Sağlığa Hukuki Koruma

BGN Hukuk Bürosu’ndan Avukat Begüm Giray, halk sağlığının korunması adına uygulanan hukuki düzenlemeleri kaleme aldı.

Giriş Tarihi: 09.05.2019 14:55 Güncelleme Tarihi: 09.05.2019 17:33

Yaşam kalitemizi düşürüp erken ölümlere yol açan obezite ile ilişkili hastalıkların ülkemizde görülme sıklığı arttı. Gün geçmiyor ki fazla kilolarıyla başı dertte olan yakınınız diyabet hastası çıkmasın veya her gün patates cipsi tüketen arkadaşınız damar tıkanıklığı nedeniyle hastanenin yolunu tutmasın. Söz konusu hastalıkların önlenmesi ve tedavisinde hiç kuşkusuz beslenme alışkanlıklarının değiştirilmesi, dengeli beslenme alışkanlıklarının yerleştirilmesi ve hareketli yaşam biçiminin benimsenmesi şart. Bu anlamda sağlıklı gıda tüketiminin teşvik edilmesi; sağlıksız gıda (doymuş yağ, trans yağ, serbest şeker ya da tuz içeriği yüksek -enerji değeri yüksek besin değeri düşük-) tüketiminin azaltılmasının önem taşıdığının altını çizmek gerekiyor.

Avukat Begüm Giray

Hedef Halk Sağlığını Korumak

Sağlık Bakanlığı da halk sağlığını koruma ve hastalıkların önlenmesi adına koruyucu tedbirler almak için bazı hukuki düzenlemeler getirdi. 29 Eylül 2010 yılında Başbakanlık Genelgesi olarak yayınlanan ve güncellenen "Türkiye Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat Programı"nın yanı sıra; 30.10.2018 tarihinde Sağlık Bakanlığı ve Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu arasında "Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat İşbirliği Platformu Aşırı Tuz Tüketiminin Azaltılması Protokolü" imzalandı. İlgili düzenlemelerle birlikte, toplumdaki aşırı şeker ve tuz tüketiminin kademeli olarak önerilen seviyelere düşürülmesi hedeflenmiş; sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivitenin artırılması amacıyla farklı sektörlerle işbirliği çalışmaları yapılması öngörülmüş. Zira Dünya Sağlık Örgütü de, günlük kişi başı tuz tüketimini 5 gramın altına düşmesini öneriyor ve bu miktar bir tatlı kaşığı veya tepeleme bir çay kaşığına denk geliyor. Yani, bu mevzuatlar ışığında; sahil yürüyüşlerinizin ardından oturup soluklandığınız çay bahçelerinde ambalajlı olmayan üç beş şeker ile birlikte servis edilemeyecek artık demli çaylarınız. Ya da adliye lokantasında duruşmaya girmeyi beklerken sipariş ettiğiniz menemenin tuzu eksik geldiğinde, masada ona uzanmanızı bekleyen bir tuzluk hazır bulunmayacak. "Ağız tadımla yemeğimi yiyeyim, tuzu, biberi yerinde olsun" derseniz de; yerinizden kalkıp ayrı bir yerde 0,5-1 gr'lık kağıt poşetler halinde bulundurulan tuzu almanız gerekecek. Müdavimi olduğunuz pastanede satılan eklerin lezzeti her zamankinden farklı geldiğinde ise, aslında hazırlayan ustanın değişmediğini ancak düzenlemeler kapsamında içine konan şeker oranının azaltıldığını fark edeceksiniz.

Farkındalık

Önemli Bakanlık tarafından yayınlanan genelge uyarınca toplumda konuyla ilgili farkındalık ve bilgilendirme çalışmaları yapılması; kamu kurum ve kuruluşlarının yanı sıra üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve özel sektörün de gönüllülük esası ile bu çalışmalara katılımının sağlanması hedefleniyor. Bizler de, daha sıhhatli bir toplumu oluşturan sağlıklı bireyler olabilmek adına; yürütülen çalışmaların önemini kavramalı ve getirilen yeniliklerden şikayetçi olmak yerine memnuniyet duymalıyız. Aklımızdan çıkarmayalım ki; Mustafa Kemal Atatürk'ün dediği gibi, "Sağlam kafa, sağlam vücutta bulunur." Biz de bu öngörüyle hareket edip, kanuni gerekliliklere uyum sağlamalı, sağlamayanları uygulamalar doğrultusunda aydınlatmalıyız. Yeterli ve dengeli beslenen, hareketli bir toplum olabilme yönünde bilincimizi artırarak; sağlıklı olalım, sağlıkla yaşayalım.
BİZE ULAŞIN