"Kahramanım kurtar beni"

İhtiyacınız olduğunda tıpkı beyaz atlı prens gibi kapınızda beliriyor, sizinle ilgileniyor ve sevgisini cömertçe gösteriyor. Kulağa gerçek olamayacak kadar güzel geliyor değil mi? Belki de değildir.

Giriş Tarihi: 26.12.2017 11:49 Güncelleme Tarihi: 26.12.2017 12:12

REYHAN GÜNEŞ

FOTOĞRAF: GETTYIMAGES.COM

Hayatımıza giren erkeklerle ilgili en büyük beklentilerimizden biri duygusal ihtiyaçlarımızı karşılamaları oluyor. Birlikte gülüp eğlendiğimiz günlerin yanı sıra ağlamak için de omuzları yanımızda olsun istiyoruz. Okurlarımızdan Nilay, tam da hayallerindeki erkeği bulduğunu düşünürken başına gelenleri anlatıyor: "Yağız ile altı ay önce tanıştığımızda hayatımın en zorlu dönemlerinden birinden geçiyordum. Kısa arayla hem işimden kovuldum hem de annemi kaybettim. Üst üste yaşadığım bu iki büyük travma yüzünden dibi görmüştüm. Bazı günler yataktan bile çıkamıyordum. Yalnızca birkaç hafta içinde muhteşem bir işte çalışan, geniş arkadaş çevresine sahip kadından hiçbir şeyi olmayan birine dönüştüğümü hissettim. Aynaya baktığımda kendimi tanıyamıyordum. Tüm bu durumla baş edebilmek ve hayatımın kontrolünü tekrar elime almak adına Kaş'a tek yön bilet aldım. Hem erkek kardeşimi ziyaret etmeyi hem de sezon sonu olması dolayısıyla sakinliğin ve dinginliğin tadını çıkarmayı planlıyordum. Gitmeden iki gün önce ortak arkadaşlarımız aracılığıyla Yağız ile tanıştık. Bu tanışıklığın ilişkiye evrileceği aklımın ucundan geçmemişti. Sonuçta iki gün sonra ne zaman döneceğimin belli olmadığı bir tatile çıkıyordum. Ancak aramızda tuhaf bir etkileşim oldu ve başımdan geçenleri ona anlatmak istedim. İki gün sonra uçağımın kalkmasına birkaç saat kala kendisinden her şeyin yolunda gitmesini umduğunu söyleyen e-posta aldım. Tatilin ilk günlerinde zamanın nasıl geçtiğini, daha iyi olup olmadığımı soran mesajlar atmaya başladı. Bir hafta sonra üzerinde 'Gülümse diye' yazan kocaman bir buket kapımda belirdi ve böylece saatler süren telefon görüşmelerimiz başladı. Bir seferinde aralıksız sekiz saat konuştuk. Dünya üzerinde hiçbir kadının bu derece ilgiye duyarsız kalabileceğini sanmıyorum. Kağıt üzerinde baktığınızda da kendisi bana oldukça uygun biriydi. 30'larının başında, iyi bir hukuk firmasında çalışan, boş zamanlarında koşulara katılan, yakışıklı diyebileceğiniz bir adam sizin iyi hissetmeniz adına çaba sarf ediyorsa psikolojik durumunuz ne olursa olsun kalp atışlarınızı hızlandırmayı başarıyor. Hassas bir dönemden geçtiğim için kendime sürekli 'Bende ne buluyor olabilir, İşsiz, depresyonda ve kafasını toparlamaya çalışan bir kadın neden ilgisini çekiyor' gibi sorular soruyordum. Konuşmalarımızdaki sıklık zamanla azalmak yerine arttı ve biz birbirimize iyice yakınlaştık. Bir gün aradı ve Kaş'a, yanıma gelmek için bilet aldığını söyledi. Kendimi romantik komedi filminde gibi hissediyordum.

RÜYADAN UYANMAK
Şu ana dek anlattıklarım size muhteşem gelebilir ama zaman içinde kendimi toparlamam ve İstanbul'a geri dönmeyip Kaş'ta iş aramaya başlamamla birlikte işin rengi değişti. Zor günlerimde yanımda olan 'kahraman' figüründen hayatımı ve kararlarımı kontrol etmeye çalışan birine dönüştü. Döndükten sonra dışarı çıkıp yeni insanlarla tanışabileceğim zamanlarda uzun uzun telefonda konuşmak istiyor, sosyal hayatımda attığım olumlu adımları kıskançlıkla karşılıyordu. Bir yandan iyi olmam adına çabalıyordu bir yandansa düzelmek adına attığım adımları baltalıyordu. Beni bulduğu andaki gibi kalmamı istiyordu. Fakat benim bir süre daha depresyonda kalmaya niyetim yoktu. Gerçek anlamda iyi hissetmeye başladığımda benden uzaklaştığını fark ettim. Birilerini kurtarma içgüdüsü onu ele geçirmiş durumdaydı ve bu ihtiyacı karşılayabileceği başka yerler arıyordu. Bir gün yolda bulduğu hasta kedinin hayatına girmesiyle tüm bu kurtarma içgüdüsünü ona yöneltti ve ben dönüp ilişkimi değerlendirme fırsatı buldum. Mutlu değildim. Bir şekilde hareketleriyle veya kısıtlamalarıyla mutlu olmamı engelliyordu. Bu ilişkiden kurtulmak verdiğim en doğru kararlardan biriydi."

SÜPER KAHRAMAN EGOSU
Nilay'ın yaşadıkları size tanıdık gelmiş veya daha önce hiç benzer olaylar yaşayan birini tanımamış olabilirsiniz; ancak bu durum uzmanlar tarafından Beyaz Atlı Prens Sendromu olarak tanımlıyor. Psikolog Mary Lamia, "Karşısındaki kişiyi zaman zaman farkında bile olmadan kurtarma içgüdüsü taşımak sendromun en belirgin özelliği. Bu tarz insanlar, yardım etmenin ötesinde (sizi o kötü durumdan kurtaracağı vaadiyle) hayatınızı kontrol altına almaya çalışabilir. Danışanlarım arasında hayatındaki kadının toplumda 'kabul edilebilir' birine dönüşmesini sağlama hedefiyle nasıl giyindiğine karışan veya kariyer basamaklarını hızla tırmanırsa kendisine ihtiyaç duymayacağını düşündüğünden kurslara katılmasına engel olan erkekler oldu" diyor. Bu durumda yapabileceğiniz en mantıklı şey, içinizdeki güce inanıp kendi yolunuza devam etme cesaretini göstermek. Çünkü bu tarz insanlar, zaman içinde onsuz hareket edemeyeceğinizi düşünmenize neden olabilir. Başlarda zor gelebilecek ayrılık sürecinin sonunda her zamankinden çok daha güçlü hissedeceğinizi, geleceğe dair daha umut dolu olacağınızı garanti edebiliriz.

BİZE ULAŞIN