"Aşık oldum ama çok yanlış kişiye"

Aşık olmak bir insanın yaşayabileceği en güzel duygulardan biri. Bu tamam. Peki ya sonunda, o güzel duygu kapınızı çaldığınızda, adres tamamen yanlışsa? Her şeye rağmen aşkınızı yaşamak mı istersiniz, sonsuza dek susmayı mı? Yaşayanlar anlattı, uzmanlarsa yorumladı.

Giriş Tarihi: 11.12.2017 15:57 Güncelleme Tarihi: 11.12.2017 16:31

HAZIRLAYAN: ELİF NAZLI DURAN
FOTOĞRAFLAR: NICK ONKEN

AŞK
Herhalde bir insanın yaşayabileceği en yoğun, en özel duygu. En klasik tanımıyla; "kalbiniz çarpar, kelebekler uçar ve etraf size dört mevsim bahar görünür." Gelecek planlarınızı artık sadece o kişinin etrafında şekillendirmek istersiniz. Peki ya, bu imkansız olduğu en başından belli olan bir aşksa? Bu kişi çok sevdiğiniz bir arkadaşınızın, yakınınızın hatta kardeşinizin aşkıysa? Çoğu kişi bu çok zor durumu yaşamadığı için oldukça şanslı. Böyle bir tecrübeyi yaşayanların kimiyse her şeyi göze alarak birlikteliği denemeyi tercih etmiş, kimiyse sonsuza dek susmayı. Üç farklı okurumuz, her iki duruma da örnek olan hikayelerini anlattılar. Şimdi 32 yaşındaki Pelin S. ablasının nişanlısına aşık olmuş ve duygularını ona itiraf etmiş, güç de olsa… 25 yaşındaki Meltem ve 26 yaşındaki Selmin ise hislerini kendilerine saklamaya tercih edenlerden. Biz önce okurlarımızın hikayelerini dinledik ve sonra uzmanlara, böyle bir durumda nasıl davranmamız gerektiğini ve kişinin bir kişiye olan duygularını kontrol etmesinin mümkün olup olmadığını sorduk. Okuyun ve kararı siz verin…

"O ASLINDA BENİM ARADIĞIM KİŞİYDİ"
"Bundan tam 15 yıl önceydi. Ben üniversite eğitimim için yurtdışında, ABD'deydim. Ailem yani annem, babam ve ablam tam o sırada yeni bir daireye taşındılar. Yeni evimizi çok merak ediyordum ve sık sık telefonda -tabii o zamanlar Skype, Facebook vs. yoktu- bilgi alıyordum. Bana ilk anlattıkları şeylerden birisi de karşı dairlerinde çok süslü sarışın bir kadının oturduğu, sabahın en erken saatlerinde bile göz makyajını ihmal etmediği oldu. Bu kadının genç bir kocası, iki de küçük kızı vardı. Çok kısa bir süre sonra yeni ve sürpriz bir haber daha geldi; komşumuz ablama bayılmıştı ve onu, onlarla birlikte yaşamadığı için bizimkilerin varlığından haberi bile olmadıkları, eski eşinden olan oğluyla tanıştırmak istiyordu! Ablam önceleri bu işi bayağı ciddiye aldı. Hemen her konuşmamızda, bu süsüne düşkün kadının kayınvalidesi olması halinde neler olabileceğini konuşuyorduk. Örneğin düğüne giyeceklerini! Fakat kısa bir süre sonra ablamın fikirleri birden bire değişti. Çünkü söz konusu gençle tanışmış ve belli ki bayağı da hoşlanmıştı. Ben de bu habere oldukça sevindim. Özellikle de, müstakbel eniştemin -ismi Kağan'dı- başarılı bir işadamı olduğunu duyunca. İşler hızlı gelişti ve ablam bana, yılbaşında benim de gelmemi fırsat bilerek küçük bir nişan töreni yapacaklarını anlattı. Ben de biriktirdiğim tüm paramla, ablama New York'tan çok zarif pırlantalı bir bilezik seçtim ve soluğu İstanbul'da aldım. Varışımın ikinci günü, hem Kağan hem de ailesiyle tanışacaktım. Hep gittiğimiz, İtalyan restoranında buluştuk. Ve gözlerime inanamadım. Bana bu kadar da yakışıklı olduğundan hiç bahsetmemişlerdi. Kumral saçları, yemyeşil gözleri vardı. En güzeli de gülüşüydü… O yemekte onunla göz göze bile gelmek benim için küçük çaplı bir işkence oldu. Yanaklarım kızarıyor, onu ne kadar beğendiğimi anlayacağından korkuyordum. Oysa o da, sürekli benimle konuşmak istiyordu. Bunu yapan tek kişi o değildi üstelik. Annesi de, sanıyorum ablama göre çok daha giyimime meraklı olduğum için, benden çok hoşlanmıştı ve durmaksızın New York'taki butikler hakkında sorular soruyordu."

"TEK DİLEĞİM BİR AN ÖNCE GERİ DÖNMEKTİ"
"Nişan gecesi, kendimi bir yandan suçlu hissediyor bir yandan da, yine de en güzel halimde olmak, ona güzel görünmek istiyordum. Fakat istediğim esas şey, bu nişanın bir an önce bitmesi ve New York'a geri dönmekti. Orada karmaşık hislerimden kurtulacağıma inanıyordum. Öte yandan da, eğer taşındığımız sırada yurtdışında olmasaydım şu an nişanlanan ben olur muydum diye de düşünmekten kendimi alamıyordum. İşin kötüsü bu soruya kafamda verdiğim yanıt "evet" oluyordu. Çünkü kafa yapısı olarak kendimi o aileye ablamdan daha yakın buluyordum. Vakit geldi ve okuluma geri döndüm. Hislerim azalmak bir yana, yoğunlaşarak orada da devam etti. Kendimi Kağan'ı düşünmekten alamıyordum. Ablam, onunla gittiği yerleri, yaşadıklarını anlatınca çıldıracak gibi oluyordum. İçimde inanılmaz bir öfke vardı. Bir yandan eğer bu koşullarda karşılaşmasaydık yani ulaşılması bu kadar imkânsız olmasaydı onu böyle çekici bulamayacağımı düşünüyor bir yandan da hayatımın aşkı olduğunu bir daha kimseye karşı bu kadar hızlı ve yoğun hisler besleyemeyeceğime inanıyordum."

VE BÜYÜK BİR SÜRPRİZ
Pelin, yaz tatilinden kısa süre önce büyük bir sürpriz yaşadığını ve ablasının onu arayarak Kağan'la ayrıldıklarını haber verdiğini anlatıyor. Buna sebep olarak gösterdiği şeyse, kafa yapılarındaki uyumsuzluk olmuş. Pelin önce büyük bir rahatlama hissetmiş ve artık kalbimdeki kişi aynı zamanda ablamın nişanlısı olma sıfatını taşımayacağını, bir daha onu görmek zorunda kalmayacağını ve elbet bir süre sonra da unutacağını düşünmüş. Belki, nişanda Kağan'la çektirdiğim ve New York'taki evimde, kitaplığın başköşesinde koyduğum o fotoğrafı indirebilseydim her şey farklı gelişirdi. Ama bunu yapamadım. Fotoğrafı indiremedim ve yerine çok daha başka bir şey yaptım. İçkiyi de fazla kaçırdığım bir gece, Kağan'ı aradım. (Numarasını biliyordum çünkü İstanbul'dayken gizlice almıştım ve ara sıra bu numaradan ona sessiz telefonlar açıyordum.) Önce ablamla olan ilişkisi hakkında konuşmak istediğimi söyledim. Sonra iş onu teselli etmeye dönüştü. Ona istediği zaman beni arayabileceğini söyledim.

İLİŞKİYİ İTİRAF ETMEK
Gerçekten de Kağan beni aradı. Bu üzerimdeki vicdan azabını aldı çünkü tek hoşlanan ben olsaydım beni aramazdı diye düşünüyordum. Konuşma aralıklarımız sıklaştı ve sonunda Amerika'ya yanıma gelip, bir hafta kaldı. Artık ilişkimiz başlamıştı. O yaz, yaz okuluna gideceğimi söyleyip, İstanbul'a gelmedim. Yaz sonuna kadar ilişkimizden kimseye bahsetmedik ama er ya da geç ailelerimize durumuzu anlatmak gerekiyordu. Alacağımız tepkiyi biliyordum ve o yüzden bu tepkiyi sırf bir flört uğruna maruz kalamayacağımı, eğer kararlıysa ilişkimizi daha ciddi bir adıma taşımamız gerektiğini söyledim. Ve o da kabul etti. Önce onun ailesine anlattık. Onun annesi bile hiç hoş karşılamadı. Ben de, umutlarım kırılmış olmasına rağmen babamı aradım. Çok ama çok sinirlendi. Ondan sonra da işler iyice karıştı. İstanbul'a gittiğimde annem ve ablam beni kesinlikle görmek istemiyorlardı. Onlara göre dünyada yapılacak en korkunç şeyi yapmıştım. Oysa benim içim rahattı çünkü her şey ablam Kağan'dan ayrıldıktan sonra başlamıştı. Çok geçmeden Kağan'la evlendik. Bir yıl boyunca evliliğimiz tek kelimeyle muhteşemdi. Kâh New York'ta, kâh İstanbul'da bazen de dünyanın bambaşka bir yerinde başka güzel bir ülkedeydik. Fakat öte yandan ikimiz de uzun süredir ailelerimizle görüşmüyorduk ve ben artık kendimi yalnız hissetmeye başlamıştım. Kağan beni anlamamakta ısrarlıydı, ona göre bu bizim tercihimizdi ve sonuçlarına katlanmalıydık. Zamanla tartışmalar başladı. Ben her bir hatasında "uğruna ailemden vazgeçtiğim kişi bu mu" diye düşünüyordum. Aşkın heyecanı hafifleyince sorunlar iyice büyüdü. Çünkü hızlı hareket etmiştik ve birbirimizi pek de fazla tanımadan evlenmeye karar vermiştik. Ben yine de bu evlilikten kolay kolay vazgeçmezdim ama bir gün, bir kavga sırasında bana "ne olacak ki, sen ablanın nişanlısını ayartan birisin, işte" diye bağırdı. İşte bu her şeyin sonu oldu. Belki sizlerin de tahmin edebileceği gibi, bundan sonra son derece zor bir süreç içinde buldum kendimi. Ailemle barışmak hiç de kolay olmadı. Annem, babam beni sonunda affettiler ama ablamla tekrar görüşmem için, beş yıl geçmesi gerekti ve ancak yeğenimin doğumuyla onu bir kez daha görebildim. Şimdi geriye baktığımda elbette bunun bir hata olduğunu görebiliyorum. Fakat kalbime söz geçirmem öyle zordu ki, bir kez daha olsa yine aynı şeyleri yaşayacağımı biliyorum."

HEMEN HAREKETE GEÇMEK SAKINCALI
İlişki terapistlerine göre, karşı cinse olan ilgi de, aşk da kontrol edilmesi oldukça güç son derece yoğun duygular. Burada önemli olan bu duyguların kontrolünden çok, duyguların itiraf edilip, edilmeme aşamasında verilecek olan kararlar. Çoğu zaman daha genç kişiler, yaşadıkları yoğun hislerin heyecanıyla, ilişkinin getireceklerini ve götüreceklerini mantıklı şekilde değerlendiremeyebiliyorlar. Oysa böyle bir ilişkiye başlamadan önce, bunun ne kadar sağlam bir temele oturup, oturmayacağının mutlaka düşünülmesi gerekiyor. Bu şekilde başlayan birlikteliklerde, partnerler genellikle birbirleriyle ne kadar uyumlu olup olmadıklarını anlayamayabiliyorlar. Uzmanların bu tip bir durumda olan kişilere önerisi, bir adım atmadan önce, terazinin bir tarafında yaşayacaklarının onlara kazandıracaklarını bir tarafında da kaybettireceklerini koymaları ve aşk heyecanın geçici bir his olduğunu asla unutmayıp, kararlarını ona göre vermeleri.

BİR DE İTİRAF EDEMEYENLER VAR…
Pelin S., sonu pek de iyi olmamasına rağmen aşkını itiraf edebilen ve bunu yaşayıp, neticesini görebilenlerden. Bir de aşkını çok uzun süre içinde yaşayanlar var ki, bir diğer okurumuz Meltem Y.'nin hikâyesi buna gerçek bir örnek. Sevgilisinin (sonradan eşi olmuş zaten) en yakın arkadaşına aşık olan Meltem, çok uzun yıllar hiç kimseye belli etmeden bu aşkı içinde yaşamış. Ona göre, en zor olan hislerini belli etmemeye çalışmakmış, "Burak, eşimin en yakın arkadaşıydı. Ve ilişkimizin en başından beri hep yanımızdaydı. Bu benim için zordu ama bir zaman bundan da zor bir şey yaşadım. Eşimle araları bozuldu ve yaklaşık altı ay kadar hayatımızdan çıktı. İşte o zaman barışmaları için elimden geleni yaptım." Meltem S., platonik aşkıyla yaşamaya alıştığını, öte yandan eşine de çok büyük bir sevgi ve saygı duyduğunu, bu güzel hisleri ve güven, huzur dolu evliliğini hiçbir şey için tehlikeye atmayacağını anlatıyor. Ona göre aşk güzel bir duygu ancak iyi ve sağlam bir evlilik aşktan çok daha kutsal. Selmin F. ise aksine, hoşlandığı ama ulaşmasının imkânsız olduğu bir kişiyle bir arada olmaya katlanamamış ve sırf bu nedenle en iyi arkadaşından kopmuş: "En yakın arkadaşımın eşinden hoşlanıyordum ve onlarla zaman geçirmek benim için katlanılamaz bir hal aldı. O kadar ki, dayanamadım ve bir süre sonra çeşitli bahanelerle arkadaşımı daha seyrek görür oldum."

ONLAR NE DİYOR?
Aşkı uğruna tüm gemileri yakan da var, "ben zaten olmadık insana aşık olmam" diyen de… Minik bir anket yaptık ve kim ne düşünüyor, biraz araştırdık. Eski kız arkadaşıma bir zamanlar nasıl aşık olduğumu ve bu duygunun zamanla nasıl solup gittiğini düşününce, bunun için kimseyi üzmeye değmeyeceğini açıkça görüyorum… -Melih, 28

Aşk için her şeye değer. Ben dürüstçe duygularımı itiraf ederim ve etraftakilerden de anlayış beklerim. -Yelda, 23

Eğer duygularımın karşılıksız olmadığını hissedersem, ona ulaşmak ve duygularımı itiraf etmek için bir yol ararım. -Sinan, 25

Kızkardeşim de, arkadaşlarım da benim için çok kıymetli. Hiçbir erkek bunu bozacak kadar değerli olamaz. -Yeşim, 27

Ben bir zamanlar yakın bir arkadaşımın sevgilisinden hoşlandım. Fazla düşünmemeye çalıştım ama arkadaşım da ilişkisinden yakındıkça için için sevindim. -Ebru, 29

Duyguları Kontrol Etmek Mümkün mü?
-Sakıncalı bir aşka doğru yelken alıyorsunuz? Bu durumda olan pek çok kişi uzmanlara şu soruyu yöneltiyor: "Duygularımı kontrol etmem mümkün mü" Ve elbette, uzmanlar da onlara bazı tekniklerden faydalanmalarını öneriyor. İşte bunlardan bazıları…
-O kişinin eksilerini ve hoşunuza gitmeyen yanlarını bir kâğıda yazın. Belki de ondan hoşlanma nedeninizde büyük pay içinde bulunduğunuz koşullarda sizin için ulaşılmaz olması.
-Aranıza mesafe koyun ve o kişiyi mümkün olduğunca az görmeye çalışın. Bu arada da, siz devamlı meşgul olun ve başka kişilerle ilgilenin.
-Düşünce durdurma tekniğini uygulayın; ne zaman aklınıza o kişi ve onunla ilgili düşünceler gelse, yüksek sesle "stop" diye bağırın!
-Aşkın geçici bir duygu olduğunu asla unutmayın ve zamanla hislerinizin yoğunluğunu geçeceğini bilin.

BİZE ULAŞIN