Aşksızlaşma sendromu

Belki aşk bitebilir! Ama biten aşk yerini sevgi, saygı ve fedakarlığa bırakamıyorsa ve sağlıklı bir cinsel ilişkinin devamı gerçekleşemiyorsa, özellikle de çocuktan sonra evliliğinizde durum istemediğiniz bir hal alabilir. Önlem almak için yazımızı okuyun!

Giriş Tarihi: 09.01.2017 13:45 Güncelleme Tarihi: 09.01.2017 13:45

Anlamlı bir bakışla başladı, sıcacık elleriyle sımsıkı sardı ellerinizi… Sonrasında aşk şiirleriyle, kalpli ve bol gülücüklü mesajlarla devam etti aşkınız. İçten bir yeminle daha da güçlendi. Çoğu zaman kalbiniz güm güm attı, kimi zaman heyecandan titredi sesiniz... Aşk bulutu sardı tüm bedeninizi ve hayatınızın sonuna kadar birlikte olacağınıza inandınız. Dünyalar tatlısı bir bebeğiniz oldu, hala birbirinizi çok seviyorsunuz, ama ilişkiniz biraz daha farklı bir şekle büründü. Birbirinize daha az dokunduğunuzu, sarıldığınızı ve birbirinize daha az zaman ayırdığınızı fark ediyorsunuz. "Olsun böyle de güzel, biz böyle de mutluyuz!" diye düşünseniz de, eşinizle olan ilişkinizin Aşksızlaşma Sendromu boyutuna gelmesi ve bazı noktalara dikkat edilmemesi evliliğin bitmesiyle sonuçlanabilir. İletişim Psikolojisi Uzmanı, Aile ve İlişkiler Danışmanı Bilimseli Akarsu, sıkılıkla ilk olarak kadınlarda başlayan Aşksızlaşma Sendromu'nun ne olduğunu ve eşinizle ne gibi önlemler alabileceğinizi anlattı.

Aşksızlaşma Sendromu nedir?

Anne-babamız bizim seçim özgürlüğümüzde değiller, tabii genetik bağımız olan diğer insanları da biz seçemiyoruz. Anne-babamız bizden farklı karakteristik özelliklere sahipler ve çoğu zaman bireysel yaşantımız üzerinde kurmaya çalıştıkları hakimiyet özel yaşamımızı kabusa çeviriyor. Buna pek çok kere karşı çıksak da sonuç pek değişmiyor. Ve hatta zamanla bir parçamızın onlara benzemeye başladığına tanıklık ediyoruz. Yalnız biyolojik bağımızın olmadığı her insanı kendimiz seçiyoruz. Partnerimiz de kendi seçim sınırlarımız içindedir. Doğal olarak anne-babamızda sıkıştığımız değiştirilemez gerçeğin tam tersi partnerimiz için geçerli değildir.

Birlikte olduğumuz insanı neye göre seçiyoruz?

İhtiyaçlar bu seçimin en temel kriteridir. Vücudumuzun proteine ihtiyacı olduğunda apar topar protein ihtiyacını karşılamaya yönelik girişimlerde bulunuruz. İlişkilerimiz de bedensel ihtiyaçlarımızla paralellik gösterir.

Yaşamınızda ne eksik, duygusal boşluğunuz ne olursa giderilir; sevme sevilme ihtiyacınız mı ağır basıyor, cinsel doyumsuzluk mu yaşıyorsunuz, kendinizi güçsüz ve yalnız mı hissediyorsunuz, ekonomik olarak artık yaşamı yalnız göğüsleyemediğiniz hissiyatı mı ağır basıyor ya da dostane bir ilişkiye mi ihtiyacınız var, bir arkadaş mı aradığınız hayatınızın bu döneminde, anne ya da baba olma ihtiyacınız fena halde baskın mı ve artık bir çocuğunuz mu olsun istiyorsunuz?

İşte tam da evliliğe karar vermenizi sağlayan etken veya etkenler hangisiyse bu boşluğu doldurmaya yönelik işliyor bu mekanizmanız. Sonra zamanla o an eksikliğini hissettiğimiz şey doluyor, başka bir parçamız doyurulma ihtiyacıyla acı çekmeye başlıyor. Özellikle eş seçimleri, o anki ihtiyaca binaen içdürtülerle yapılıyor ve haliyle bir zaman sonra ihtiyaçların değişmesiyle beraber evliliklerde sıkıntılar çıkmaya başlıyor.

BİZE ULAŞIN