Gizli takip kültürü ve sadakatsizlik anatomisi

Dünya ve Türkiye sadakatsizliğe nasıl bakıyor? Kim daha çok aldatıyor? Kaçamak için hangi yolları kullanıyor? Sosyal medyayla hayatımıza iyice yerleşen gizli takip; “stalk” kültürü bunu engellemeye yeter mi? İşte sadakatin anatomisi ve daha fazlası.

ÖZGÜR UYSAL

FOTOĞRAF:BEN GOLDSTEIN/STUDIO D - HEARST

Dedektifler ve Seri Katiller
Şimdi sadakatsizliğin, aldatmanın falan anketini yapmak zor iş. Neticede gerçekten yapan, "Yapmıyorum" der. Yapmayanın da hep dilindedir. Gene de kaçamak konusunda yapılacak araştırmalar içerisinde en sağlam kaynaklardan biri, 4 milyondan fazla üyesi olan Gleeden sitesi. Sitenin temeli kaçamak üzerine kurulu. Bu sitenin üyeleri arasında yapılan araştırma, sadakatsizliğin tüm anatomisini çıkarmaya yetiyor. Hazırsanız başlayalım. Araştırmaya katılan 8 bin kişinin yüzde 81'i partnerlerinin herhangi bir yaramazlık yapıp yapmadığını kontrol ettiklerini söylüyor. Buna şaşırdık mı? Şaşırmadık. Neticede internet, beraberinde bir "stalk" kültürünü de getirdi. İnternetin dijital dedektifleri ülkemizde de arpa gibi, buğday gibi yetişmeye başladılar. Sebebi tabii ki kıskançlık. Bunda utanılacak bir şey yok. Araştırmalara göre ikili ilişkilerde dünyanın en sadakatsiz toplumu olarak öne çıkan Fransızların bile yüzde 57'si kendini kıskanç olarak tanımlıyor. Türkiye'nin durumunu siz düşünün. Speedseduction. com'daki uzmanlar ki Allah kimseyi bunun uzmanı yapmasın, kıskançlık oranı yüksek olan ilişkilerde yakalanmadan aldatmanın tek yolunun ilişkinin daha önceden iletişim olmayan bir kişiyle yaşanması ve bir daha etkileşime girilmemesi olduğunu söylüyor. "Aynı bir seri katil gibi" diye de ekliyorlar. Neyse Türkiye'de seri katil de çıkmıyor nasıl olsa! Herkesin gönlü ferah olsun.

Slm, Nbr, Asl?
MIRC, PIRC dönemlerinde sadece bu kısaltmalardan ibaretti tanışmak. Hatta korkulurdu hiç yüzünü bile görmediğimiz biriyle buluşmaktan. Yakaya kırmızı karanfil takma dönemleri de bitmişti. Tam bir kumardı chat odalarında konuştuğun biriyle buluşmak. O zaman internete 56K modemle bağlanıldığı, hatta bağlanmak için bile dııırııı- rııı dı-rı-rı-rı-rın grrrrrr sesini beklemek zorunda olduğumuzu düşünürsek bir fotoğraf göndermek için bir hafta beklendiği zamanlar bile olabiliyordu. Kafalar rahattı yani. Sadece harflerle flörtleşiliyordu. Şimdi daha insanın ismini bilmeden okuduğu okulu, en sevdiği yemeği, tatil için nerelere gittiğini, çocukluğundaki kilosunu bile bilmek mümkün. Bu da beraberinde bolca sadakatsizlik ve "stalk" kültürünü de getirdi. Gleeden'ın başka bir araştırmasına göz atarsak; sadakatsizlerin ezici çoğunluğu (yüzde 89) teknoloji sayesinde kaçamak yapabildiklerini ve bunu gizleyebildiklerini saklamazken; neredeyse çeyreği de (yüzde 21) gelişen mobil aplikasyonlar sayesinde eşlerini daha iyi kontrol edebildiklerini söylüyorlar. İnternetten yapılan kaçamaklarda yakalanma oranıysa yüzde 58. Her iki kişiden biri ya da her iki sadakatsizlikten biri mutlaka dedektiflerin merceği altına giriyor. Yani aldatanlar da, yakalayanlar da internette geziyorlar. Vahşi doğa!

Hızlı Koşma Hızlı Düşün!
Erkeklerin sadakatsizlik konusunda en çok tercih ettikleri kadın tipi kendilerinden genç ve sosyal olarak daha düşük seviyedeki kişiler. Kadınlarınsa en çok tercih ettiği partner tipi zeki olanlar. Zira zekaya duyulan arzu ve hayranlığa verilen bir isim bile var: Sapyoseksüel. Homo- Saphiens'den gelen Sapio, yani düşünebilen anlamına gelen kelimenin önüne seksüellik ekleyince ortaya böyle bir fetiş çıkıvermiş. Hey yavrum hey, lisede inek olanlar şu anda playboy mu oldular yani? Dünya ne acayip yer! American Harris Interactive ve crucial. com'un yaptığı ankete göre; bugünün kadınlarının yüzde 84'ü zeki bir erkeği keskin kasları olan bir atlete tercih ediyor. Yani hızlı koşmaktan çok hızlı düşünmek daha cezbedici. Ankete katılan erkeklerin de yüzde 70'i, artık randevularında kadınları etkilemek için teknolojiye ne kadar yatkın ve ilgili olduklarından bahsettiklerini söylüyor. Kıyamam! Bunlar hep tavus kuşu gibi kanatları açma etkileri işte. Toparlamak gerekirse; bunu uzun uzun açıklamaya gerek yok. Biri kutusuna, diğeri içeriğine bakıyor işte. Neticede erkekler arasında az konuşan kadın, kadınlar arasında da ağzını açtığında içi boşalmayan erkek önemli değil midir? Sevgili edinmek için olduğu kadar kaçamak için de demek ki böyle tipleri tercih ediyor her iki cins de.

İhanetin Telafisi Yok
İnsanoğlu garip bir cins. Gleeden anketine katılanların yüzde 62'si eşi ya da partneri tarafından aldatılmayı asla affetmeyeceğini söylüyor. İşin komik tarafı eşini aldattığını itiraf edenlerin de yüzde 54'ü, "Beni aldatırsa bir daha asla güvenemem" diyor. Yani, "Ben yapayım da o yapmasın" diyor özetle. Yüzde 21'i de ihanete uğramış hissedeceklerini söylüyor. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu durumları var tabii. Sonuca gelecek olursak; ister ayran gönüllü, ister maymun iştahlı, ister sadakat timsali olsun kimse aldatılmaktan hoşlanmıyor. Zaten kim hoşlanır ki kandırılmaktan? Reklamları ve Hollywood filmlerini izlemekten hoşlananları ve bazı özel fetişlere sahip insanları hariç tutuyorum tabii. İşin en zor kısmı da aldatmak ve sadakatsizliğin sınırlarını belirleyebilmek. Birinden gizli gizli hoşlanmak aldatmak sayılır mı mesela? Instagram profilinde gezmek mesela hiç haberi olmadan? O da mı aldatmak? Güzel sözler söylemek, sarılmak, dertleşmek... Hangisi bunların aldatmak? Bulması aslında çok kolay. Öyle uzak diyarlara bakmaya gerek yok. Yaptığınızın aldatmak olup olmadığını ölçmenin tek ve en sağlam yolu vicdandır. Karşındakini ve en önemlisi kendini kandırmıyorsan, gönlün ferah, alnın açık, vicdanın rahatsa o zaman hem mutlu olursun hem mutlu edersin.

Horlama Aldatma Sebebi Olabilir mi?
"Haydi oradan" dedirten bir başlık gibi görünse de araştırmalar bunu doğruluyor. Gleeden.com'da Avrupa kıtasından 8.053 kadın arasında yapılan ankete göre kadınların yüzde 66'sı, kocalarını aldatmalarında horlamanın etken olduğunu belirtiyor. Sebepleri ise uykusuzluk, horlama üstüne yapılan uzun tartışmalar ve horlamanın artık eşlerine karşı olan arzularını azaltmasıymış.

BİZE ULAŞIN