Milenyallerin mutlu ilişki formülü

İlişki dünyasında sancılı süreçlerden geçen Y kuşağı bireylerinin büyük çoğunluğu çareyi çift terapisine gitmekte arıyor. Modern toplum düzeninde sağlıklı bir ilişki kurmak istiyorsanız sizin de ihtiyacınız olan profesyonel bir ismin yardımı olabilir.

Giriş Tarihi: 04.04.2019 15:38 Güncelleme Tarihi: 04.04.2019 17:11

Derleyen Reyhan Güneş

Eski ilişki kodlarının güncellendiği, dengelerin altüst olduğu modern dünyada sağlıklı ilişkiler kurma yolunda ekstra çaba sarf etmek gerekebiliyor. Kişisel gelişim konusunda kendinden önceki nesillerin çoğunu geride bırakan milenyaller, bugüne dek tabu olarak görülen bazı durumları da bu kategoriden çıkarmayı başarıyor. Bunların başındaysa partnerleriyle yaşadıkları problemleri ilişki terapistleriyle enine boyuna masaya yatırmak geliyor. Okurlarımızdan Neşe, erkek arkadaşı Ömer ile yaşadıklarını şu şekilde anlatıyor: "Ömer de ben de 20'li yaşlarımızdayız. Birlikteliğimizin altıncı ayında çeşitli sıkıntılar yaşamaya başladık. İlişkimizde daha sağlam adımlarla ilerlemek istediğimiz için çift terapisine gitmeye karar verdik. İkimiz de ilk seansta hayli gergindik. Yakınlarımızın ilişkimizin gidişatı konusunda olumsuz görüşlere kapılmasını önlemek amacıyla terapiye gittiğimizi gizli tutmaya karar verdik. Aslında sorunumuz benim uzun vadede çocuk sahibi olmak istemem, Ömer'inse istememesiydi. Profesyonel yardımın sorunumuzu çözmek konusunda bize yol gösterebileceğini düşündük çünkü bu derece önemli bir konuda ortak karara varamadıktan sonra birlikte olmanın bir anlamı yoktu. Ancak birkaç seans sonrasında terapiye gittiğimizi gizlemek konusunda özel çaba sarf etmenin gereksiz olduğunu fark ettik. Bugüne dek 20'li ve 30'lu yaşlardaki çiftlerin terapiye katılma oranlarının düşük olduğu söyleniyordu; fakat terapistimizin bize söylediğine göre, bu oran her geçen gün artıyor." Sosyal hizmetler uzmanı Linda Bradley, "Bu durum, günümüzde tarafların birbirinden çok fazla beklentisi olmasından kaynaklanıyor olabilir. Arkadaşlık, saygı, güven hissi, uyumlu cinsel hayat, denge, sorumluluk… Uzayıp giden beklenti listesi ve bu listedeki maddelere tik atma amacı çiftlerin terapiye daha sıcak bakmasını sağlıyor. Ayrıca bireyler artık çok daha bilinçli. Uzun vadede yaşanabilecek problemleri öngörüyorlar ve problem henüz ortaya çıkmamışken önlem almayı önemsiyorlar" diyor. Psikolog Megan Fleming ise "Çiftler, bu sorunlar çözülmediğinde ilişki içinde ihtiyaçlarının karşılanmayacağını tahmin ediyor" yorumunu yapıyor. Yaşanan bu dönüşümde, psikolojik anlamda geçirdikleri zor günleri ve gördükleri tedavileri cesurca sosyal medyada paylaşan ünlülerin de etkisi büyük. Onların bu tavrı sayesinde önceden tabu olarak görülen sıkıntılar konuşulabilir hale geldi. Bu durum terapi görmeyi faydalı ve 'normal' kategorisine sokmayı başardı. Tabii yaşanan gelişmelere rağmen hâlâ terapiye temkinli yaklaşmayı tercih edenler de var. Kendinizi ve ilişkinizi profesyonel ellere teslim etmeden önce dikkat etmeniz gerekenler için yazımızı okumaya devam edin.

Ortak Karar

24 yaşındaki Aylin ve 28 yaşındaki erkek arkadaşı Okan, ilişki terapistine gitmeye karar verdiklerinde kendilerini tuhaf hissetmişler: "Okan terapi fikriyle geldiğinde '40 küsur yaşında, birbirinden sıkılmış ama çocukları olduğu için evliliğini devam ettirmeye çalışan bir çift değiliz. Terapide ne işimiz var' diye düşündüm" diyor Aylin. Aradan geçen zaman sonrasında terapiye gitmeye karar verdiklerindeyse durumu yalnızca yakın arkadaşlarına söylemişler. Katıldıkları birkaç seans, Aylin'in fikirlerini değiştirmeye yetmiş ve çevresindeki tüm çiftlere terapiye gitmelerini önermeye başlamış. Kendisi "Birey olarak kendinizi ve yeteneklerinizi geliştirmenin yanı sıra başkalarıyla kurduğunuz ilişkiler özelinde de yol kat ediyorsunuz" yorumunu yapıyor. Buradaki en önemli nokta, iki tarafın da aynı bakış açısına ve isteğe sahip olması. Aksi takdirde işler ters gidebilir. Fleming, "Terapiye gelmekle ilgili kafasında net karar verememiş olanlar, bu deneyime yapılacaklar listesinde yer alan bir madde gibi yaklaşıyor. Bu nedenle verimsiz sonuçlar elde edilebiliyor. Partneriniz böyle düşünüyorsa tavsiyem terapiye tek başınıza gitmeniz yönünde. Zaman içinde davranışlarınızdaki ve tavrınızdaki pozitif gelişmeleri fark eden partnerinizin fikri değişebilir" diyor.

Üzerinize Düşenler

Terapi sürecinde belirlenen seanslara katılım göstermek dışında yapmanız gereken başka görevleriniz de olacaktır. Cognitive Behavior Institute kurumunun kurucularından olan Uzman Doktor Jonathan Impellizzeri "Danışanlarıma haftada iki veya üç saatlerini ilişkilerini iyileştirmek adına aktiviteler yapmaya ayırmalarını öneriyorum" diyor. Terapi dönüşü evde uygulayabileceğiniz aktivitelerden biri kadın-erkek ilişkileri üzerine yaptıkları çalışmalarıyla tanınan John ve Julie Gottman tarafından geliştirilmiş. İkili, çiftlere günde en az beş dakikalarını tam anlamıyla birbirlerine ayırmalarını öneriyor. Fleming ise, "İlişkinizin mutluluğu uğruna hem bütçenizden hem zamanınızdan veriyorsanız bu karşınızdaki kişiye önceliğiniz olduğunu hissettirecektir" diye belirtiyor.

Hızlı Sonuç Beklentisi

Neşe, "Ömer de ben de terapinin bize iyi geleceğine eşit derecede inanıyor ve ilişki uzmanıyla konuşmak istiyorduk. Ancak başlarda mutlu sona ulaşacağımızdan şüphe ettiğim günler de oldu. Farklı bakış açılarımızın masaya yatırıldığı sohbetlerin bizi birbirimizden daha da uzaklaştırabileceğini düşündüm. Bu durum, o güne dek kat ettiğimiz süreci çöpe atmak olabilirdi. Bazı seanslar zorlayıcıydı. Özellikle bir tanesinde neredeyse iki saat boyunca durmaksızın ağladım" diyerek sürecin zorlayıcı yönlerine dikkat çekiyor ve ekliyor: "Tüm bunlara rağmen terapistimiz, olayları kontrol altında tutmayı başardı ve birbirimizin önüne setler çekmemize engel oldu. Baş başayken bu gibi durumlar yaşadığımızda kendimizi çıkamadığımız bir girdabın içinde bulabiliyorduk. Terapistimiz sayesinde çocukluğumuzdan eski ilişkilerimize her türlü önemli konuyu gündeme getirip yolumuza daha sağlam adımlarla devam ettik. Şimdiyse ilişkimizde iki yılı geride bıraktık. Üç köpeğimizle mutlu bir hayat yaşıyoruz. Sıkıntılarımızı aşmamıza yardımcı olan terapistimize birkaç ayda bir gitmeye devam ediyoruz."

İlişki Terapistlerinin Sık Gözlemlediği 5 Problem

1. Taraflardan Birinin Yakınlaşmadan Kaçınması
Fleming, cinsel uyumsuzluk olarak adlandırılan bu durumun Y kuşağındaki pek çok çiftte gözlemlendiğini belirtiyor. Utangaçlık ve performans anksiyetesi gibi sorunlardan kaynaklanan sıkıntı en temel terapiye gitme nedenlerinden biri. Tarafların ilk yapması gerekense birbirlerine karşı dürüst oldukları ve her türlü yargılayıcı tavırdan uzak durdukları bir sohbet ortamı yaratmak.

2. Teknoloji Bağımlılığı
Talepkar çalışma hayatı ve gün içinde ekrana bakarak geçirdiğimiz uzun saatler, yüz yüze iletişimin minimuma inmesine neden olabiliyor. Bradley, "Neredeyse tüm danışanlarım için telefonda veya bilgisayarda uzun uzun vakit geçirmek temel tartışma konularından biri" diyor ve danışanlarına teknoloji cihazlarında geçirdikleri vakte limit koymalarını tavsiye ettiğini söylüyor.

3. Rol Karmaşası
İlişki içinde kimin ne role sahip olduğunun belli olmaması zaman içinde karmaşıklığa neden olabiliyor. Impellizzeri, "Sorumluluklar ve görevler hiç konuşulmamışsa üzücü sorunlar yaşanabiliyor. Karşınızdaki kişiden beklentilerinizi ilişkinin erken dönemlerinde net şekilde açıklamanızda fayda var" yorumunu yapıyor.

4. Evlilik Korkusu
Impellizzeri, "Y kuşağına mensup bireylerin büyük çoğunluğu ebeveynlerinin kurduğu sağlıksız ilişkileri gözlemleyerek büyümüş durumda. Kendilerini benzer bir ilişkinin içinde bulma konusunda büyük korku yaşıyorlar" diyor. Bu noktada hem sizin hem de partnerinizin çekincelerinizi açıkça dile getirmesi çözüme giden yolu açabilir.

5. Geride Kalmışlık Hissi
Y kuşağı bireyleri, dünyayı keşfetme ve yeteneklerini geliştirme konularında tutku sahibi. Impellizzeri, "İlişki içindeyken hissedilen sorumluluk veya evlilik fikri, bu tutkunun önündeki engel gibi görünebiliyor. İki tarafın da hedefleri ve tutkuları konusunda açık olması önemli. Uzun süreli ilişkilerde de heyecanı korumanın yolları var" diyor.
BİZE ULAŞIN