Mükemmelin peşindeki kadınlar

Kariyerimizde zirveye tırmanmak, evde harikalar yaratmak ve hacimli saçlarla salınmak derken kadınlar olarak hayatta her konuda mükemmeli yakalamaya çalışıyoruz. Ancak bunu yaparken nur topu gibi bir sendromu hayatımıza sokuyoruz. Nasıl mı? İşte Süper Kadın Sendromu...

Giriş Tarihi: 27.12.2016 11:10 Güncelleme Tarihi: 27.12.2016 11:10

REYHAN GÜNEŞ

KİMDİR BU SÜPER KADIN?

Süper Kadın Sendromu, adından da anlayabileceğiniz üzere süper kadın olmaya çalışmak anlamına geliyor. Yazar Marjorie Hansen Shaevitz'in, 1984 yılında yayımladığı Superwomen Syndrome adlı kitabıyla ilk defa gündeme gelen bu konu, aslında 1960'ların başında başlayıp 70'lerin sonuna kadar etkisini devam ettiren ikinci dalga feminizmin etkisiyle tartışma konusu haline geldi. Her ne kadar klişe gibi görünse de bu sorunun kaynağını bulabilmek için çocukluğunuza inmek gerekiyor. Çünkü küçük yaşlardan itibaren kız çocuklarına sorumlu ve aklı başında davranması, söz dinlemesi, isteneni yapması kısaca mükemmel olması öğretiliyor. Erkek çocuklarının aksine kız çocuklarından hem okulda başarılı olması hem ev işlerine yardım etmesi hem de çevresindekilerle iyi ilişkiler kurması bekleniyor. Kendimize örnek aldığımız fedakar, ailesi için her şeyi yapmaya göze alan anne figürü de bu öğretiyi perçinliyor. Yaşının ilerlemesiyle ailesinin yanından ayrılıp kendi hayatını kuran kadın yine tek başına her şeye yetişmeye çalışıyor. En basit anlatımla bu şekilde özetleyebileceğimiz Süper Kadın Sendromu'nun size kendinizi hatırlattığını tahmin ediyoruz. Ancak merak etmeyin, yalnız değilsiniz. Birçok rolü aynı anda ve mükemmel şekilde yapmaya çalışmak neredeyse tüm kadınların yaşadığı bir buhran. Şimdi sözü 31 yaşındaki okuyucumuz Esra'ya bırakıyoruz: "Yaklaşık altı yıldır İstanbul'da büyük bir reklam ajansında çalışıyorum. Üç yıl önce aşık oldum ve geçen yıl evlendim. Uzaktan bakınca pek çok insanın beni şımarıklıkla suçlayabileceğini tahmin edebiliyorum. Çünkü kağıt üstünde her şey mükemmel görünüyor. Ama ben çok uzun zamandır üzerimde yoğun baskı hissediyorum. Bu baskının temelinde 'en iyi olma' çabası yatıyor. Sadece işimden veya evimden bahsetmiyorum. Her konuda yetersiz olduğumu, daha iyisi olabileceğimi ve daha büyük şeyler başarabileceğimi düşünüyorum."


"KENDİ ZAMAN DİLİMİMDE YAŞIYORUM"

"Orta halli bir aileden geliyorum. Bu yüzden kendimi bildim bileli okul hayatımda başarılı olmak için çalıştım. Günün birinde kendi ayaklarının üzerinde durabilen bir kadın olmak istiyordum. Annem neredeyse her anne gibi kendini evine ve ailesine adamış bir kadındı. Neyse ki, benim üzerimde hiçbir zaman ev işlerine yardım etme baskısı kurmadı. Ancak üniversite yıllarında hayatın artık beni köşeye sıkıştırmaya başladığını hissedebiliyordum. Hayatım spor salonu, kuaför, kütüphane, okul kulüpleri, erkek arkadaşım, arkadaşlarım ve staj yaptığım ajans arasında koşturmakla geçiyordu. Üniversiteden mezun olduğumda staj yaptığım ajansta çalışmaya başladım. Artık kendi ayaklarının üzerinde duran bir kadın olmuştum ancak ailemden destek almadığım için hayatta maddi kaygılarım da vardı. Zamanla hiçbir şeye yetişemediğimi hissetmeye başladım. Bu size tuhaf gelebilir ama ben yıllardır herkesten bir saat önde yaşıyorum. Yapılacaklar listemdekileri yetiştirebilmek adına cep telefonum da dahil olmak üzere hayatımdaki tüm saatleri bir saat geri aldım. Tempoma ancak bu şekilde yetişebiliyorum. Şimdi her sabah kalkıp telaşla kahvaltıyı hazırlıyorum. Eşimle kahvaltımızı yaparken haberleri okuyoruz. Hazırlanıp işe gitmek bir saatten fazla zamanımı alıyor. Ajanstaki yoğun tempo yüzünden bazı günler yemek yemeyi bile unutuyorum. Akşam yorgun eve dönerken önce markete uğruyorum. Sonra beni bekleyen ev işlerini hallediyorum ve yemeği hazırlıyorum. Hafta sonları aileme, eşimin ailesine ve arkadaşlarımıza zaman ayırmaya çalışıyoruz. Haftada sadece birkaç saat ayaklarımı uzatıp dinlenebiliyorum. Bu süreçte bile genellikle kendimi 'Bunlara da yetişmeliyim' derken buluyorum. Hayatımda stresin gelip başköşeye oturmasından elbette mutlu değilim. Kendimi yanımdan hızla geçen bir arabaya koşarak yetişmeye çalışıyormuş gibi hissediyorum."

MAZERETİMİZ VAR; ASABİYİZ BİZ

Esra'nın anlattıklarından da anlayabileceğiniz gibi Süper Kadın Sendromu üzerimizde her şeye yetişme baskısı kuruyor. İş, aile ve sosyal hayatta birden fazla rolü aynı anda üstlenmenize neden oluyor. Yani daha fazla çalışıyoruz, kendimizi daha fazla adıyoruz ve daha fazla baskı hissediyoruz. Çünkü mükemmelliyetçi olmak stres seviyemizi artırıyor. Kusurlarımızın ve eksikliklerimizin daha çok gözümüze batmasına neden oluyor. Limitlerimizi zorlayıp dört dörtlük hayatlar için çabalamak bizi yıpratmaktan başka işe yaramıyor. Zamanla daha agresif, hırslı ve depresif bireylere dönüşüyoruz. Olumsuz şeyler düşünme eğilimi ediniyoruz, duygusal patlamalar ve konsantrasyon bozukluğu yaşayabiliyoruz. Kendinize zarar vermekle kalmıyoruz; etrafımızdakiler üzerinde de buna benzer baskılar kuruyoruz. Kusurlara takılıp çevremizdekileri yıpratıyoruz.


KADINLARIN GÜCÜ ADINA

SÜPER KADINLAR, ENDİŞELENMEYİN. ÇÜNKÜ BU SENDROMU ALT ETMENİN YOLLARI VAR.

Elbette kusurlarınız ve eksikleriniz vardır. Hedefiniz mükemmel bir hayata sahip olmak olmasın. Hayatın ipleri sizin elinizdeymiş gibi davranmayın çünkü değil. Olduğunuz insanla barışın.

"Onu da yapmalıyım", "Buna da yetişmeliyim" gibi sizi zorlayan –meli, -malı cümlelerini hayatınızdan çıkarın. Beklentileriniz ve öncelikleriniz tabii ki olsun ama bunu yaparken durmanız gereken yeri bilin. Kendinize ulaşılabilir, gerçekçi hedefler belirleyin.

Kendinizden çok başkaları için yaşamaktan, başkalarını memnun etmeye çalışmaktan vazgeçin. Hayır demek sizi kötü biri yapmaz. Unutmayın, çevrenizdeki insanların her şeyine koşamazsınız, her ihtiyaçları olduğunda yanlarında olamazsınız. Sizden bu cevabı duymak ilk aşamada onları şaşırtabilir ama zamanla kendi ayakları üzerinde durmayı öğreneceklerinden emin olabilirsiniz.

Gerektiğinde yardım istemekten çekinmeyin. Biliyoruz, tarzınız değil ama hayatta tek başınıza yaşamıyorsunuz. Sorumluluklarınızı paylaşın. Dünya dönmeyi bırakmayacak emin olabilirsiniz.

Kendinize "Mükemmel olmak gerçekten mümkün mü" sorusunu sorun. Hatalarınızdan ve başarısızlıklarınızdan öğrendiklerinizin yerini hiçbir şey tutmuyor değil mi? Kendinize hata yapma ve başarısız olma şansı tanıyın. Başarıyı bu kadar tatlı yapan şeyin başarısızlık olduğunu unutmayın.

BİZE ULAŞIN