Şimdiki aklım olsaydı...

Aşk, iş ve annelik; 40 yaş ve üzerindeki tam 1200 kadına, yıllar içinde bu konular hakkında neler öğrendiklerini, nasıl tecrübeler edindiklerini sorduk. Öyle ilginç yanıtlar aldık ki, deyim yerindeyse büyülendik. Siz de bu özel dosyayı okuyun, hem şaşırın hem de bu engin deneyimlerin ışığında aydınlanın.

Giriş Tarihi: 31.05.2017 14:12 Güncelleme Tarihi: 31.05.2017 14:12

DERLEYEN ELİF NAZLI DURAN

FOTOĞRAFLAR: ISTOCK.COM

Büyüklerimiz sık sık söyler; "ah, şimdiki aklım olsaydı!" Onların zamanı geri alma imkânı yok elbette. Ancak bizlerin, onların deneyimlerinden faydalanma, bazı önemli hayat bilgilerini kendi yaşamlarımıza aktarma şansı var. Ekibimiz de 40 yaş civarında 1202 muhteşem kadına, iş, aşk hayatı ve evlilik üzerine çeşitli sorular yöneltti. Onların bize söyleyecek çok önemli şeyleri olduğunu biliyorduk, haksız da çıkmadık. Hayat keskin kenarları olan değil, akıp giden bir şey. Onu yönlendirmek, değiştirmek elinizde ve onlar da bunu vurgulayıp, zamanla gelen en önemli şeylerden birinin değişme ve meselelere adapte olma yetisinin gelişmesi olduğunu anlattılar. Tabii, bu sayede insanın mutluluğu bulmasının çok daha kolay hale geldiğini de sözlerine eklediler. Öyleyse, ne yapmalısınız? Arkanıza yaslanıp bu yazıyı okumalı, hem gülüp, eğlenmeli hem de ders çıkarmalısınız!

AŞKIN YAŞI VAR! KİM DEMİŞ?
Anketimize katılan kadınların dörtte üçü, evliydi ya da bir ilişkisi vardı. Yüzde 66'sı bu birlikteliklerini 100 üzerinden 90 ya da 80 puan vererek değerlendirdiler. Hemen hepsi, hayatlarının en güzel aşkını 35-40 yaşlarında bulduklarını açıkladılar. Katılımcılardan birisi "38 yaşındayım ve yeni evlendim, kocama da deli gibi aşığım" diyordu. Kanserden kurtulan ve dayak nedeniyle eski eşinden boşanan bir diğerinin sözleriyse oldukça dikkat çekiciydi: "Yeni eşim beni karşılıksız seviyor. Mükemmel bir seks hayatım ve kendimi, implant göğüslerimi çok seviyorum. İnsanlar olduğumdan 10 yaş daha genç göründüğümü, söylüyor; sanıyorum bunun nedeni, gözlerimdeki ışıltı!"

Başka birisine göre, gerçek aşkı bulmak biraz deneme gerektiriyordu: "İki kez evlendim. Eski kocalarım da iyi insanlardı ama ruh eşlerim olmadıklarını şu an beni her açıdan tamamlayan mükemmel adamla karşılaşınca anladım." Başka bir katılımcı da, gerçek aşkı yine eski kocasında bulmuş: "Evliliğimizin ilk 10 yılından hiçbir şey anlamadık ve boşandık.

Ancak sonra sorunların çok benmerkezli olduğunu gördük, biraz çalıştık ve üstesinden geldik. Tekrar evlendik ve şimdi çok mutluyuz." Anket yapıp, sorularımızı yönelttiğimiz kadınlar tekrar tekrar aynı şeyi söylediler: "Aynı anda her şeye sahip olmanız mümkün değil." Gerçekten de bu onların en sık tekrarladığı şeylerin başında (bir diğeri de "iş değil meslek seçin" olmuştu) geliyordu. Evet, onlara göre, hayalini kurduğumuz her şeye aynı anda sahip olmak imkânsız ama bu isteklerimiz ve ihtiyaçlarımız için savaşmaktan vazgeçmemiz anlamına da gelmemeli. Bu kadınlar bunca yılın ardından, bir kadını hem mükemmel bir anne, hem muhteşem bir iş kadını -aynı zamanda bir manken kadar güzel ve ince- olmaya zorlayan akımları kızgınlıkla karşılıyor ve tüm bu beklentileri karşılamaya çalışmanın bizleri altına soktuğu baskıdan dolayı üzüntü duyuyorlar. Şu anda emekli olan bir tanesi, işini bir başka kadınla paylaştığını söylüyor ve sözlerine şöyle devam ediyor: "Bir şirketle anlaşmıştık, bir hafta ben gidiyordum, bir hafta da o. Aldığımız parayı da bölüşüyorduk. Bence bu hayatımda aldığım en iyi karardı. Hem çocuklarımı yetiştirdim hem de aile bütçesine katkıda bulunabileceğim bir gelir elde ettim. Başka bir katılımcımızın genç kadınlara önerisiyse, yapacakları işi seçerken kesinlikle içgüdülerini dinlemeleri: "Unutmayın ki, işinizi ya da mesleğinizi değiştirmeniz her zaman mümkün. Özellikle çocuklarınız büyüdükten sonra kendinizi çaresiz hissetmeyin ve kaynaklarınızı kullanmaya bakın. Bundan inanılmaz sonuçlar doğabilir. Biraz cesaret!" Bu ankete katılan kadınlar arasında en üst yaş grubunu 40 üzeri kadınlar oluşturuyordu. Ve bu grubun aynı zamanda kendisine en fazla güvenenler olduğu da gün gibi açıktı. Kendilerini değerlendirmelerini istediğimizde, en yüksek puanlar bu gruptan geliyor, onlar genç kadınlar gibi kendilerin acımasızca eleştirme eğiliminde olmuyorlardı. Özellikle ilişkileri söz konusu olduğunda, kendilerini 100 üzerinden 100 puanla, cömertçe değerlendirmekten çekinmiyorlardı (oysa yaş gençleştikçe puanlar da buna orantılı olarak düşüyordu.)

DENGE EVDE BAŞLAR
Anket katılımcılarından birisi annelik konusundaki düşüncelerini anlatmaya şu sözlerle başlıyor: "Benim jenerasyonum daha çok evinde oturup, çocuklarına bakan kadınlardan oluşuyordu. En azından çocuklar büyüyene kadar. Annelik meselesi hakkında da o kadar stresli değildik. Çocuklar, duygusal ve sosyal hayatımızın tam merkezinde değildiler ki bence böylesi çok daha iyiydi." Bir diğeriyse genç annelere şu tavsiyeyi veriyor: "Bugünün annelerine de biraz daha rahat olmalarını ve çocukları kadar evliliklerini de önemsemelerini tavsiye ederim. Unutmasınlar ki, evliliğiniz iyi giderse çocuklarınız da bundan çok daha kârlı çıkar."

EBEVEYNLİK: EN ZOR MESELE
Yaşlarından, eğitim seviyelerinden ve sosyal gruplarından bağımsız olarak, katılımcıların neredeyse tümünün kendisini yetersiz gördüğü bir konu vardı ki, o da kesinlikle "annelik" oldu. Hatta içlerinden birisi, hiçbir annenin 100 üzerinden 100 tam puan hak edemeyeceğini, hep bir şeylerin eksik kalacağını söyledi. Annelik söz konusu olduğunda ortaya çıkan şaşırtıcı bir gerçekse, çalışan annelerin, hiç çalışmayan annelere kıyasla, anneliklerinden daha memnun olduğuydu. Kendilerine en yüksek puanı veren yani "en iyi anne benim" diyenlerse, böyle düşünmelerinin nedeninin şimdi çocuklarının mutlu, iyi eğitimlive sağlıklı birer birey olması olduğunu belirttiler. İşte içlerinden birisinin sözleri: "Elbette çocuklarını yeryüzündeki her şeyden daha fazla seviyorum ama her zaman söylerim ki, onlar bana bir kullanma kılavuzuyla birlikte gelmediler. Elimden gelenin en iyisini yapmaya çalıştım ama mutlaka bir yerlerde hata yaptığım oldu. Yine de fena bir anne olmadığıma dair elimdeki en önemli kanıt onların sonuçta iyi birer birey olmuş olması."

DAHA FAZLA ÇOCUKLARI OLMASINI İSTERLERDİ
Kadınların neredeyse yüzde 90'ı çocuk sahibi olmaktan son derece mutlu ve dünyaya bir daha gelseler yine çocuk yapacaklarını söylüyorlar. Çoğunun pişman olduğu tek noktaysa neden daha fazla çocuk yapmamış oldukları. "Mümkün olsa hayatınızda neyi değiştirirdiniz sorusunuysa pek çoğu, "daha genç yaşta anne olurdum" şeklinde yanıtlıyor. Gelelim çocuğu olmayanlara; hiç çocuk sahibi olmamış bir kadın, "bir kez çocuk sahibi olduktan sonra bu kararınızdan bir daha asla vazgeçemezsiniz" diyor ve ekliyor: "Eğer bir kez çocuğunuz olursa artık hayatınızın çok büyük bir kısmı onundur. Pek çok kişi, hatta en yakınlarım, aile fertlerim bile, çocuğum olmazsa ileride bundan pişmanlık duyacağımı söylediler. Ancak bana sorarsanız, güzel ve dolu dolu geçen bir hayatın tek şartı asla çocuk sahibi olmak değil."

KUŞLAR YUVADAN UÇUNCA…
Evet, çocuklarını her şeyden çok sevdiler ve onlara harcadıkları zamandan asla pişman olmadılar (genellikle bunu tamamen onlara odaklı 10 yıl olarak tanımlıyorlar.) Ancak pek çoğu genç kadınlara, çocuklar hayatlarından çıktıktan sonra boş durmayı ve kendilerine yeni bir yol çizmeyi öneriyor. Örneğin, çok küçük yaşta anne olan birisi üniversite sınavına girmiş, hukuk fakültesini kazanmış ve sonunda avukat olmuş. Bir diğeriyse, yıllardır içinde olan yazarlık hevesine tatmine girişmiş ve bundan da çok mutlu olmuş. Yine aralarında yüksek lisans yapan, çeşitli kurslara giden ve meditasyona merak salanlar var ve hepsi de bu yeni uğraşlarıyla hayatlarını doldurmaktan dolayı çok mutlular.

İÇLERİNDEN BİRİSİ
İşte ankete katılan kadınlar arasında en yaşlısı! O tam 70 yaşında ve hayat, aşk ve bir de su kayağı hakkında söyleyecek sözleri var.

İLİŞKİLER: Bu konuda kendimi yıldızlı pekiyi veriyorum. Tam 45 yıldır aynı adamla evliyim ve çok mutluyum.

ANNELİK: Annelik söz konusu olunca, ilişkilerde kendime cömertçe verdiğim yıldızı burada geri alıyorum. Evet, çoğu zaman eşimle mükemmel anne-baba olmaya çalıştık ama bilmeli ki bir çocuk bazen sizi oldukça çaresiz bırakıp, başarısız hissettirebilir.

KARİYER: Bu konuda bence iyi bir ödülü ve tam puanı hak ediyorum. Önce evden çalıştım ve kurabiyeler yapıp sattım. Sonra da iyi bir pastanede işe girdim.

YAPTIĞINIZ EN İYİ ŞEY?
Kendime mükemmel bir eş seçmek ve beş harika çocuğa sahip olmak.

YAPTIĞINIZ EN KÖTÜ ŞEY?
Bunu size itiraf ederek, şu ana kadar okurlarınız karşısında elde ettiğim imajı bozacak değilim!

MUTLULUKLAR VE PİŞMANLIKLAR

Kadınlar geçmişlerine baktıklarında

İYİ Kİ YAPMIŞIM…
Çocuk sahibi olmuşum
Evlenmişim
Kariyer sahibi olmuşum
Üniversiteye gitmişim
Dostluklar edinmişim
Başkalarına iyilikler yapmışım
İyi bir evlat olmuşum
Boşanmışım
Kendime karşı dürüst olmuşum
Maneviyattan kopmamışım

KEŞKE YAPMASAYDIM…
Kötü bir evliliği yürütmeseydim
Gençliğimde sabırsız olmasaydım
İlişkilerimde daha güçlü olsaydım
Kariyerimden vazgeçmeseydim
Ebeveynlerimi ihmal etmeseydim
Çocuklarımı ihmal etmeseydim
Eğitimimi yarım bırakmasaydım
Eşimi ilgisiz bırakmasaydım
Kendime karşı daha dürüst olsaydım
Kendimle daha barışık olsaydım

HAYAT 40'INDAN SONRA BAŞLAR!
Hep "hayat 40'ından sonra başlar" derler. Bizim anketimizin sonucu da bunun böyle olduğunu ortaya koydu ve katılımcıların çoğu, ancak 40'ından sonra gerçek yollarını bulduklarını ve farkındalıklarının fazlasıyla arttığını anlattılar. Kadınların anlattığı bir diğer şey de, 40 yaşından sonra sezgilerinin fazlasıyla güçlendiği ve potansiyellerini ortaya koymalarının daha kolay hale geldiği oldu. Onlara göre "olgunluk" denilen şey bu yaştan sonra başlıyor ve bunu bazen acı, bazen de çok mutlu bir olay getiriyor.


BİZE ULAŞIN