Yarın değil, bugün diyebilmek

Hayallerinizi gerçekleştirmek ya da hedeflerinize ulaşmak için atılması gereken o ilk adımı atmak yerine neden sürekli erteleriz? Neden korkarız? Neye üşeniriz? Yoksa siz de üstüne aldığı her sorumluluğu erteleyen kronik savsaklardan mısınız?

Giriş Tarihi: 29.12.2016 10:43 Güncelleme Tarihi: 29.12.2016 10:43

ZEYNEP SİPAHİ

Sizin de "şu an canım bunu yapmak istemiyor, sonra yaparım elbet" ya da "bu işi yarın hallederim" gibi cümleler kurarak üstünüzdeki sorumluluklardan kaçabildiğiniz kadar kaçtığınız hiç oldu mu? Birçoğunuzun "evet" dediğini duyar gibiyim. Ne var ki yumurta kapıya dayanana kadar bekleyen klasik Türk insanı alışkanlığından bahsetmiyorum. Mevzu sandığınızdan daha derin. Ulaşmak istediğiniz hedefleriniz, gerçekleştirmek istediğiniz hayalleriniz söz konusu olduğunda atmanız gereken adımları "yarın, yarın, yarın" diyerek ertelemenizden ve kendinizi bilerek sabote etmenizden bahsediyorum. Aslında ertelediğiniz iş değil, hayatınız oluyor.

Ben de bir süredir gerçekleştirmek istediğim hayallerimi ve yapmak istediklerimi bile isteye erteleyerek geçiriyordum hayatımı. Bunu yapınca mutlu mu oluyordum? Hayır, tam tersine daha da çok içim sıkışıyor, kendi kendime üstlendiğim sorumluluğun altında her geçen gün daha fazla eziliyorben de bir süredir gerçekleştirmek istediğim hayallerimi ve yapmak istediklerimi bile isteye erteleyerek geçiriyordum hayatımı. Bunu yapınca mutlu mu oluyordum? Hayır, tam tersine daha da çok içim sıkışıyor, kendi kendime üstlendiğim sorumluluğun altında her geçen gün daha fazla eziliyordum. Sonunda bu devamlı erteleme haline bir çözüm bulamayınca, minik bir depresyonda olduğuma bile kanaat getirmiştim. Çünkü normalde aklına koyduğunu yapan, iş bitirici biriyim. Haliyle kendime bu hali hiç yakıştıramadım ve kendimi çok sorguladım.

Bir gün dergiye Prokrastineyşın adında bir kitap yolladılar. Neymiş bu diyerek elime aldığım anda yazı işleri müdürümüze "benim bu konuyu hazırlamam lazım" dedim. Çünkü kitabın adı İngilizce 'procrastination' yani erteleme anlamına geliyordu. Muhtemelen iş için bu kitabı okumazsam, onu da "yarın okurum" diyerek öteleyecektim. Başkasına söz verince ve söz konusu iş olduğunda bu erteleme hali geçerli olmadığı için kendimi şanslı hissetmekle birlikte hedeflerime dair yapmam gerekenleri devamlı ertelemek sinir bozucuydu. Bunun üstesinden gelmem gerekiyordu ve fırsat tam da ayağıma gelmişti…

ERTELEME Mİ YOKSA SAVSAKLAMA MI?
Erteleme hali önceliklerinizi belirleyerek kendinize göre bir çalışma planı yaratmanızı sağlar ancak bu erteleme hali kronik hal aldığı zaman savsaklama dediğimiz evreye geçeriz ki işte bu savsaklama halinden kurtulabilmek pek de kolay değil. Savsaklama, hemen şimdi harekete geçebileceğimizi bilmemize rağmen, yapılması gereken iş veya yerine getirilmesi gereken görevle istemli ve daha ziyade kasıtlı olarak ilgilenmemektir. Kendi gönülsüzlüğümüz dışında aslında bizi harekete geçmekten alıkoyan hiçbir şey yok. Harekete geçmeye neden gönülsüzüzdür? Neden kendi hedeflerimizi gerçekleştirme uğraşımızı yine bizzat kendimiz sabote ederiz? Prokrastineyşın kitabının yazarı Psikolog Dr. Timothy A. Pychyl, 20 yılı aşkın süredir savsaklama alışkanlığı üzerine çalışıyor. Üstlendiğimiz sorumluluklardan, sonunda pişman olacağımızı bile bile kaçmamızın nedenlerini anlamaya çalışan Dr. Pychyl'a göre savsaklama alışkanlığını başlı başına bir sorun haline getiren şey, hayatımızı anlamlı kılan asli hedeflerimizden bizi koparması. En yaratıcı, en verimli zamanlarımızı sömüren bu alışkanlıkla mücadele, işte tüm bu nedenlerle gün geçtikçe daha büyük önem kazanıyor.

PİŞMANLIKLAR LİSTESİ
Dr. Pychyl'un yaptığı araştırmalar gösteriyor ki yaşlandığımızda hissedilen pişmanlık, kabahatlerden ziyade ihmalkarlıktan ve yapmadıklarımızdan kaynaklı. Bu da tamamen savsaklamayla ilgili. Aslında bugünden itibaren eğer sizin de kendinizle ilgili böyle bir sorununuz varsa ve çözmek istiyorsanız, şunu düşünmenizi tavsiye ederim çünkü bende oldukça işe yaradı. 80 yaşına geldiğinizde nasıl biri olmayı hayal ediyorsunuz? Neleri başarmış olmayı? Yanınızda kimlerin olmasını vs. Eğer o zamanki kendinizi hayal edebilirseniz, şu anki adımlarınızı ona göre atabilir ve savsaklamadan kurtulabilirsiniz.

İLK ADIMIN ÖNEMİ
Lao Tzu'nun bilgece ifade ettiği gibi: Binlerce kilometrelik bir yolculuk bile tek adımla başlar. İşte o ilk adımı atın, hemen işe koyulun. Çünkü her şeyi değiştirme gücüne sahip bir adımdır bu. Missouri Üniversitesi'nden Ken Sheldon'un yaptığı araştırma, önümüze koyduğumuz hedeflerle ilgili ilerleme kaydetmemizin önemli değişikliklere yol açtığını ortaya koyuyor. Hedeflerimiz doğrultusunda ilerlemek, bizi daha mutlu kılarak hayattan daha fazla keyif almamızı sağlıyor. İlginçtir ki olumlu duygulanımlar, hedef odaklı davranışları ve iradeye dayalı süreçleri güçlendirme potansiyeline de sahip. Önümüze koyduğumuz hedeflerde az da olsa ilerleme kaydedip kendimizi gaza getirdiğimizde, öznel mutluluk düzeyimizin yükseldiğini ve bu durumun başladığımız eylemi sürdürmemiz ve ilerlememiz için bizi teşvik ettiğini çok net görebiliriz.

SADECE BAŞLAMAK YETMİYOR
Ne var ki başlamak kronik hale gelen savsaklamanızı tamamen önleyen bir şey değil. Çünkü motivasyonunuzu sağlayıp hedefleriniz doğrultusunda çalıştığınız noktada, bunu bir kere başardığınız için "zaten istediğim zaman çalışabiliyorum" deyip işleri farkında olmadan yine savsaklamaya başlayabilirsiniz. Bu yüzden dikkatinizi dağıtacak olan şeyleri mümkün olduğunca azaltmanız gerekiyor. Arkadaşınız iki dedikodu yapmak için sizi kahveye çağırdığında bunu kabul etmeden önce bir kez daha düşünün. Mesela ben yazı yazarken televizyonu kapatmayı, telefonumu da içeride hiç titreşimini bile duymayacağım bir odada bırakmayı tercih ediyorum.

NİYE ERTELERİZ?
"Uzun süre emek sarf etmeyi gerektiren hedefler çoğu zaman tükenmişliğe neden olur. Tükenmişlik tablosunu oluşturan bireysel zemin analiz edilip gereken adımlar atılmadığında da depresyon ortaya çıkabilir. Depresyondaki kişinin günlük hayatında rutin olarak yapması gereken şeyleri bile yapmakta zorlanırken ulaşması gereken hedefleri düşünmesi ve bununla ilgili adım atması oldukça zordur" diyor Psikiyatri Uzmanı Dr. Orhan Karaca.

Bazı kişiler için adım atmama nedeni emek sarf etse de başaramayacağını düşünmesidir. Bu kişiler için başarısızlık ihtimali oldukça yüksektir. Kendilerini zaten şimdiye kadar başaramamış ve bundan sonra da başaramayacakmış gibi hissederler. Kendilerini başkalarıyla kıyaslarlar, bulundukları yerden memnun değillerdir, gelecekle ilgili de bundan farklı bir konumda olmayacaklarını düşünürler.

Bazı kişiler için adım atmama nedeni kendi başına becerebileceğini düşünmemedir. Bu kişiler karar vermekte zorlandıkları için başkasının desteğine ihtiyaç duyarlar. Özgüvenleri düşük, yönlendirilmeyi bekleyen kişilerdir. Kendi hayatlarını başkasının yönlendirmesini isterler. Bu da bir hedef oluşturma ve bu doğrultuda adım atmayı güçleştirir.

Bazıları içinse adım atmama nedeni emek vererek ulaşması gereken şeyleri zaten hakkı olarak görme, yani başkasının kendisine koşulsuz vermesini beklemedir. Bu kişiler çoğunlukla adaletsizlikten, yorulmaktan ve anlaşılmamaktan şikayetçidirler.

UZM. DR. ORHAN KARACA
ERTELEMENİN ÜSTESİNDEN GELEBİLMEK...

İNSAN HEDEFLERİ DOĞRULTUSUNDA ADIM ATMAK VARKEN, NEDEN SÜREKLİ ERTELEMEYİ TERCİH EDER?
Ertelemenin farklı nedenleri vardır. En önemli nedenlerinden biri mükemmeliyetçiliktir. Mükemmeliyetçiler kalite ve verimlilik odaklı kişiler olduğu için ortaya çıkacak sonuçla aşırı ilgilenirler. Ayrıntılara takılıp, bu ayrıntılar olmadıkça harekete geçmek istemezler. Bir yandan bu ayrıntılarla uğraşıp adım atmıyorken diğer yandan adım atmak zorunda hissediş arasına sıkışırlar.

BU SORUNUN ÜSTESİNDEN NASIL GELİNEBİLİR?
Erteleme sorununu çözmek için kişinin neden bu sorunu yaşadığı doğru şekilde tespit edilmeli. Bu konunun analizinin yapılması için bir terapistten yardım almak en isabetli adım olur. Mükemmeliyetçiliği tüm boyutlarıyla değerlendirmek, sebeplerini analiz etmek, fayda ve zararlarını ele almak, kişinin tatmin olacağı yeni standartlar oluşturmak, özgüven eksikliğinin olup olmadığını, varsa boyutlarını analiz etmek, bu çerçevede kişiyi güçlendirmek, disiplin sorunu olanların hayatlarındaki kazanç ve kayıplarla ilgili sağlıklı analizi yapabilmelerini sağlayıp, istikrar kavramıyla tanıştırmaktır. En doğru yaklaşım bu yolun bir terapist ile birlikte yürünmesidir.

BİZE ULAŞIN