sistemini güçlendiriyor, cilt ve saç kalitesini gözle görülür şekilde artırıyor, lekeleri ve kırışıklıkları azaltıyor, enerjiyi yükseltiyor, cinsel performansı artırıyor. Stres daha kolay tolere edilebilir hale geliyor. TA-65'in pratik olmayan tek yanı ise şimdilik 1.300 USD'ye satılması. Tabii karşılığında uzun ve sağlıklı bir yaşam satın alındığı düşünülürse rakamın bünyede yarattığı etki biraz azalıyor.

TELOMERLERİM NE KADAR UZUN DOKTOR?
Bu sorunun cevabı bir test sonucunda verilebiliyor. Yani dış görüntünüzün dışında içeride gerçekte kaç yaşında olduğunuzu Telomer Analiz Testi (TAT) sayesinde öğrenebiliyorsunuz. Alınan kan örneği İspanya'daki laboratuvara gönderiliyor ve 100 bin beyaz kan hücresindeki telomer uzunluğuna bakılarak kişinin biyolojik saati net biçimde ölçülebiliyor. Bu test sayesinde ne kadar hızlı yaşlandığınızı ve hayat tarzınızın negatif ve pozitif etkilerini direkt olarak görebiliyorsunuz.

BENJAMIN BUTTON EFSANESİ GERÇEK OLUYOR
2011 yılında Harvard'da yapılan bir deneyde altı aylık farelerin telomerleri kısaltılmış. Sonucunda fareler yaşlılık belirtileri göstermeye başlamış; tüyleri dökülmüş, beyazlamış, halsiz ve durağanlaşmışlar. Farelerin telomerleri yeniden uzatıldığında ise tekrar genç ve sağlıklı hallerine geri dönmüşler. Bu deneyin en önemli sonucu ise yapılan çalışmanın insan hücrelerinde de aynı şekilde çalışabiliyor olması. 80 yaşındaki bir insanın derisinden alınan hücrelerin telomerleri uzatıldığında, hücreler 20'li yaşlardaki potansiyeline geri döndüğü bilimsel olarak kanıtlanmış.

ORGANİK DOLGU DÖNEMİ
Bildiğiniz üzere yüzdeki çökmeleri doldurmak, kırışıklıkları açmak için kullanılan dolgu maddeleri vücudun kendi ürettiği ve gençlik yapıtaşı olan hyalüronik asit içeriğinden oluşuyor. İnsan vücuduna uyumlu bu içerik, laboratuvar ortamında üretilerek dolgu olarak kullanılıyor. Bu maddenin üretimi yaş ilerledikçe azaldığı için eksilen hyalüronik asit dışarıdan yerine konuyor. Fakat son zamanlarda geliştirilen yeni bir organik dolgu var. Bu dolgu uluslararası ekolojik üretim sertifikasına sahip Regenyal tarafından üretiyor. Türkiye'ye de Optimus Medikal tarafından getiriliyor. Tüm yabancı maddeler ve proteinlerden arındırılmış saf hyalüronik asit dolgusunun, cilde çok daha uyumlu ve esnek bir yapısı var. Diğer dolgularda oluşabilen şişlikler ve topaklanmalar da bu dolguda olmuyor.

DOLGU VE PRP KOMBİNASYONU
Cilde parlaklık, canlılık ve gençlik vermek için kandaki iyileştirici hücreler ve büyüme faktörlerinin kullanılmasıyla uygulanan PRP'nin hyalüronik asit dolgusuyla birlikte yapılan versiyonu geliştirildi. Bu sayede, PRP'nin cilde yaptığı yenileme etkisi, yüksek su tutma kapasitesine sahip hyalüronik asidin yoğun nem verme özelliğiyle birleşiyor. Esteworld'de uygulanan Dolgulu PRP yönteminde, deri altına verilen büyüme faktörleri, iyileştirici hücreler ve hyalüronik asit kombinasyonu sayesinde göz altındaki morluklar, ciltteki çökme, leke ve yaşlılık belirtileri azalıyor; beslenen cilt canlanıp nem seviyesi yükseliyor.

EL, BOYUN VE DEKOLTEYE ÖZEL IŞILTI DOLGUSU
El, boyun ve göğüs dekoltesi bölgesi için yeni bir dolgu içeriği geliştirildi. Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Gökhan Haytoğlu'nun kliniğinde uyguladığı Işıltı Dolgusu, bu bölgelerlin ihtiyacı olan yoğun nemin geri kazandırılması için yeni geliştirilmiş. İnce yapıya sahip Işıltı Dolgusu'nun diğer dolgulardan farkı; içeriği. Bu içerik hyalüronik asit ve yeniden yapılandırma kompleksinden (8 amino asit, 3 antioksidan, 2 mineral ve 1 vitamin) oluşuyor. Amino asitler, vitamin ve mineraller hücre korunması için yeniden yapılanma ve hücre yenilenmesini sağlıyor. Sonuç olarak Işıltı Dolgusu derinin nem ve elastikiyetini artırıyor, ince kırışıkları açıyor. İçeriğindeki hyalüronik asit kendi hacminden bin kat fazla su tuttuğu için cilde uzun süre nem sağlıyor. Hemen sonuç veren bu dolgu, yaklaşık 1-1,5 yıl etkisini sürdürüyor.

NEM DOLGUSU
Esteworld'te yeni uygulanmaya başlayan bir yöntem daha var: Nem Dolgusu. Cildin en çok ihtiyacı olan nemi karşılamak, cilde daha sağlıklı, canlı, parlak bir görünüm vermek için tasarlanmış olan Nem Dolgusu özellikle çok kuru, mat ve cansız ciltler için öneriliyor. Aşının içinde yüksek nem tutma özelliğine sahip hyalüronik asit, yine nem özelliğini artıran vitamin ve minareller var. Neme doyan cilt daha genç görünüyor, ince çizgiler hafifliyor.

BİTKİ KÖK HÜCRE KAPSÜLLERİYLE EVDE MEZOTERAPİ
Hem tıp hem medikal estetik alanında büyük bir buluş olan kök hücreler, canlıların ürettiği en değerli hücreler. Çok genç ve hareketli olduklarından hızlı bölünüp daha hızlı etki gösteriyorlar. İnsandan elde edilen kök hücrelerin medikal estetikte kullanımının yanında krem içeriklerinde de bitkisel kök hücrelerin kullanımı başladı. Son olarak Carelle markası ilk kez bir kremin içinde domates ve ahududu bitkisel kök hücrelerini kullandı. Tek kullanımlık kapsüllerden oluşan bu krem, nano teknolojiyle üretilmiş. Yani bu teknoloji sayesinde kök hücrelerin cilde derinlemesine nüfuz etmesi sağlanıyor. Detoks etkisi yapan bu kapsüller, cildi tüm çevresel faktörlere karşı koruyor. Kısaca kliniklerde yapılan mezoterapi uygulamasının etkisini bu kapsüllerin gösterdiği iddia ediliyor.

BİZE ULAŞIN