Sesimiz Daha Yüksek Çıkmalı

Bir yanda merhameti ve emeğiyle dünyayı daha iyi bir yere dönüştüren; sevilmeye, değer görmeye layık kadınlar. Diğer yanda ise manşetlerde yer alan kadın cinayetleri, şiddet haberleri. Peki, nedir bu gidişe “dur” demenin hukuki temeli?

Giriş Tarihi: 09.11.2019 16:26 Güncelleme Tarihi: 09.11.2019 16:26
Avukat Begüm Giray

Kimi tayt giydiği için edepsiz görüldüğünden, kimi yalnızca boşanmak istediğinden, kimi ise sadece cani bir şoförün kullandığı minibüse bindiğinden. Hepsi, ne yazık ki her geçen gün artan bir nüfusla, şiddetin ve insanlık dışı vahşetin kurbanları oldu. Yakın zamanda eski kocası tarafından bıçaklanarak öldürülen Emine Bulut gibi birçok kadın, "Ölmek istemiyorum" yakarışları içinde ve evladının "Lütfen ölme!" haykırışları eşliğinde hayata gözlerini yumdu maalesef. Yapılan araştırmalar sonucunda kadınların en büyük toplumsal sorununun "Şiddet" olduğu tespit edilmiş ise de; ne yazık ki ülkemizde yürütülen çalışmalar sorunun çözümünde yetersiz kalıyor. Mahkemelerde kabaran suç dosyaları karşısında, bu vahşeti gerçekleştirenlerin duruşma esnasında takım elbise giyerek pişman olduklarını ifade etmeleri "iyi halden" ceza indirimi almalarına yarıyor. Bakın kanunlar, halk tarafından linç edilmelerine varacak bir nefretin mimarı katil zanlılarına karşı kadını korumak adına ne gibi düzenlemelere yer veriyor… Şiddete maruz kalarak öldürülen kadının insan olarak en temel hakkı, başta Anayasamızda düzenlenen "yaşama hakkı" elinden alınmış oluyor. Bu vahim sona giden yolda; devletin, erkek şiddetine maruz kalan ya da şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınları koruma yükümlülüğü bulunuyor. "Ailenin Korunmasına ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun" uyarınca ise; şiddet önleme ve izleme merkezleri kurularak, adil, etkili ve süratli destek ve hizmet verilmesi amaçlanıyor. Bu kapsamda şiddet uygulayan hakkında evden uzaklaştırma gibi birtakım tedbirler uygulanması, kadının korumaya alınması ve talebi üzerine oturduğu eve "aile konutu" şerhi konması, çalışma hayatına dahil olabilmesi adına kreş imkanı verilmesi, Tanık Koruma Programı kapsamında kimlik ve belgelerinin değiştirilmesi gibi imkanlar sunuluyor. Ayrıca bakanlık bütçesinden kadına geçici maddi yardım yapılması da söz konusu olabiliyor. Türkiye dahil 20 ülkenin daha onayladığı "İstanbul Sözleşmesi"nde de; hem kadın ve erkek eşitliğinin sağlanarak kadının güçlendirilmesi hem de kadına karşı ve ev içi şiddetin önüne geçilmesi hedefleniyor. Bu anlamda devletin koruyucu önleyici tedbirler alma yükümlüğü devam ediyor.

2714
Son 11 yılda erkekler tarafından öldürülen kadın sayısı...

ŞİKAYET VE İHBAR İÇİN HANGİ KURUM VE KURULUŞLARA BAŞVURACAĞIZ?
Devletin şiddeti önlemek ve gidermek adına üstlendiği rolü desteklemek için vatandaş olarak her birimize görev düşüyor. Bir kadının şiddete maruz kalması ya da risk altında bulunması halinde mağdur tarafından ilgili makam ve mercilere şikayette bulunulması veya vahşete şahit olanlarca sessiz kalınmayarak durumun ihbar edilmesi gerekiyor. Valilik, Kaymakamlık, Polis Merkezleri, Jandarma Karakolu, Adli Makamlar (Cumhuriyet Başsavcılığı ve Aile Mahkemeleri), Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlükleri, Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri ile Sağlık Kuruluşları'ndan herhangi birine başvuruda bulunulabiliyor. Ayrıca Polis İmdat (ALO 155), Jandarma İmdat (ALO 156), Aile, Kadın, Çocuk ve Özürlü Sosyal Hizmet Danışma Hattı (ALO 183), Acil (112), Aile İçi Şiddet Acil Yardım Hattı (0212 656 96 96) ve Gelincik Hattı (444 43 06)'nı arayarak destek almak da mümkün. İlgili merkezlerden danışmanlık desteği almanın yanı sıra sığınma evi/konukevi ve maddi yardım da talep edilebiliyor. Yaşanan haksızlıkların giderilmesi adına ise başta kadın örgütleri olmak üzere artık hepimizin sesi daha yüksek çıkıyor. "Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu", "Mor Çatı", "Kadınlarla Dayanışma Vakfı (KADAV)", "Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM)", "Kadın Meclisleri", "KAMER" ve "İMDAT" gibi birçok sivil toplum kuruluşları ve sosyal medya dayanışmasıyla birlikte; "Karı koca arasına girilmez" çekincesiyle vahşete seyirci kalmayan, işlenen suça ortak olmamayı seçen bir toplum olma yolunda evriliyoruz. Türkiye'nin kadına yönelik şiddetle mücadele politikalarını ve uygulamalarını masaya yatırarak, İstanbul Sözleşmesi'nin denetim organı olarak görev yapan GREVIO'ya (Kadınlara Karşı Şiddet ve Ev İçi Şiddete Karşı Uzman Eylem Grubu) alınması gereken acil önlemleri sıralıyoruz. Acımasızlığın, vicdansızlığın faturasının kanunlarımız nezdinde en adil şekilde kesilmesi; kadınların metalaştırılmamaları, saygı duyulup değer görmeleri için çalışıyoruz. İşlediği cinayeti 'karısına olan aşkından ve kıskançlığından gerçekleştirdiği' savunmasıyla haklı çıkarmaya çalışan cehalet ve caniliğin son bulduğu; şiddetin değil sevginin yeşerdiği bir düzenin hayaliyle yaşıyoruz…
BİZE ULAŞIN