Artık onu takibi bırakın!

Eski sevgililerimizi sosyal medyada takipten neden vazgeçemiyoruz?

Giriş Tarihi: 02.01.2017 11:13 Güncelleme Tarihi: 02.01.2017 11:13

FOTOĞRAF: IAN MADDOX

YAZI: YAPRAK GÖKÇÖL

ESKİ SEVGİLİM ALİ İLE YILLARDIR HİÇ KONUŞMADIM.
Onunla 19 yaşımdayken tanışmıştım dolayısıyla ikimiz de o yaştaki herkesin olacağı gibi çok genç ve tecrübesizdik. İlişkimiz sırasında da bu yüzden çok çocukça davranmıştım. Mesela ondan ayrılma sebebimi dürüstçe söylemek yerine bir gece onu arayarak babaannemin öldüğünü, bu yüzden çok üzgün olduğumu ve bir ilişkiyi sürdürebilecek ruh halinde olmadığım yalanını atacak kadar çocuksuydum. Bunun üzerine ertesi gün işten beni görmek için acele içinde bizim eve koşturduğunda da anneme "Evde değil" yalanını söyleten de aynı çocuk yaştaki bendim. İlişkimiz boyunca son derece kararsız ve dengesizdim açıkçası. Bu yüzden bu kadar seneden sonra Ali'yi aramamın asıl nedenini kendim bile bilmiyordum tam olarak. Eski bir sevgiliyi aramak aslında çoğu insan için spontan gelişen bir şeydir zaten. Bazen radyoda bir şarkı duyarsınız ve kendinizi onun cep telefonuna sesli mesaj bırakırken buluverirsiniz veya erkek arkadaşınız olduğu ve eski sevgilinizin Instagram hesabını takip etmediğiniz halde, gizlice Instagram resimlerine bakar sonra da yanlışlıkla birini beğeniverirsiniz. Hepimiz arada bir eskiye dönme özlemi, eskileri şöyle bir kontrol etme isteği duyarız. Bazılarımız bunu gerçeğe geçirmek ister, bazılarımız ise sadece bunu düşünür; tıpkı eskiden giydiğimiz ve bize çok yakışan bir kazağı bir türlü atamadığımız gibi. O kazağı bir daha asla giymeyeceğimiz halde arada bir çıkarıp halen üstümüze oluyor mu diye bakmak hoşumuza gider çünkü. Eski sevgiliyi aramak konusunda kendimize türlü bahaneler uydururuz, mesela ilişkiyi kafanızda tamamen bitirmek için son defa konuşmamız gerekiyordur veya onun iyi olup olmadığını merak etmişizdir. Ama aslında arama sebebi hep bizimle ilgilidir, o kişiyle değil.

KARŞILAŞMALAR
Daha önceden de bir kere Ali'yle karşılaştım; şu babaannemin ölümü yalanını attıktan bir süre sonra yurt dışında okurken tatil için İstanbul'a döndüğümde (!) Nişantaşı'nda bir kafede karşılaştık. O gün, birlikte birkaç saat sohbet ettiğimizde aslında bana hiç aşık olamadığını, hep arkadaş gibi gördüğünü söyleyince ben de ondan sıkıldığım için ve başka birisinden hoşlandığım için aslında ondan ayrıldığımı itiraf etmiştim. Kibar ve ama yine de alttan alta hafif agresif bir tonda geçen bu görüşmemizden sonra bir daha onu hiç aramamıştım. Bu yüzden telefona cevap verdiğinde sesi biraz soğuk ve kuşkuluydu: "Ben de evlendin falan sandım, hiç sesin çıkmıyordu" dedi kendine güvenli bir sesle ve onu arayan ben olduğum için içten içe sevinerek. "İzmir'de olduğunu gördüm Instagram'da, ben de bir arkadaşımı ziyarete geldim de bir arayayım dedim, neler yapıyorsun" diye cevap verdim. Bu sözleri söylerken kendim bile halen onu neden aradığımı bilmiyordum, gerçekten İzmir'e birkaç günlüğüne gelmiştim, yoğun bir tempom olacaktı öyleyse neden eskiden yıllar önce görüştüğüm hem de deli gibi aşık olsam anlayacağım ama olmadığım birini arıyordum ki? Üstüne üstlük yakında evleneceğim bir erkek arkadaşım vardı ve tekrar bir şeyler başlatmayı falan da hiç istemiyordum. "Neden beni aradın, özür mü dileyeceksin, yeniden arkadaş olmak mı istiyorsun? Biliyorsun bizim aramızda arkadaşlıktan ötesi vardı ama olmadı bitti işte" dedi her zamanki sinirime dokunan aşırı küstahlığı ile.

ROLLER DEĞİŞİYOR
Ali'nin bu yeni kazanılmış kendine güvenli ses tonu beni şimdiden onu aradığıma pişman etmişti, "Ben aslında" diye ağzımda bir şeyler geveleyip sustum. Gerçekten ondan ayrıldığıma pişman mıydım? Herhangi bir konuda pişmanlığım var mıydı? Sanırım vardı ama birçok konuda zaten vardı pişmanlıklarım. Bu yaşta daha çok seyahat etme fırsatım varken etmediğime pişmandım, yurt dışına okumaya gidip mezun olmadan döndüğüme pişmandım, ona babaannem hakkında yalan söylediğime ve ilişkimiz süresince dürüst ve açık olmadığım için ve yaptığım çocuksu kaprislerim yüzünden pişmandım. O da bana karşı daha açık olsaydı ve bana hiç aşık olamadığını baştan söyleseydi belki ben de o yalanları hiç söylemek zorunda kalmayacağımı biliyordum ve onunla arkadaş kalmadığıma pişmandım.

PİŞMAN MISINIZ?
20'li yaşlarınızdayken deli, dolu davranmanız zaten sizden beklenen bir şeydir, aniden fikir, iş değişiklikleri, aşk için delice şeyler yapmayı insanlar zaten neredeyse normal karşılar. Genç ve deli, dolusunuzdur ve yaşamı yeni yeni tecrübe etmeye başlamışsınızdır, doğal olarak hatalar da yapabilirsiniz. Ama 30'larınıza geldiğinizde insanlar bir anda sizin başarılı, kariyer ve aşk yaşamını rayına oturtmuş, olgunlaşmış, sakin ve gelecekten ne istediğini bilen bir insan olmanızı beklerler. Ben yeni maceralara açık bile olsam bir, iki ay içinde evleneceğim erkek arkadaşımı da, işimi de, yaşamımı da seviyordum ve bunu aniden değiştirmek gibi bir delilik yapamayacağımı biliyordum. Bu yüzden ben de kendine güvenli bir şekilde, "Hayır, hiçbir pişmanlığım yok aslında geçmişimde yaptığım hataları neredeyse seviyorum" diye cevap verdim. Ali kendini tutamayıp güldü telefonun öbür ucunda sakin olduğumu görüp rahatlayarak. Ben de güldüm çünkü o anda asıl özlediğimin Ali değil o yıllardaki ben olduğumun farkına varmıştım. Biraz alaycı bir ses tonuyla, "Sesini duymak her zaman güzel, bu arada neden Instagram'daki fotoğrafıma geçen gün beğenme işareti koydun sonra da onu sildin" diye sordu. Ben de "Dürüst olmak gerekirse ben de bilmiyorum eski günleri özlemiştim sanırım" diye cevap vererek telefonu kapattım. Telefonu kapattıktan sonra bunun da öyle bir an olduğunun farkına vardım. Tıpkı 20 yıl önce olduğu gibi, göz açıp kapayana kadar bir anda geçmişte kalacaktı.


BİZE ULAŞIN