Takıntılarınız hayatınızı ele geçirmesin

Simetri takıntınız, temizlik hastalığınız ya da belki aşırı kontrollü olmak gibi hayatı zorlaştıran başka tutumlarınız varsa, obsesif kompülsif bozuklukların eşiğinde olabilirsiniz!

Giriş Tarihi: 10.08.2019 13:12 Güncelleme Tarihi: 13.08.2019 11:42
Simetri takıntınız, temizlik hastalığınız ya da belki aşırı kontrollü olmak gibi hayatı zorlaştıran başka tutumlarınız varsa, obsesif kompülsif bozuklukların eşiğinde olabilirsiniz. Görülme oranı giderek artan ve en çok kadınları etkisi altına alan konunun izini sürdük.

İrem Orhan

Uzmanlar, "Nesnelerin duruşu ve şekillerindeki bozukluklara karşı takıntılı bir düzeltme isteği duyuyorsanız ya da her yerin ve her şeyin sürekli mikroplu olduğunu düşünüyor, temizlemeden duramıyorsanız muhtemelen obsesif kompülsif bozukluk hastası olabilirsiniz" diyor. Araştırmalarsa, çeşitli türleri bulunan ve insan hayatını giderek daha fazla ele geçiren psikolojik bir rahatsızlık olan OKB'nin görülme oranının şimdilerde önemli bir yükselişte olduğunu söylüyor. Önlem alınmadığında üzücü boyutlara ulaşabilen bu sinsi rahatsızlığın tedavisi ise pek tabii mümkün. İşte yaşanmış gerçek hikayelerle obsesif kompülsif bozuklukların perde arkası…

Son Dönemlerde Artışta
Konu hakkında bilgisine başvurduğumuz Memorial Şişli Hastanesi Psikoloji Bölümü'nden Uzman Klinik Psikolog Gizem Mine Çölümlü, günlük yaşamda takıntı olarak nitelendirilen obsesyonların, kişiyi rahatsız eden zorlayıcı duygu, düşünce ve dürtüler olduğunu söylüyor ve ekliyor, "Bu takıntıların verdiği, huzursuzluk ve sıkıntıdan kurtulmak için yapılan tekrarlayıcı eylemlere ise zorlantılı davranış yani kompülsiyon deniyor. Kişi çoğu zaman tekrarlar nitelikteki davranışlarının gerçek dışı ve mantıksız olduğunun farkında oluyor ama bunları yapmaktan da kendini alıkoyamıyor. Dolayısıyla da bu obsesif kompülsif bozukluk döngüsü mesleki ve sosyal işlevsellikte ciddi kayba yol açıyor. Yapılan araştırmalara göre OKB görülme sıklığı son dönemlerde artış gösteriyor. Öyle ki; her 100 kişiden iki ya da üçünde görülebiliyor. Kadınlarda görülme sıklığı daha yüksek olan Obsesif Kompülsif Bozukluk, çoğu zaman 21- 30 yaş civarı başlıyor ve alevlenme süreci genelde yaşanan stres verici olaylarla (iş stresi, aile çatışması gibi) ilgili oluyor."

Günlük Hayatı Kısıtlıyorsa
Her takıntı hastalık olmuyor. Günlük hayatta kişilerin masumane olarak nitelendirilen meşguliyetleri ya da hayalleri olabilir. Ancak burada meşguliyet ve düşüncelerin takıntı mı yoksa olumsuz düşüncenin farklı bir türü mü olduğunu ayırt etmek önemli oluyor. Kişi, takıntıları nedeniyle günlük hayatında, iş yerinde ve sosyal çevresinde birtakım sorunlar yaşıyorsa, hayat kalitesi bozulmaya başlamışsa takıntı hastalığı söz konusu oluyor ve bu durum psikiyatrik tedavi gerektiriyor.

Ya Yapmadıysam Sorunu
"Pek çoğumuzun, kültürel özelliklerinin bir parçası olarak bazı inanışları, uğurlu ya da uğursuz saydığı sayılar, renkler olabilir. Merdiven altından geçmemek, kapıdan hep sağ ayakla çıkmaya dikkat etmek gibi... Temelde yapılan, olmasından endişe duyulan olumsuz bir durumun gerçekleşmemesi için bizi rahatlatacak bir davranışta bulunmak. Mesela olumsuz bir haber duyduğumuzda kulağımızı çekip tahtaya vurmak gibi. Kimi zaman "Ütüyü prizden çektik mi? Kapıyı kilitledik mi" diye dönüp kontrol ederiz, bunlar tedbirdir. "Bir kişinin otomobilinin kapısının kilitli olduğundan emin olması güvenlik nedeni ile garip karşılanmayabilir ama evinden çıktıktan sonra, kapının kilidini geri dönüp defalarca kontrol etmesi dikkat edilmesi gereken bir durumdur" diyen Yazar ve Mindfulness Eğitmeni Kalust Şalcıoğlu, sözlerine şöyle devam ediyor: "Temiz ve düzenli olmak doğal olarak hastalık sayılmaz ama kişi her gün, saatlerce temizlik yapıyor, çamaşır yıkıyor ve bu davranışları nedeniyle etrafındakilere yeteri kadar zaman ayıramayıp, hayatındaki diğer sorumlulukları aksatıyorsa bir uzmana başvurmasında fayda var."

Yeni Dijital Takıntılarımız
Dijital dünya hayatımızı gittikçe daha fazla ele geçiriyor. Telefonsuz kalma, şarjın bitmesi gibi durumlarda aşırı düzeyde kaygı ve panik duygusu yaşayan kişilerse psikologların yeni danışanları. Genellikle inkar etsek de sosyal medyanın aşırı doz kullanımı çoğumuzu etkisi altına almış durumda. Hatta bu durum öyle bir halde ki; kendine özgü bazı çeşitli takıntıları bile ortaya çıkardı: - Gidilen her mekanda check-in yapma, - Sürekli e-posta ve mesajları kontrol etme, - WhatsApp'ta okundu bildirimi görmeyi bekleme, - Başkalarının çevrimiçi olup olmadığını kontrol etme, - Sürekli fotoğraf paylaşıp kaç beğeni aldığını takip etme, - Paylaşımları kimin beğenip, kimin beğenmediğini izleme, - Yediğini, içtiğini, gezdiğini gün boyu paylaşıp kendini gösterme, - Sosyal medyada sürekli birilerine saldırma gibi davranışlar en güncel takıntılarımız. Daha pek çok örnek verilebilir ancak bunlar bile insanın dönüp kendini sorgulamasını sağlayacak kadar önemli.

İkili İlişkileri Sınıyor
Obsesif kompülsif bozukluklar konusunu ikili ilişkiler açısından değerlendiren Uzman Klinik Psikolog Merve Saraçoğlu, "Tüm sosyal ilişkileri olumsuz yönden etkileyen OKB özellikle ikili ilişkilerde tarafları oldukça zorluyor. OKB tanısı almış ve mesela temizlikle ilgili takıntıları olan kişi, partneriyle cinsel ilişki kurma konusunda zorlanabiliyor hatta hastalığın dozuna göre partnerinden iğrendiği bile oluyor. İlişkilerde görülen diğer bir takıntı da aslında partnerin kendisi oluyor. Kişi eğer ihtiyaç duyduğu sevgi "ve ilgiyi göremiyorsa bu durumu ve o kişiyi takıntı haline getirmeye başlıyor. İlgi görmek isteyen kişi ilgiyi üstünde tutmak için çeşitli yalanlara başvuruyor, gün içinde başka hiçbir şey düşünmemeye başlıyor, çok ilerlemiş vakalarda durum intihara kadar gidebiliyor" diyor. Saraçoğlu, OKB'nin nedeninin ise net olarak söylenemeyeceğini belirtiyor ve ekliyor, "Ancak araştırmalarda ve terapiler esnasında hastalardan alınan bilgilere bakıldığında çocukluk çağı travmalarının etkili olduğu söylenebilir. Çocuklukta çok fazla ceza ve şiddete maruz kalmış, sevgisiz büyümüş bireylerde OKB görülme riski daha fazladır."



​Sağlıklı Yeme Takıntısı Zorluyor

Uzman Klinik Psikolog Pınar Yıldırım'a göre, obsesif kompülsif bozukluk arttıkça, sağlıklı yeme takıntısı (ortoreksiya nervoza) da artıyor. Siz de aşağıdaki gibi belirtiler yaşıyorsanız, en kısa sürede psikoloğa başvurmanız gerekebilir:

Günde üç saatten fazla sağlıklı yeme ile ilgili düşünmek, alışveriş yapmak ve sürekli sağlıklı yemekler hazırlamak Sağlıklı besinlerle beslenmenin diğer beslenme alışkanlıklarına göre daha üstün olduğunu düşünmek

Sağlıklı olduğunu düşündüğü bir diyeti takip etmek ve bunu ihmal ettiğinde telafi etmek için kısıtlayıcı davranmak

Diyeti ihmal ettiğinde suçluluk duymak ve hatta kendinden nefret etmek

Önceden zevk aldığı, haz duyduğu şeylerin yerini sağlıklı beslenmenin alması.

Akıllardaki Soru "Obsesif misin?"
Medicalpark İzmir Hastanesi'nden Doktor Zeki Hozer, OKB'nin tanı ve tedavisi konusunda şunları söylüyor: "1917 yılında Freud tarafından tanımlanan bu takıntılar, günümüzde günlük sohbetlerde bile o kadar yaygın kullanılıyor ki, hepimiz oturduğumuz restoranda yan masadaki bir diyalogta 'obsesif misin' gibi cümleleri en az bir kez duymuşuzdur. Tüm bunlar bir yana OKB'nin tespiti aşamasında varsa fobiler, anksiyete, depresyon, şizofreni ve epilepsi gibi hastalıkların bilinmesi önemli olur. Sıkıntılı süreç boyunca, obsesyon ile kompülsiyonun ayrı ayrı ya da birlikte olması ve kişinin özel ve sosyal yaşamına olan etkisi bağlamında tanı konularak tedavi edilir. Tedavisinde ise ilaçlar, psikoanalitik terapiler ve psikocerrahi dahil pek çok yöntem mevcut.

"Takıntıdır Geçer"
Demeyin 32 yaşındaki elektrik mühendisi Ayça G., bundan yaklaşık beş yıl önce iki yıllık birlikteliğini sonlandırmak zorunda kaldı. Genç kadının içinden geçtiği zorlu süreçler dolayısıyla biten ilişki, ayrılan taraf ondan uzaklaştıkça takıntı haline gelmiş. Karşı tarafı yeniden kazanmak için hata üzerine hata yapan Ayça Hanım, çabaları sonuç vermeyince umutsuzluğa kapılıp hayatına son vermeyi bile düşünmüş. Durumu, "Yaşadıklarımı önceleri basit bir aşk acısından ibaret sayarken, bir arkadaşım iyi bir danışman önerdi ve birkaç seansta teşhis konuldu. Obsesif kompülsif bozukluk belirtilerini süreçte görmezden gelip kendimize yakıştıramıyoruz ama sonra zor yoldan deneyimleyerek öğreniyoruz" diye özetleyen Ayça G., "Tavsiyem, yaşadığınız tekrarlayan davranışlara 'Takıntıdır' deyip geçmeyin, sizi hafif de olsa zorlayan her konuyu bir bilene danışın" diyor.

Yeni Çözümler
Psikoloji Bilimi Uzmanı Gülferi Yıldırım, "Batı dünyasında yeni bir kavram olan 'mindfulness', stresi azaltmada, kendini fark etmeyi artırmada, duygusal zekâyı geliştirmede, yıkıcı duygusal ve davranışsal süreçleri zayıflatmada, her geçen gün kullanılması hızla yaygınlaşan etkin bir yöntem oluyor" diyerek sözlerine şöyle devam ediyor, "Mindfulness psikolojik sağlığı geliştirmek için ortaya çıkmış, kanıta dayalı bir araçtır. Kronik ağrı, kaygı bozuklukları, depresyon, travma sonrası stres bozukluğu, obsesif kompulsif bozukluk, madde bağımlılığı ve kişilik bozuklukları gibi pek çok klinik bulguda etkin bir müdahale yöntemi olduğu ise deneysel olarak kanıtlanmıştır."
BİZE ULAŞIN