Duygular kör olursa:

Sevinmiyor, öfkelenmiyor, korkmuyır, özlem, coşku veya acı hissetmiyorlar. Onlar "Aleksitmik" kişiler ve sıklıkla "İçimde neler olup, bittiğini bilemiyorum" diyorlar. Bu kişilik bozukluğunu daha yakından tanımaya ve hayatı boyunca onunla yaşamış birisinin hikayesini dinlemeye hazır mısınız?

Giriş Tarihi: 05.05.2017 15:02 Güncelleme Tarihi: 05.05.2017 15:02

ELİF NAZLI DURAN

FOTOĞRAF: ISTOCK.COM

"Bazen duygularını ifade etmede güçlük çeken kişilerle çalışıyorum. Duygularını dışa vuramamalarının sebebi kesinlikle istememeleri değil, bunu nasıl yapacaklarını bilememeleri" diyerek sözlerine başlayan Klinik Psikolog Ayşe Rikkat ve aleksitimiya hakkında bakın başka neler anlatıyor: " sorunu yaşayanlar, duygularını anlatacak kelimeleri seçmekte büyük bir zorluk yaşıyorlar. Hem çocuk hem de yetişkinlerde hafif, orta ve şiddetli derecelerde görülebilen bu sorun günümüzde başarıyla teşhis ve tedavi edilebiliyor. Aslında psikiyatri dünyasının aleksitimi sözcüğünü ilk kez telaffuz etmesi oldukça eskiye, 1973 yılına dayanıyor. O dönemde bunu bir "duyguların farkında olamama" durumu olarak açıklayan psikoterapist Peter Sifneos, daha fazla bilgi edinmek için konu üzerinde önemli araştırmalar yapmış. Günümüzde, semptomlarından teşhisine artık çok daha iyi tanındığı düşünülen sorunun toplum genelinde erkek bireylerin yüzde 8'ini, kadın bireylerinse yüzde 2'sini etkilediği tahmin ediliyor. Yapılan çalışmalar ayrıca sorunun iki farklı yüzü olduğunu da ortaya koyuyor; ilki kavramsal boyut olarak tanımlanıyor. Kavramsal boyutta, çocuk ya da yetişkinler duygularını ayırt etmeye ve dile getirmeye çabalasa da bunu başaramıyor. Etkisel boyut olarak tanımlanan ikinci boyuttaysa, bu sorundan muzdarip olan kişiler duygularını kendi içlerinde tanımlayabiliyor ancak bunları gösterme de ve tepki vermede sorun yaşıyorlar. Bu kişiler aynı şekilde ilişki içinde oldukları kişilerin hislerinin anlamakta ve empati kurmakta da güçlük çekiyor ve bu nedenle duygusal yanıt vermekte yetersiz kalıyorlar. Bu özellikleri nedeniyle sağlıklı ilişkiler kuramıyor ve kolay arkadaş edinemiyorlar.

Aleksitimi genellikle çocukluk çağında fark edilen bir sorun. Çocuklarının diğer çocuklardan farklı olduğunu ve birçok konuda sağlıklı tepki vermediğini, duyarsız ve hissiz davrandığını fark eden ailelerin öncelikle çok sabırlı olması, onları azarlamak ve cezalandırmaktan kaçınması gerekiyor. Bu ailelerin öncelikli olarak benimsemesi gereken tutumsa, onlarla çok direkt şekilde, kısa ve öz cümlelerle iletişim kurmaya çalışmak. Örneğin çocuğa "öfkeli görünüyorsun, seni rahatsız eden nedir" diye sormak, çocuğun da kendi duygularının farkına varmasını ve onları anlamlandırmaya başlamasına yardımcı olabiliyor." Otizm, depresyon, şizofreni somatoform gibi bir dizi psikolojik bozuklukla ilişkilendirilen aleksitimi'nin önemli bir özelliği de bu soruna sahip çoğu kişinin, kendi duygularının farkında olmadığı için tedaviye ihtiyaç duymadığını düşünmesi...

Şimdi 33 yaşında olan emlak satış danışmanı Yasemin Aydınöz aslında bu sorunla öncelikle psikolojik değil, fizyolojik sorunlar yaşayarak tanışmış. Hem de ilkokul çağlarında. Uzun yıllar doğru teşhis konmadan, doktor doktor dolaşarak yaşamaya çalışan Yasemin Aydınöz ilk kez bundan üç yıl önce, bir psikiyatristin koltuğunda aleksitimi sözcüğünü duymuş. Ve bu hayatında bir dönüm noktası olmuş. Almaya başladığı terapiler, ruh halini son derece olumlu düzeyde etkilemiş. "Sadece teşhis konması bile yolun yarısını kat etmemi sağladı," diyen Aydınöz, hikayesini anlatmaya en başından, çocukluk yıllarından başlıyor.

"Bende bir problem olduğu mutlaka çocukluk çağlarında da ipuçlarını vermiştir. Ama o dönemi ne ben ne de ailem hatırlıyor. Bizim ilk hatırladığımız ilkokulun birinci sınıfından itibaren sık sık kusma nöbetleri yaşadığım ve bu nedenle okula devam edemediğim. Gittiğimiz doktorlar herhangi fizyolojik bir sorun bulamıyor ve bize bu konuda net yanıt veremiyorlardı. Bir uzman, sorunun psikolojik kökenli olabileceğini ve işin aslının benim okulu pek sevmemem olabileceğini söyledi. Oysa ailem bana bunu sorduğunda, okulu sevmediğime dair hiçbir şey anlatamıyordum. Derslerim de pek iç açıcı değildi. Kırık not aldığımda, ailem ve öğretmenlerimin şikayetleri, serzenişleri hiçbir şekilde beni üzmüyor, korkutmuyor, bu nedenle de ilerleme kaydedemiyordum." "İlk ve ortaokulu bir şekilde tamamladım. Lise dönemindeyse, beni başka sürpriz bekliyordu; erkeklerin bana olan ilgisi. Yaşıma göre erken gelişmiş bir kızdım. Ve karşı cinsimin ilgisini fazlasıyla çeken bir çift şeye sahiptim: İri göğüslere. Oysa ben onların ilgisine tamamen kayıtsız kalıyordum. Bu kayıtsızlık bir süre sonra onları öfkelendirdi ve beni sözleriyle taciz etmeye başladılar. Aslında, şimdi anlıyorum ki, benden iyi ya da kötü bir tepki bekliyor, bunu alamayınca da beni zorlamak istiyorlardı. Oysa ben, onların tüm kışkırtıcı sözlerine karşı duvar kadar tepkisiz kalıyordum. Hemcinslerimle olan ilişkim de pek parlak değildi. Beni, bilerek erkeklerin ilgi odağı olmakla suçluyorlardı. Liseyi dışlanmış bir öğrenci olarak ve tek başıma bitirdim dersem yalan olmaz. Daha sonra üniversite yıllarım ve çalışma hayatım başladı. Temas halinde olduğum insanlar artık daha olgun oldukları için bana karşı kibar ve mesafeli davranıyorlardı ama bu kez de sağlık sorunlarım beni rahat bırakmıyordu. Bir gün boynum tutuluyor bir diğer günse ellerim uyuşuyordu."

VE TEŞHİS KONUYOR
Yasemin Aydınöz, bundan üç yıl önce bir akşam karnındaki kramplar nedeniyle bir hastanenin acil servisine başvurmuş. Yine kesin bir teşhiskonamayınca, acil servisteki uzman onu bir psikiyatriste yönlendirmiş ve düğüm de çözülmeye işte böyle başlamış. "Karın kramplarım şiddetini artırınca, acil servise gittik. Benim için çok da alışılmamış bir durum değildi ve acil servisteki uzmanlar artık beni tanıyordu. O gece birisi, bana bir psikiyatrist önerdi. Hemen randevu aldığım psikiyatrist, beni uzun uzun dinledi. Onunla birlikte çok eskilere, hatırlayabildiğim ilk anıma kadar döndük. Ve işte o zaman yaşadığım her fizyolojik sorunun aslında sıra dışı bir olaydan sonra ortaya çıktığını gördük. Sınavlardan önce mide bulantıları, işe başlamadan önce kasılmalar ve benzer diğerleri... Yani aslında duygularımın iletemediği mesajları bana bedenim iletiyormuş! Tabii hemen terapilere başladık. Bu terapiler bana çok faydalı oldu. Hem sağlık sorunlarım azaldı hem de bazı hislere artık ad koymaya bile başladım."

NEDEN ORTAYA ÇIKIYOR?
Aleksitimi'nin neden ortaya çıktığını anlamak için öncelikle beynin işleyişine bakmak gerekiyor. İnsan duygularını iç içe duran kutular gibi düşünebiliriz. Bu durumda en içteki, en küçük kutu bedensel tepkilerimizi simgeliyor. Örneğin derste sözlü sınava kalkıp, heyecanlandığımızda ellerimizin terlemesi, sesimizin titremesi bedensel tepki sınıfına giriyor. Beynimiz bu bedensel tepkileri kodluyor ve dıştaki kutulara da duyguları yerleştiriyor. Ve biz bir dahaki sefere ellerimiz terlediğinde, sesimiz titrediğinde ve kalbimiz hızlı attığında heyecanlandığımızı anlıyoruz. Oysa aleksitimi hastaları bedenlerinin verdiği fizyolojik tepkileri asla duygularla ilişkilendiremiyor onları sadece birer tepki hatta birer sağlık sorunu gibi algılıyorlar. İlerleyen dönemlerde gerçekten de çeşitli sağlık sorunlarıyla karşılaşabiliyorlar. Yani bir öğrenci sözlü sınava kalktığında başta terleme, kalp atışlarında hızlanma gibi şeyler yaşasa da sınavın sonlarına doğru bunların hiçbiri kalmıyor. Fakat aleksitmik kişilerde bu tepkiler artarak devam ediyor. Uzmanlar, aleksitimi'nin ortaya çıkmasındaki en önemli faktörün sosyalleşme olduğunu düşünüyor. Anne ve babasından gereken ilgiyi görmeyen bebekler iyi sosyalleşemiyor ve beynin duyguları tanıma bölümü sağlıklı şekilde gelişemiyor. Peki, aleksitmik kişilerin diğer bireylere göre hiç mi üstün yönleri olmuyor? Bazı uzmanlar bu kişilerin konsantrasyonunun asla duygular nedeniyle sekteye uğramadığını, bu nedenle odaklandıkları işte daha başarılı olabildiklerini anlatıyor.

TEDAVİSİ MÜMKÜN
Her şeyden önce bilerek yapılmadığından, kişiyi "kötü" kılmıyor. Bilişsel davranışçı terapiler yani psikoterapi, kişilerin bu duygu veya ifade yetersizliğini kavrayabilmelerine, bunun kaynağını anlayabilmelerine, ortaya çıkan fiziksel belirtilerle de daha kolay baş etmelerine yardımcı olabiliyor. Peki ya siz, kendinize bu sorunla baş etmek için bir şeyler yapabilir misiniz? Uzmanlar, duygusal farkındalığa varmanın, sadece aleksitimi muzdarip olanlar değil aslında her bir birey için son derece önemli bir yolculuk olduğunu belirtiyorlar. İşte bu alandaki becerilerini geliştirmek isteyenlere birkaç öneri:

Günlük Tutmak:
Araştırmalar, günlük tutanların ve özellikle de günlüklerde hislerinden bahsedenlerin duygusal farkındalıklarını başarılı bir şekilde artırabildiklerini ortaya koyuyor. Uzmanların önerisiyse, hemen her gün yazmak ve -ilk başta zor gelse demutlaka hissedilen farklı duygulardan bahsetmek.

Roman Okumak:
İnsanların farklı ve özel duygularından bahseden, onları inceleyen ve ayrıntılı bir şekilde betimleyen edebi eserler kişinin kendi duygularıyla tanışması yolunda muhteşem bir köprü görevi görebiliyor.

Dışavurumcu Sanat Dalları:
Dans, oyunculuk ve müzisyenlik gibi dallar kişinin duygularını sanat aracılığıyla dışa vurması için mükemmel araçlar. Aleksitimi sorunu yaşayanlar, bu sanatlarla duygularını hissedebilmeyi ve onları anlamlandırabilmeyi öğrenebiliyorlar, özellikle de çocuklar… Derslerin eğitmenlerle birebir olmasıysa alınacak sonucu daha da kuvvetlendiriyor.

Psikoterapi:
Diyalektik davranış terapisi ve bilişsel terapi türleri, bireylerin kendi duygularını tanımasını ve ruhsal durumlarıyla ilgili farkındalıklarının artmasına yardımcı olabiliyor.

Grup Psikoterapisi:
Grup terapisindeki diğer katılımcılarla duygu alışverişi yapan bireyler, kendi duygularını keşfetmeye adım adım yaklaşabiliyorlar.

Hipnoz Terapisi:
Tecrübeli bir uzman tarafından gerçekleştirilen hipnoterapiler ve bu sırada yapılan telkinler, aleksitimi'ye semptomlarının hafiflemesini sağlayabiliyor.

TEST EDİN: YOKSA SİZ DE ALEKSİTİMİK MİSİNİZ?

Aşağıda yer alan cümleleri okuyun ve sizinle örtüşenleri işaretleyin. Eğer dörtten fazla cümleye işaret koyduysanız siz de aleksitimi'den mustarip olabilirisiniz. Bu cümleler, uluslararası kabul görmüş Toronto Aleksitimi Ölçeği'ne göre aleksitmik kişilerce kendilerini ifade etmede en fazla kullanılan cümleler.

Ne hissettiğimi çoğu kez tam olarak bilemem.

Duygularım için uygun kelimeleri bulmak benim için zor.

İçimde ne olup bittiğini bilmiyorum.

İçimdeki duyguları yakın arkadaşlarıma bile açıklamak bana zor geliyor.

İnsanlarla, duygularından çok günlük uğraşları hakkında konuşmayı tercih ediyorum.


BİZE ULAŞIN