Gençlik İksiri Kolajen

Tıp dünyasında araştırma alanları her dönem çeşitlilik gösterse de günümüzde pusula, gençlik iksirlerini keşfetmeye doğru dönmüş durumda. Öyle ki her gün genç kalmak üzerine odaklı farklı kombinasyonlarla karşılaşıyoruz. Son dönemlerin en çok konuşulan başlığı kolajen mercek altında.

Giriş Tarihi: 19.04.2019 14:16 Güncelleme Tarihi: 22.04.2019 16:41

İrem Orhan
Kolajen, vücudumuzda dokularımızın bütünlüğünü sağlayarak onları bir arada tutan en kıymetli protein. Vücudumuzun bu en yüksek miktardaki yapı taşını bedenimizin doğal yapıştırıcısı olarak da nitelendirebiliriz. Bu çok kıymetli protein, insan vücudunun yaklaşık yüzde 30'unu oluştururken, 25 yaşından sonra her 10 yılda yüzde 1 oranında azalıyor. Peki, bu azalma kendini nasıl gösteriyor, onunla başa çıkmak konusunda geldiğimiz nokta ne? Ya da kolajenin çeşitleri var mı, fonksiyonları neler? Genç kalmanın bu popülaritesi yüksek destekçisi hakkında merak ettiğimiz ne varsa öğreniyoruz.

Kolajen Tipleriyle Tanışın
Pek çoğumuzun ilgi alanındaki bu konu ile ilgili olarak danıştığımız Medical Park Bahçelievler Beslenme ve Diyet Uzmanı Erdi Uğur: "Vücudumuzdaki her dokuda farklı kolajen tipleri yer alıyor. Fakat fonksiyonlarına bakarak onları dört temel başlık altında toplayabiliriz" diyor ve sıralıyor:
Tip 1: Vücut kolajenimizin yüzde 90'lık en büyük payını oluşturuyor. Özellikle cilde, eklemlere, tendonlara ve dişlere büyük destek sağlıyor.
Tip 2: Daha gevşek bir lif yapısına sahip. Bu nedenle elastik yapıdan sorumlu olarak çalışıyor. Eklem kıkırdaklarında bol miktarda bulunuyor.
Tip 3: Kasların, organların ve kan damarlarının yapısını destekliyor.
Tip 4: Cilt katmanlarında bulunan özel bir tür olduğu söyleniyor.

Bu çeşitlerden özellikle Tip 1 ve Tip 3 Kolajen cilt yapısının daha sıkı ve genç görünmesine etki ediyor. Vücudumuzdaki kolajen üretimini bazı durumlarda beslenme ile ateşlemek de mümkün olabiliyor. Çünkü vücudumuzda kolajen üretiminde ilk ortaya çıkan madde prokolajen oluyor. Başta C vitamini, prolin, glisin, çinko ve bakır prokolajen yapımını artırıyor. Bu destekçilerden zengin bir beslenme protokolü de kolajen üretimini tetikliyor.

Takviyelerin Şaşırtan Faydası
Son dönemlerde gündemden düşmeyen kolajen takviyelerinin cilt üzerindeki faydaları konusundaki çalışmalar, alınan takviyelerin etkinliğini kanıtlar nitelikte. Uzmanlar, kullanılan takviyelerin cildin elastikiyetinde iyileşme sağladığını ve cildi daha genç gösterip, kırışıklıklarının azalmasına yardımcı olduğunu söylüyorlar. Ayrıca Tip 1 ve Tip 3 kolajenleri cilt sağlığını daha yoğun şekilde desteklediğinden takviye seçimi yaparken bu ipucunun göz önünde bulundurulması gerektiğini belirtiyorlar. Sıvı takviyeler cilde en yüksek faydayı sağlarken, beklenilen gençlik etkisinin ortaya çıkabilmesi için minimum üç ay düzenli kullanım şart.

Kolajen Tedavisi
Kolajen tedavisi hakkında merak ettiklerimizi sorduğumuz Liv Hospital Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Harun Çöloğlu, tedavinin vücudumuzda belli sebeplere bağlı olarak azalan kolajeni tekrar yerine koymak için yapıldığını söylüyor. "Özellikle yaşla birlikte azalan kolajen, kişiye göre ve farklı biçimlerde kendisini gösteriyor. Çoğunlukla deri elastikiyetinde azalma, cilt parlaklığı ve dolgunluğunda zayıflama hatta ince çizgi ve kırışıklıklarla ortaya çıkıyor. Yeni trend olan uygulamalar daha çok dokularımızda yaygın bulunan hücrelerden kolajen üretimini artırmaya yönelik oluyor. Bu yüzden kolajen aşısı olarak adlandırılıyor. Uygulama, adından da anlaşılacağı gibi kişideki kolajen kalitesini yukarı çekerek daha aydınlık ve canlı bir cilt elde etmek için yapılıyor. Böylece ince kırışıklıklar da azalıyor" diyen Çöloğlu ekliyor: "Uygulamalarla amaçlanan ise ışıltısını yitirmiş cildi yeniden yapılandırmak, yaşlanma sürecinin getirdigi etkileri durdurup geriye götürmek oluyor. Kolajen tedavisi cildin kalitesini yitirdiği her alana uygulanabiliyor ama yüz, dekolte bölgesi ve eller en çok tercih edilen bölgeler olarak öne çıkıyor."

"Cildimizin yaşlanmasını hızlandıran ve hasara neden olan en tehlikeli madde şekerdir. Şeker, cilt yapısının canlılığını kaybetmesine neden olup, elastik yapıyı bozuyor. Ayrıca sigara da kolajen üretimini baskılayarak cildin kendi kendini tamir yeteneğini engelliyor. Bundandır, hem cilt sağlığı hem de beden sağlığı açısından şeker ve sigaradan kaçınmakta fayda var."

BİZE ULAŞIN