Sadakatin hapı olur mu?

"Keşke" dediğinizi duyar gibiyiz... Asırlardır çözülemeyen ve hayatın maalesef bir gerçeği olan aldatma ile fizyolojik yoldan mücadele etmek mümkün mü? Yapılan araştırmalara göre hormonlar devreye girdiğinde gelecekte evet, bu imkansız değil.

Giriş Tarihi: 11.12.2017 16:56 Güncelleme Tarihi: 11.12.2017 16:56

HAZIRLAYAN: DAMLA DURAK
FOTOĞRAFLAR: MORSA IMAGES/ GETTYIMAGES.COM

Bu konunun herkesi fazlasıyla heyecanlandırdığından şüphemiz yok. Düşüncesi hayal gibi gelse de, yapılan araştırmalar, günden güne gelişen tıp dünyası önümüze oldukça umut verici haberler sunuyor. Söz konusu , aşk olduğunda aklımıza hemen duygular gelse de vücudumuzda salgılanan hormonların ciddi anlamda devrede olduğunu unutmamak gerekiyor. En hassas belki de en zayıf noktamız olan aşkın olmazsa olmazı şüphesiz ki . Tabii bizden farklı düşünenlerin sayısı da azımsanacak gibi değil. "İnsan, doğuştan tek eşli midir" sorusunun cevabı yıllardır araştırılıyor. Antropologlara göre, geçmiş zamanlarda bunun aksini ispatlayacak pek çok yaşam biçimi söz konusu. Öncelikle çok daha net ve anlaşılır olmak adına tekeşlilikçokeşlilik kavramlarını doktortakvimi.com sitesi uzmanlarından Uzman Psikolog Eylem Esen'den dinledik: "Eskiden tekeşlilik bir insanın hayat boyu sadece tek eşe sahip olması anlamına geliyordu. Şimdi ise ilişkisi süresince tek eşle birlikte olmayı anlatıyor. Bunun yanında "çokeşlilik" kavramı da aldatmayla aynı anlama gelmiyor. Bunun üzerinde özellikle durmak gerekiyor çünkü bazı çiftler, kendi istekleriyle özellikle çokeşli yaşamayı tercih ediyor ya da birçok kişi tek eşe sahip olmaktansa farklı insanlarla birlikte olmayı seçiyor. Burada çokeşlilik ve arasındaki ayrımı, içindeki tarafların birbirlerinin diğer birlikteliklerden haberdar olup olmamaları ve kişilerin partnerinin kurduğu diğer ilişkileri kendi özgür iradeleriyle kabul etmeleri ve deneyimlemeleri üzerinden yapabiliriz."

NEDEN ALDATIRIZ?
Uzman Psikolog Eylem Esen yanıtlıyor: "Aldatmanın tanımı günden güne genişliyor; biriyle buluşmak, flört etmek, onu cinsel olarak çekici bulmak, mesajlaşmak, dokunmak, öpmek, daha yakın dans etmek, herkese davrandığından farklı davranmak ya da porno film izlemek… Son dönemde arttığı düşünülen çokeşli yaşamın altında elbette insanın her hareketinin motivasyon kaynağı olan 'ihtiyaç' yatıyor. Her ne yapıyorsak bir ihtiyacımızı karşılamak için yapıyoruz, buna tekeşli olmak/olmamak ve aldatmak da dahil. Bahsettiğimiz ihtiyaç; her ne kadar evrensel bir anlama sahip olsa da, bu ihtiyacı karşılama şeklimiz kişisel ve sosyal durumumuza, yani ruhsal dünyamıza, yaşantımıza, varoluş halimize, içinde yaşadığımız toplumun kültürel öğelerine, cinsiyetimize, cinsel kimliğimize ve yönelimimize, imkânlarımıza hatta bulunduğumuz yüzyıla bağlı olarak değişiyor."

SAHNE SENİN "VAZOPRESSİN"
Gelelim asıl dikkat çekmek istediğimiz konuya. Nörobilim uzmanlarının hayvanlar üzerinde yaptıpı araştırmalarda, AVPR1A geni tarafından sentezlenen "Vazopressin" adlı bir hormonun bağlanmada etkili olduğuna dair bulgular elde edilmiş. Ayrıca bu hormonun, tekeşli ve uzun süreli ilişki istemiyle de ilişkili olduğu düşünülüyor. Vazopressin salgılanmasını sağlayan gen, insanda 334 değişik formda bulunuyor ve bu formlardaki ufacık değişimlerin bile hissedilen aşkın şiddeti ve kişinin eşine bağlılığı üzerinde rol oynayacağı düşünülüyor. Dolayısıyla genetik kod üzerinde kontrol sahibi olduğumuzda ya da salgılanmasını istediğimiz hormonu dışarıdan hormon takviyesiyle belli bir dengeye getirmeye yardımcı olduğumuzda, kim bilir, belki tekeşliliğin daha uzun süre korunması sağlanabilir. Çok çılgın bir fikir, değil mi? Sadakat iksirinin peşine düşmüşken bu noktaya nasıl geldiğimizi de sorgulamamak olmaz… Sözü yine psikoloğumuza bırakıyoruz: "Güncel söylemler çokeşliliğin arttığı yönünde olsa da tekeşli ve çokeşli olmanın hatta aldatmanın bile tanımının değişiklik gösterdiği ve genişlediği bir dünyada buna dair net bir söylemde bulunmak oldukça güç. Aslında geçmişten bugüne hepimiz kimlik oluşturma süreçlerimizde birilerine ihtiyaç duyuyor ve kurduğumuz ilişkiler üzerinden kendimizi var ediyoruz. İnternet çağı da diyebileceğimiz bu çağda, sosyal profillerimizde aktif olarak sosyalleşme görüntüsü çizerken, temel ihtiyaçlarımız sayabileceğimiz beğenilmek, onaylanmak, değerli hissetmek gibi ihtiyaçlarımızı da yine bu profillerle kurduğumuz ilişkiler ve yaptığımız paylaşımların reytingi üzerinden karşılamaya çalışıyoruz. Ancak bu, acıktığımızda bizi kısa süre tok hissettiren ve hemen sonrasında daha fena bir açlıkla baş başa bırakan atıştırmalık krakerden farklı değil. Ne ruhumuzu besleyen bir besin değeri var ne de uzun süreli doygunluk hissi. Bağımlılık yaratması da bu sebepten olsa gerek. İlişkilerimizi göstermelik profillerimizden ya da yüzeysel olarak kurduğumuzda bir ilişkiyi başlatmak da bitirmek de, sebep göstermeksizin gelen arkadaşlık isteğini kabul etmek ve engellemek kadar kolay oluyor. Şunu söyleyebiliriz ki, teknolojinin bireysel kullanıma sunulduğu her alanda yeni bir eş edinmek, sadık kalmaktan çok daha kolay. Aksi gibi aldatmanın çekirdeğini oluşturan gizli ilişkiyi saklamak da bir o kadar zor. Eş değiştirmenin ya da paralel ilişkiler yaşamanın bu kadar kolay olduğu günümüzde birçok kişi kendisiyle ilgili olanı görmeye ve bunu düzeltmeye çalışmadan tüm sorumluluğu eşine ya da ilişkisine yüklüyor ve çokeşliliği iradi karar değil zaaf görüyor."

KADINLAR NE DÜŞÜNÜYOR?
"Hormonlar hayatımızın her alanında inanılmaz etkili! Bu konu ilişkilerimizi de fazlasıyla etkiliyor. Bir şeylerin eksikliği ya da fazlalığı erkekleri sadakatsizliğe itiyor olabilir. İçeriden yapılacak bir müdahaleyle bu hap, iğne, vücuda yerleştirilecek bir bant artık her ne ise; bakarsınız önüne geçilebilir ve dünya çok daha iyi bir yer olur. Kim bilir! Bu arada ben kadınların da en az erkekler kadar sadakatsiz olabileceğine inanıyorum." -Mine, 33

"Hayattaki en büyük hayallerimden biri bu sadakat hapı olabilir! Kansere dahi çözüm bulan tıp dünyasının bu konuyu da çözeceğinden eminim! Benim için sadakatsizlik de bir hastalık biçimi çünkü. Sağlıklı düşünebilen bir erkek birlikte olduğu, sevdiği, onu seven eşini neden aldatır ki. Son dönemde etrafım kalbi kırık kadınlarla dolu. Baktığınızda sevgilileri onları evet seviyor ama başkalarıyla da görüşebiliyor." -Ceren, 29

"Sadakatin ilacına falan gerek yok! Erkekleri şu sosyal medyadan uzak tutabilsek bence bu problem yarı yarıya azalır! Son dönemde zedelenen ilişkilerin kaynağında hep bunu görüyorum. Ah keşke çözebilsek demek istiyorum…" -Bilge, 26

PEKİ, DOKTORLAR NE DİYOR?
Tıp dünyasının aşk, sevgi, bağlılık, sadakat kavramlarına ve vazopressin hormonunun etkisine bakışını sorgulamamak olmaz. Konunun derin detaylarını ve fizyolojik yanını Dr. Orçun Orhun'dan öğrendik: "AVPR1A dediğimiz gen, sadece vazopressin değil ayrıca oksitosinin de salgılanmasına yol açan bir gen. Bu genin birçok alt uzantısı mevcut. Fareler üzerinde yapılan çalışmaya göre bu gene sahip olan çok eşli farelerde bile tekeşlilik görülmüş. Bu gen için sadece erkek farelerin sadakat bağlamında sorumlu olduğunu söyleyebiliriz. Her ne kadar daha insanlar üzerinde tam olarak kanıtlanmış olmasa da bekar ve tekeşli erkekler karşılaştırıldığında vücut vazopressin seviyelerinde farklılıklar görülebiliyor." Sadakat anlamında bu genin sadece erkek farelerde görünmesi oldukça ilginç… Yapılan araştırmalarda sadakatten sorumlu kişinin erkek olduğu çıkarımını yapmak mümkün müdür bilinmez ama çoğu kadının bu fikire katılacağı kaçınılmaz. Uzmanımıza gelecekte sadakat iğnesi ya da hapı olabilir mi sorusunu yönelttiğimizde ise şu cevabı alıyoruz: "Vazopressin vücutta su tutulumuna sağlayan ve damar basıncının artmasını regüle eden hormon. Vazopressin, beyin içi salgılanma ile sosyal ve seksüel davranışlar üzerinde etki gösterebilir. AVPR1A reseptörü sayesinde vazopressin tutularak sinyal oluşması sağlanır. AVPR1A geni tek eşlilikte artabileceği gibi otizm, bağımlılık, yeme bozuklukları gibi durumlarda da ilişkili olduğu görülmüştür. Piyasada halihazırda vazopressin benzeri etki yapan birçok ilaç mevcut ancak hastalarda kullanım sonrası bu etki ile ilgili herhangi bir geri dönüş henüz yaşanmadı."

ERKEKLER NE DÜŞÜNÜYOR?
"Bu işlerin hapla falan olacağına inanmıyorum, tamamen kafada bitecek bir konu. Erkek kadından biraz sıkıldıysa ve başka bir kadın tarafından baştan çıkarılmaya müsaitse aldatıyor. Bu konu bu kadar net ve açık. 'Ben hiç aldatmadım diyen' yalan söylüyordur." -Can, 30

"Kadın-erkeğin gül gibi yaşayabileceği ortam sağlanacaksa tabii sadakatin hapı da yapılsın ama ilişkilerde tek sorun bu değil ki. Erkek zaten temelde başka sorunlar olduğu için gidip kadını başkasıyla aldatıyor. Biraz iğneyi kendinize, çuvaldızı bize batırsanız süper olacak." -Burak, 25

"Vallahi kadın da aldatıyor, erkek de. Bu böyle gelmiş, böyle gidecek. Hormonlarla sadakat sağlanabilir diye düşünüyorum vücudumuzu tamamen yöneten güç beyin ve hormonlar zaten. Aşk bile beyinle alakalı bir konu bana göre. Yapsınlar, görelim." -Batuhan, 36

BİZE ULAŞIN