Kim korkar bağlanmaktan?

Başlıkta bu soruyu okuyunca içinizden “eski sevgilim” diye cevap vermiş olabilirsiniz. Ancak endişelenmeyin. Cosmo’nun sizler için hazırladığı yol haritası sayesinde ilişkiyi sabote eden erkeklerle baş edebilirsiniz.

Giriş Tarihi: 29.12.2016 10:56 Güncelleme Tarihi: 29.12.2016 10:56

REYHAN GÜNEŞ

FOTOĞRAFLAR: ISTOCK.COM

Zaman geçtikçe ilişkiler konusunda tecrübeleniyoruz. Karşımızdaki erkeğin davranışlarını, neyi, neden yaptığını veya söylediğini daha kolay anlayabilir hale geliyoruz. Ancak bazen hiç beklemediğimiz bir anda aldığımız ayrılık mesajı eski ilişki tecrübelerimize dayanarak emek emek oluşturduğumuz ilişki rehberimizi alt üst edebiliyor. Üzgünüm ama şunu belirtmem gerekiyor ki, karşınızdaki erkeğin bağlanma sorunu varsa o rehbere ihtiyacınız olmayacak. Çünkü şimdiye kadar öğrendiğiniz hiçbir şey onun üstünde işe yaramayacak. Bağlanma korkusu yaşayanlar çoğu ilişkisinde "Seninleyken çok eğleniyorum ama şu aşamada benden beklentilerini düşürmen ikimiz için de daha iyi", "İlişkiye hazır olduğumu sanmıyorum", "Bence yaşadıklarımıza isim koymamız gerekmiyor. Keyfimize bakalım" gibi cümleler kurar. Pek çoğunuza bir yerlerden tanıdık gelen bu cümlelerin temelinde onların aşk, sadakat ve ilişki konularında gerçekçi olmayan, negatif inançlara sahip olması yatıyor. Korkunun sarıp sarmaladığı insanlar, ilişki boyunca yarattıkları karmaşa yüzünden oldukça sakin yapıya sahip olan partnerlerini bile birer canavara dönüştürebilir. Çünkü onlar da herkes gibi aşık olup sevseler de bu duyguları diğer insanlarla kıyaslandığında daha yoğun ve korkutucu şekilde yaşıyorlar. Bu yüzden daha fazla stres oluyorlar ve saçma nedenlerle kendilerini bu girdaptan kurtarma yolunu seçiyorlar. Kurtarma operasyonunu ne zaman ve nasıl gerçekleştirecekleri belli olmadığından her an patlamaya hazır bomba gibi karşılarındaki insanı olumsuz etkiliyorlar. Tahmin edebileceğiniz gibi bağlanma korkusu yaşayan birine aşık olmak tam bir kabus olabilir. Şimdi okuyucularımızdan Selin'in hikayesine buyurun.

SELİN, 33, ANKARA
"Uzun zamandır hayatımda biri yoktu. Açıkçası kısa süreli ilişkiler ve gecelik arkadaşlıklar bana göre değil. Bir gün alışveriş merkezinde aynı şirkette çalıştığım ama çok muhabbetimin olmadığı Murat'la karşılaştım. Arkadaşlarını bekliyordu. Kahve içmeyi teklif etti. Sohbet o kadar keyifliydi ki ne alışverişin önemi kaldı ne de buluşulacak arkadaşların. Günlerce peşimden koştu. Romantik jestler yaptı. Kendine has özgüvenli, etkileyici bir duruşu vardı. Beyaz atlı prens olduğuna yemin edebilirdim. Bir süre sonra arkadaşlığımız flörte, flört ilişkiye dönüştü. İlişkinin ilk zamanları muhteşemdi. Birlikte çok eğleniyorduk. Eski ilişkilerimde biraz canım yandığından ona daha temkinli yaklaşıyordum. Hiçbir zaman ilgisini üzerimden çekmedi ve benim için çabalamaya devam etti. Bu noktada beni çok etkiledi ve aradığım kişiyi bulduğumu düşündüm. Ta ki ben kendimi ona bıraktığımda onun tüm davranışları değişene kadar. Birden bire bana olan tüm ilgisini kaybetti. Mesajlarımın ve aramalarımın çoğuna cevap vermemeye başladı. Ama ilişkimi bu şekilde sonlandırmamak konusunda kararlıydım. Onu zar zor buluşmaya ikna ettim. Sorunun ne olduğunu sorduğumda duyduklarıma inanamadım. Boyumdan kiloma, ailemden işime kadar benimle tanıştığı günden beri aynı olan ve bildiği şeyleri bahane ederek birbirimize göre olmadığımızı söyledi. Bence aramızdaki tek sorun ilişkiden korkmasıydı. Bu şekilde devam ederse hayatı boyunca biriyle mutlu olamaz."

MODERN ZAMAN HAYATLARI
Çevrenizdeki insanları bir düşünün. Aileniz, arkadaşlarınız, onların aileleri… Ne kadar çok boşanan çift var değil mi? Günümüzde 20'li ve 30'lu yaşlarda olanlar, aileleri ve arkadaş çevrelerinde yüksek boşanma oranlarına şahit olan ilk jenerasyon. Pek çok insanın bağlanma sorununun temelinde bu mutsuz ilişkiler yatıyor. Özellikle küçük yaşta annesiyle babasının boşanmasına şahit olanlarda kendini başka bir insana açma ve incinme korkusu daha çok gözlemleniyor. Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği'nin yaptığı bir araştırma ise oldukça dikkat çekici. Araştırma, 0-3 yaş arası dönemde anne ve anne benzerleriyle (bakıcı, büyükanne gibi) büyüyen çocukların ruhsal gelişimlerinde gelgit olabileceğini ve bağlanma sorunları yaşayabileceğini belirtiyor. Şöyle açıklayalım: Bebeklerin annelerine en çok ihtiyaç duyduğu dönemde anne türevleriyle büyümesi anne mahrumiyeti yaşamalarına neden olabiliyor. Anne yerine gelen bakıcı veya aile büyükleri bebeğin birden fazla anne figürü arasına sıkışıp kalmasına neden oluyor. Çocukluğundaki duygusal ortamı yeniden yaratma çabasınınsa ilerleyen yaşlarda tek insana bağlanmayı engellediği düşünülüyor. Bu korkunun temelinde ayrıca ilişkinin birden biteceği korkusu, doğru insanı bulamama endişesi, mutsuz bir ilişki yaşama düşüncesi, güven problemi ve geçmişte yaşanmış kötü ilişkiler gibi nedenler yatıyor.

NE YAPABİLİRİZ?
Öncelikle sosyal medyadaki yeteneklerinizi devreye sokun. Bu yeteneğiniz sayesinde görüştüğünüz kişinin anne kızlık soyadına kadar bilgi edinebileceğinizi tahmin edebiliyoruz. Ancak bu kadar ileri gitmenize gerek yok. Eğer karşınızdaki erkeğin bağlanma sorunu olduğunu düşünüyorsanız eski ilişkilerinin ne kadar sürdüğünü ve neden bittiğini öğrenin. İlişkilerini saçma nedenlerle bitirmesi veya şimdiye kadar hiç uzun ilişki yaşamamış olması elinizdeki ilk ipucu olabilir. Yola davranışlarını inceleyerek devam edin. Bağlanma korkusu yaşayan biri sizinle geleceğe yönelik planlar yapmaktan kaçınır. Genellikle 'Olabilir' ya da 'Bakarız' gibi cevaplar verir. Eğer partneriniz her gün başka sinyaller göndererek kafanızı karıştırıyorsa ipleri elinize alın ve sizi bu tarz zihin oyunlarıyla yıpratmasına izin vermeyin. Psikolog ve Terapist Victoria Lorient Faibish, bağlanma korkusu yaşayanların bir sonraki adımını tahmin edemeyeceğinizi, sosyal ortamlarda size yalnızken davrandığından farklı davranacağını ve sizi çevresindeki insanlarla tanıştırma, hayatının geri kalan alanlarına dahil etme konusunda çekingen davranacağını belirtiyor. Önce kendi ruh sağlığınızı düşünün. Beklentilerinizi düşürün. Hem duygusal hem de cinsel ilişkinizi olabildiğince erteleyin. Hiçbir aşamada ona muhtaçmış gibi davranmayın. Çünkü değilsiniz. Sevginizin ve ilginizin bu sorunu çözmeye yeterli olmadığını kabul edin. Çözüm için her şeyden önce karşınızdaki insanın bunu istemesi ve bir uzmandan destek alması gerekiyor. Sizin için bunu göze alamayan birinin peşinde kendinizi yormayın ve başka seçenekleriniz olduğunu unutmayın.

BİZE ULAŞIN