Güzellik algısı yeniden mi şekilleniyor?

Dünyada pek çok şey değişip gelişirken pek tabii güzellik algısı da yeniden şekilleniyor. Hayatta, birilerinin gözündeki basmakalıp güzellik ölçütlerinden uzaklaşıp her bedende mutlu ve sağlıklı kalmayı hedeflemek belki de en ideali ama oluşan bu yeni durum çeşitli tartışmaları da beraberinde getiriyor.

Giriş Tarihi: 25.12.2019 08:09 Güncelleme Tarihi: 25.12.2019 08:11
İrem Orhan

Dünyada pek çok şey değişip gelişirken pek tabii güzellik algısı da yeniden şekilleniyor. Hayatta, birilerinin gözündeki basmakalıp güzellik ölçütlerinden uzaklaşıp her bedende mutlu ve sağlıklı kalmayı hedeflemek belki de en ideali ama oluşan bu yeni durum çeşitli tartışmaları da beraberinde getiriyor. Son dönemlerde dünyaca ünlü bir markanın Milano Moda Haftası defilelerinde yaptığı model seçimi epey konuşulmuştu hatırlarsınız. Yine, güzellik yarışmalarında derece alanlar kızlar da, sosyal medya kanalından yapılan olumsuz yorumlardan nasibini alarak, pek çoğumuzu hayretler içinde bırakmıştı. Tabii tüm bu gelişmelerle her şey bir dönüşüm içinde ve yeniden yapılanırken kadının en acımasız eleştirmeni de yine kadınlar olmaya devam ediyordu. Yeri geldiğinde birbirinin en önemli destekçisi olan kadınlar, bazen de birbirlerinin en acımasız düşmanı olabiliyorlardı. Tüm bunlardan hareketle, konunun üzerine gidip farklı yaş, görüş ve meslek gruplarından kişilerle, değişen güzellik algısı ve kadınların yüzyıllardır süregelen birbirleriyle olan kıyasıya mücadelelerini konuştuk. "Gökyüzündeki yıldızlar, bize yeni bir güzellik anlayışının geleceğini haber veriyor" diyen de oldu, güzellik konusundaki bu dönüşümleri pazarlama stratejisi olarak gören de. Gelin konuya bir de bizim penceremizden bakalım…



PELİN KAYA - MODA YAZARI


Güzellik Algısındaki Çatallaşma İki Tarafı da Besler
Yıllar boyu dergilerde, podyumlarda kusursuz kadın imajı vurgulandı. Öyle ki, bu imaj nesilleri olması gerekilen kişi yolculuğuna çıkarttı, kusurları varsa 'Çirkin' etiketi yapıştırarak estetik sektörünü geliştirdi. Bella Hadid gibi estetikleri ile var olan bir model "En güzel kadın" seçildi ve kusursuz güzellik fitilini bir kez daha ateşledi. Özellikle son dönemlerdeki sosyal medyanın dayattığı güzellik olgusuna tepki olaraksa, doğallıkları ile barışık, "Ben böyle de güzelim" vurgulu #nofilter hashtag'li kadınlar ortaya çıkmaya başladı. Güzellik algısındaki bu çatallaşma aslında her iki tarafı da besleyen bir durum oluşturdu. Rihanna geçtiğimiz yıl New York Moda Haftası'nda, Savage x Fenty defilesinde büyük beden, farklı ırklarda çok çeşitli kadın bedenine yer vererek gönülleri fethetti ve en büyük rakibini her beden güzeldir kampanyasıyla vurdu. Ardından Gucci makyajsız, estetiksiz, dayatılan güzellik kavramından uzak genç bir kadını podyumda gururla yürüttü. Bizse bir taraftan kusursuz güzellikteki kadınları hayran hayran incelerken aynı zamanda yaradılışıyla var olmayı seçenler arasında gidip geldiğimiz bir dönemin içindeyiz. Doğallığın, olduğun gibi görünmenin değerini savunurken yine gidip bir karın kasına hayran kalıp hayıflanabiliyoruz. Sistemin açık seçik görünen iki yüzlülüğü içinde kaybolmamamızı diliyorum. Hayattaki tek gayenin güzel olmak gerektiği düşüncesi çok yorucu olmalı. Bu uğurda rengini, ruhunu teslim etmiş öyle kusursuz bedenler görüyorum ki. Güzellik kavramı sadece bedenle ölçülmemeli.

Bedeniyle Mutlu Kişiler Yapay Güzelliğe Tepki Gösteriyor
Bedeniyle mutlu, müdahaleye gerek görmeyen kişiler dayatılan yapay güzelliğe tepki gösterebiliyor. Estetikleriyle güzel olmayı seçmiş bir kadın elde ettikleriyle diğer kadınların gözünde hak edilmemiş zafer algısı yaratabiliyor. Ve tüm bunlar acımasız cümleleri doğuruyor. Diğerlerine yaptığı yorumların ölçüsünü ve kıvamını da kişinin aileden aldığı eğitim, sosyal çevre ve kendiyle barışık olabilme kapasitesiyle hayattan duyduğu mutluluk dozu belirliyor. Bu dozda ne kadar eksiklik varsa öfkenin kelimelere dökülüşü de o kadar acımasız oluyor.



ONUR BAŞTÜRK - KÖŞE YAZARI

Sürdürülebilir Güzellik Ön Planda
Aslında güzellik tanımı her dönemin trendlerine göre değişiyor. Mesela 20. yüzyılın ilk dönemlerinde biraz kilolu olmak hiç de problem değilmiş. Ama tabii sonradan, 70'lerde mesela her şey gibi bu durum da değişmiş. Şimdi ise karmaşık bir algı var. Hatta bana göre şu dönemlerde sürdürülebilir güzellik ön planda. Yani sadece belli bir yaşta güzel ve iyi görünmek değil, ilerleyen yaşlara kadar bunu sürdürebilme derdi var. Ayrıca karizma da önemli. Karizmasız bir güzellikse son derece sıkıcı.

Yüzyılın Özelliği: Kıyasıya Eleştir
Kadınların kadınlara karşı acımasızlığı ise korkarım daha da artacak. Çünkü kendi aralarında müthiş bir rekabet var ve bu rekabeti seviyor kadınlar. 21. yüzyılın en önemli özelliği de galiba bu: Biri senden iyi ve güzel görünmeyi basarmışsa, önce kendini sorgula, sonra da onu kıyasıya eleştir.



MURAT AYTULUM - MODA TASARIMCISI


Artık Aykırı Olan Daha Güzel
Farklı ve kusurları kucaklayan yeni bir güzellik anlayışı başladı. Herkesin benimsediği güzellik tanımının dışında bir oluşum bu. Artık çirkin ya da aykırı olan daha çekici. Yeni nesil güzel ya da zarif olanın peşinde değil çünkü ilham kaynağı sokak... Dünya markalarının model seçimlerini de değişen bu algıyla bağlantılı buluyorum. Ben standartçıyım, standart güzellik ve estetik anlayışını benimseyenlerdenim. Tabii değişen bu durumu asla reddetmiyorum, sadece keyifle takip ediyorum.

Bu Savaş Moda Sektörünü Ayakta Tutuyor
Her kadın acımasızdır çünkü diğer tüm kadınlardan daha güzeli ya da en güzeli olmanın savaşını verir. Mesela düşününce kadın, kadın için giyinmez mi zaten? İşte dünya moda sektörünü ayakta tutan da bu savaştır bence. İçinde bulunduğumuz duruma bakacak olursak da, sosyal medya bir er meydanı ve savaş tabii ki orada da devam edecek.



SARE PALASKA - ASTROLOG


Yıldızlar Güzellik Anlayışının Değiştiğinin Habercisi
Güzellik anlayışının çağdan çağa, kültürden kültüre değişen bir şey olduğunu bilmeyen yoktur. Güzellik standartları da, zaman içerisinde çeşitli değişiklikler gösterebilir. Gökyüzündeki yıldızlarsa bize yeni bir güzellik anlayışının geleceğini haber veriyorlar. Kişisel doğum haritalarımızda güzellik deyince Boğa ve Terazi burçları, gezegen olarak da Venüs ve Ay daha çok anlam kazanır. Jenerasyon olarak trendleri belirleyen gezegenler ise Uranüs, Neptün ve Plüton'dur. Ve burada konunun astroloji ile ilgili kısmı ise, Uranüs jenerasyon gezegeninin Boğa burcuna geçmesi. Bizler astrolog olarak, önümüzdeki potansiyelleri yorumlayabilmemiz için geçmişteki istatistiki bilgileri göze alırız. Önümüzdeki yedi yıllık süreçteki güzellik anlayışı ile ilgili yorum yapabilmek için, 1934'lere geri dönüş yapmak gerekiyor çünkü Uranüs gezegeni daha önce 1934'lerde Boğa burcuna seyahatine başlamış. O dönemleri araştırdığımız zaman ise aslında kadınların ve erkeklerin güzellik anlayışlarında çağa göre modern ama daha doğal çizgiler yakaladıklarını görüyoruz. Şimdiki döneme baktığımızda da aslında doğallık yine ön planda. Çünkü Boğa burcu demek, doğayla uyumlu olmak gerektiğini gösterir ama bu evi marjinal bir gezegenin ziyaret ediyor olması bu güzellik anlayışının içerisinde teknolojinin de var olacağını gösterir. Yani aslında ne demek istiyoruz? İnsanların kendi vücut yapılarına aykırı olmayacak şekilde her türlü modern teknolojiyi kullanarak güzellik anlayışını değiştirdiğini göreceğiz. Kendi doğal saç rengimiz neyse, o renge döneceğiz. Vücudumuzda estetik yaptırmayı düşündüğümüz herhangi bir organımız varsa dahi bunu da kendi vücut yapımıza ve kendi doğalitemize uygun yaptıracağız. Eğer ki, estetik operasyonlarımızda kendi fiziksel kimliğimizin dışında birtakım uygulamalar yaptırırsak artık bu konuda eskide kalmış olacağız çünkü yeni trendler tamamı ile doğallıkla teknolojiyi birbirine bağlayan şekilde önümüze gelecek. Buna günümüzden bir örnek vermek gerekirse, model Sophia Hafjipanteli'yi konuşabiliriz. Kaşlarını aldırmadan doğal bırakıyor ama aslında bu şekilde davranarak tam da Uranüs-Boğa kalitesini gösteren bir davranış modeli sergiliyor.

Eleştirinin Dozu Yavaş Yavaş Azalacak
Uranüs Boğa burcuna girerek klasik olan güzellik algısını yıktığı için 6 Mart 2019'la Nisan 2026 arasında daha organik, daha doğal, daha olduğumuz gibi bir güzelliğe doğru gidiyoruz. Tabii bu düşünceye alışmak, şu an için çok kolay değil. Kusursuz fizik görüntüsü yerini yavaş yavaş doğal olana doğru bırakacak, insanlar da buna zamanla alışacaklar. Şu anda yapılan bu eleştirileri daha sonra yapamayacaklar. Aslında geleceğin güzellik anlayışını vermiş olduğunuz örneklerle şu anda seyrediyoruz. Henüz yeryüzünde bunun farkında olan insan sayısı çok fazla değil.



EGE SOLEY - GİRİŞİMCİ/YAZAR


Güzellik Konusundaki Dayatmalar Pazarlama Stratejisi
Çok uzun yıllar boyunca hepimize güzelin ne olduğunu hep başkaları tanımladı, bunun başında da elbette çok büyük tüketimlere dayanan moda ve kozmetik sektörleri geldi. Bize hep eksik olduğumuzu, tüketirsek, daha çok alırsak güzel olacağımızı hissettirdiler. Gel gör ki, bunun bir pazarlama stratejisi olduğu gün geçtikçe daha çok insan tarafından fark edildi ve kişiler hem kendindeki hem çevrelerindeki gerçek güzellikleri daha fazla görmeye başladı. Bana sorarsanız kendi gerçeğinden uzaklaşmayan, sadece kendine benzeyen her şey güzel. Hepimiz yaratıldığımız halimizle çok güzel ve tam olarak olmamız gerektiği gibiyiz. Diğer yandan elbette basmakalıp ve ezberletilmiş güzellik tanımlarına uymaya çalışan veya bu kalıpların dışındaki hiçbir şeyi güzel olarak tanımlamayacak insanların sayısı da hâlâ çok fazla. Yine de yavaş yavaş geliştiğimizi, gözümüzü açtığımızı ve algılarımızı değiştirmeye başladığımızı görmek sevindirici.

Eleştiri Konusu Hep Kadınlar Üzerinden İlerliyor
Kadınların en büyük eleştirmeninin yine kadınlar olmasının sebebini, hepimizin içine yer etmiş içi boş bir rekabete bağlıyorum. Hayatımız boyunca dış etkenler bizleri özellikle fiziki görünüşümüz üzerinden öyle çok vuruyor, eleştiriyor ve kötü hissettiriyor ki, biz de hem kendimizi hem dışarıdakileri bu şekilde yargılıyoruz. Erkekler de aynı şekilde hep yakışıklı olma baskısı hissediyorlar mıdır üzerlerinde? Hiç sanmıyorum. Dolayısıyla da tabii bu eleştiri konusu hep kadınlar üzerinden ilerliyor. Ama dönemler değişiyor, kadınlar bir taraftan da her geçen gün birbirlerinin en büyük destekçileri olmaya devam ediyor. Ben de yargılayıcı ve eleştirel olmaktansa birbirimize her daim destek olmamız gerektiğini savunuyorum.



AŞKIM KAPIŞMAK-İLETİŞİM UZMANI VE YAZAR

Kişinin Doğallığı En Çekici Hali
Eskiden güzel kelimesi, iyi kelimesi ile aynı anlama gelirmiş. Güzel insan, güzel adam, güzel kadın gibi. Tabii zamanla onun da evrim geçirip bugün geldiği noktayı görüyoruz. Görsel varlıklarız ve sistemin dayattığı şablonlara mahkum ediliyoruz. Kapitalist sistem insanın ruh güzelliği ve mutluluğu ile değil, beden güzelliği ve geçici hazları ile ilgileniyor. Sağlıklı olmak, faydacılık ise son yıllarda fark edildi ve inanın ondan da sıkıldık. Birbirine benzeyen insanlardan, sürekli yenilenen ürünlerden… Kadının estetik algısına saygımız var ama kadının dişiliğinden önce kişiliğini yüceltmeliyiz. Kişinin en cesur ve çekici hali doğallığı diye düşünüyorum. Markaların kıyafetlerini satmak için estetik görünümü bu kadar dayatmasına da karşıyım.

Dış Görünüşü Yargılamak Cehaletin Şiddeti
Kadın erkek fark etmiyor ama kadınları cahil bırakırsanız tek beslendiği yer estetik olur diye düşünüyorum. Bana göre bir insanı görünüşü yüzünden linç etmek cehaletin şiddetidir. Bunu yapan kadınların ciddi bir karakter zayıflığı olduğunu düşünüyorum. Ülkemizde kadına yönelik bu kadar ayrım varken kadının kadını görünüşü yüzünden linç etmesi büyük bir ayrımcılık. Yetişkin olamamış ergen tavrıdır tüm bunlar. Ergenlikte insanlar diğerleri ile dalga geçmeye, dışlamaya daha yatkındır ve bu durum yetişkin oldukça genelde düzelir. Ama şahit olduklarımızdan da görüyoruz işte; düşünün ne kadar çok gelişmemiş kadın ve erkek var. Belki de başkasına bu tarz saldırmak kendi zayıflıklarından uzaklaşmak için kullandıkları bir baş etme yöntemidir. Aydın insan, akla, ruha ve zarafete bakar.
BİZE ULAŞIN