"Dudaklarım doğal durmasın"

Böyle bir cümleyi kimsenin kurmayacağını düşünüyorsunuz değil mi? Yanıldığınızı söylemek zorundayız.

Giriş Tarihi: 01.03.2017 14:53 Güncelleme Tarihi: 20.03.2017 16:30

DAMLA DURAK

FOTOĞRAF: ISTOCK.COM

Son yılların belki de en trend kavramı doğallık! Doğal beslenme, doğal makyaj hatta doğal tavır… Kendimizi olduğumuz gibi sevmeye başlamış ve yapaylıktan mümkün olduğunca uzaklaşmışken buna tam karşıt bir harekete toslayıp kalıyoruz! "Plastik pozitif" hareketi, doğal görünümü reddeden ve abartılı estetik operasyonları destekleyen bir akım. Bu akımı destekleyenler özellikle estetik ameliyat yaptırdıklarının belli olmasını, müdahalelerin doğal durmamasını istiyorlar. Yani doktorlarına gidip "benim dudaklarımı öyle bir şişir ki, herkes yapılı olduğunu anlasın" diyorlar! Kafamızda hemen "bu bir psikolojik rahatsızlık olabilir mi" sorusu beliriyor ve sözü Emsey Hospital Psikiyatri Uzmanı Uzm. Dr. Orhan Karaca'ya bırakıyoruz: "Her kişinin ruhsal yapısı kendine özgüdür. Münferit bir davranıştan yola çıkarak kimse bir kalıba sokulamaz. Bu nedenle abartılı estetik merakı olanlara özgü, tanımlanmış bir hastalık yok. Ancak abartılı estetik merakı olan kişilerde beden dismorfik bozukluğu ve kişilik bozukluğu görülme oranı daha yüksek. Beden dismorfik bozukluğu olan kişilerin beden imgesinde bozulma vardır. Takıntılı şekilde bedenlerine odaklanırlar. Gerçekte olmayan bir bedensel kusuru varmış gibi algılayabildikleri gibi, olan küçük bir kusuru olduğundan çok daha yoğun algılayabilirler. Plastik cerrahi ve dermatoloji başta olmak üzere çeşitli tıp branşlarına tekrarlayan başvuruları vardır. Bozukluk, psikolojik açıdan huzursuzluğa, insanların yadırgamaları nedeniyle sosyal açıdan aidiyet hissinin bozulmasına, ekonomik açıdan tekrarlayan operasyon bedellerine, biyolojik açıdan da geri dönüşü olmayan biyolojik değişimlere neden olabiliyor. Bu takıntılı durum bazen beden dismorfik bozukluğu dışında daha ağır bir psikotik durumun parçası da olabiliyor." Belli ki konu sandığımızdan da ciddi… Özünde estetik kaygılar ya da dikkat çekme merakı gibi görünse de, plastik pozitif ciddi psikolojik problemlere de işaret edebiliyor. Asıl üzücü olan ise böyle görünen kişilerin sosyal medyada gitgide artması. Şimdi sizleri bu sorunu yaşayan 32 yaşındaki bir okurumuzun hikayesiyle baş başa bırakıyoruz.

"TEK ARZUM DİKKAT ÇEKMEK"
"Lise ve üniversite hayatım boyunca hep geri planda kalan, fazla dikkat çekmeyen tiplerden biriydim. Evet, çirkin sayılmazdım ama erkeklerin ilgisini de üzerime çekemiyordum. Mezun olduktan sonra bir kozmetik firmasında çalışmaya başladım. Herkesle iletişimim iyiydi, yalnız sayılmazdım ama yine de silik görünmek artık hayli canımı sıkmaya başlamıştı. Bunu yavaş yavaş değiştirmeye karar verdim ve işe dolabımdan başladım. Artık çok daha iddialı ve dekolteli kıyafetler seçiyordum. Gel gelelim fiziksel anlamda da iddiam olmadığı için bu da yine dikkat çekmeme yetmiyordu. O dönem bir arkadaşım silikon yaptırma fikrini aklıma soktu. Neden olmasındı? Hemen iyi bir doktor buldum ve 75 beden olan göğüslerimi 90 beden yaptırdım. Hayatımdaki değişimi size anlatamam! Bir anda ben de o arzulanan kadın olup çıkmıştım! Dekoltede de oldukça cömert davrandığım için çevremdeki erkeklerin gözlerinin üzerimde olması artık normal bir hal almıştı. Tek sorun bu ilgilerinin çok da kalıcı olmamasıydı. Zaman içinde bu kadarı bana yeterli gelmemeye başladı. Adeta bir oyuncak bebek gibi görünmek istiyordum! Dudaklarıma dolgu yaptırdım, ipek kirpik taktırdım, elmacık kemiklerime dolgu yaptırdım. Ve evet, bunları yaptırırken doktorumu özellikle doğal olmamaları gerektiği konusunda uyarıyordum. Madem erkekler Barbie bebek gibi kadınlardan hoşlanıyordu ben de öyle olmalıydım! Benim için bir macera başlamıştı ve sonu yoktu. Bu uğurda yaptırılabilecek her uygulamayı yaptırmaya hazırdım."

"HAYATIM KARARMAYA BAŞLADI"
"Bir buçuk sene içinde bambaşka birine dönüştüğümü söyleyebilirim. Ancak işler çok da yolunda gitmiyordu. Evet, erkekler benimle ilgileniyordu ama hiç de kalıcı değildi. Benimle birkaç gece geçirip ortadan kaybolan erkeklerin sayısı artık canımı sıkmaya başlamıştı. Daha da fenası, çalıştığım şirket beni sık sık dış görünüşümle alakalı uyarıyordu ve günün birinde korktuğum oldu. Patronum beni çağırıp artık çalışamayacağımızı, yüzümün tamamen ifadesizleştiği söyledi. İşimden de olmuştum ne yazık ki. Üstelik operasyonlar için çektiğim kredi borçlarımla nasıl baş edeceğimi bilmez halde… Büyük bir depresyonun eşiğindeydim. Aslında çok keyifli başlayan, sonsuz desteklediğim bu estetik merakım işimden olmasam eminim daha da devam edecekti. Yakın arkadaşlarımın da yönlendirmesiyle bir uzmana başvurdum ve şu an psikolojik destek alıyorum. Gözümdeki perde de kalktı; biraz toparladıktan sonra ilk işim silikonlarımdan kurtulmak olacak. Normal görünmeyi çok özledim."

KAYNAĞI NE OLABİLİR?
Hikayeyi şaşkınlıkla okuduğunuzu biliyoruz. Böyle kişilerin varlığını kabul etmek gerçekten zor ama ne yazık ki her geçen gün sayıca artıyorlar. Okuyucumuz durumun farkına varsa da özellikle yurtdışında bu akıma inanan kadınlar hallerinden hayli memnun. Onların ideal vücut tanımlamaları bizimkinden bambaşka! Peki, acaba neden böyle düşünüyor ve bu ruh hali içine giriyorlar. Sözü uzmanımız Dr. Orhan Karaca'ya bırakıyoruz: "Özellikle narsisistik kişilik yapılanması olan bireyler kendilerini özel hissetmeye muhtaçtır. Bu kişilerin yaşam enerjisi özel hissetme duygusunun beslenmesinden sağlanır. Bu kişiler için eleştirilme, kıyaslanarak küçük görülme, ikinci planda kalma, değersiz ve sıradan görünme felaket olarak algılanabilir. Narsisistler için diğerlerinden abartılı beğeni ve takdir reaksiyonu almak hayati önem taşır. Bu yüzden eleştirilebilecek her ayrıntıyı ortadan kaldırmak isterler. Kimi narsisistler diğerlerinin cinsel arzularını körükleyerek etkileme yoluyla kendilerini özel ve güçlü hissediyorlar. Bu nedenle benzersiz bir görünüme sahip olmak istiyorlar. Bunun iki yolu var: Fiziksel açıdan herkesin sahip olmak isteyeceği ideal özelliklere sahip popüler bir oyuncak bebeğe benzemek ya da cinsel açıdan karşı konulamaz bir çekim oluşturacak fiziksel özelliklere sahip olmak… Bu sayede eleştirilme ihtimalini azaltacak, kusurlarını örtecek, rakiplerini bertaraf edecek ve takdir edecek odağın tek muhatabı olacaklarını düşünürler. Abartılı estetik operasyon düşkünlüğü olan kişide eğer narsisistik kişilik bozukluğu tespit edildiyse tedavide davranış kusurları ve aşırı huzursuzluk olmadıkça ilaç kullanılmaz, psikoterapi uygulanır. Psikoterapi her iki bozuklukta da (beden dismorfik bozukluğu ve narsisistik kişilik bozukluğu) bir süreç gerektirir. Bu süreç kişiye özgüdür ve standart bir uzunluğu yoktur. Kişinin estetiğe abartılı yöneliminin zemininde yer alan motivasyonları (sevgi, kabul, takdir, onay ve kendini kanıtlama) irdelenir. Tespit edildikten sonra abartılı tutumları yönetebilmesinin önündeki engeller kalkar."

TEDAVİSİ MÜMKÜN MÜ?
Hayli ciddi olan bu konun altında yatan nedenlere de baktığımızda fazla vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulması gerektiğini anlıyoruz. Sorunun kaynağı tespit edilip çözülmediği takdirde tıpkı okuyucumuzun hikayesinde olduğu gibi vahim tablolarla karşılaşabiliriz. Neler yapılabilir? Uzmanımız yanıtlıyor: "Eğer abartılı ve aşırı estetik operasyon düşkünlüğü olan kişide beden dismorfik bozukluğu tespit edildiyse tedavide daha çok psikoterapi ve ilaç birlikteliği kullanılır. Psikoterapi ile beden imgesinin bozuk algılanmasının zemini araştırılarak gereken iyileştirme yapılır. Ayrıca başvurduğu operasyonların olumlu ve olumsuz bedellerini tartabilmesi, sindirebilmesi, dürtüsel bir şekilde operasyona yönelmeden önce etraflıca değerlendirme yapabilecek düzeye gelmesi amaçlanır. Beden imgesinin bozuk olarak algılandığı psikotik tablolarda ise tedavi çoğunlukla ilaç. Çünkü psikotik bozukluklarda düşüncelerin konuşarak kırılması oldukça güç. İlaç tedavisi sonrası rahatlama sağlandığında psikoterapiye başvurulması başarı oranını artırıyor. Abartılı estetik operasyon düşkünlüğü olan kişide eğer narsisistik kişilik bozukluğu tespit edildiyse tedavide davranış kusurları ve aşırı huzursuzluk olmadıkça ilaç kullanılmaz, psikoterapi uyguluyoruz. Psikoterapi her iki bozuklukta da süreç gerektiriyor. Bu süreç kişiye özgü; standart uzunluğu yok. Kişinin estetiğe abartılı yöneliminin zemininde yer alan motivasyonları irdelenir. Tespit edildikten sonra abartılı tutumları yönetebilmesinin önündeki engeller kaldırılmaya çalışılır. Sürecin başarıya ulaşmasında işbirliği ve sabır gerekir."

BİZE ULAŞIN