Dijital Çağın Flört Sancısı

O tatlı flört hikayeleri ve ilk buluşma ritüelleri… Oysa şimdilerde kimimizin vakti, kimimizin de enerjisi yok bu romantik buluşmalar için. Çağımız dijital çağ olduğuna göre ilişkiler de ona göre evrilecek tabii.

Giriş Tarihi: 31.05.2019 15:46 Güncelleme Tarihi: 31.05.2019 17:52

İrem Orhan

90'lı yılların ortalarında internetin hayatımıza girmesiyle günlük yaşantılarımızda gerçekleşen kabuk değişimi pek tabii ilişkilerin yaşanma biçimini de etkiledi. Sohbet programlarıyla başlayan süreç; arkadaşlık siteleri ve son olarak sosyal medya kanallarının da artmasıyla ilişkileri sanal aleme çekti. Kolaycılığımızdan mı ya da profilimizde yarattığınız kişinin özgüveninden mi bilinmez, çoğu ilişki tek mesajla başlayıp hemen akabinde dijital aleme ilan-ı aşk ile taçlanır oldu. Hatta bazen kendimizi bu büyülü dünyaya öyle bir kaptırdık ki; yeni tanıştığımız kişilerin sosyal medya profillerinin gerçek hallerinden uzak olabileceği ihtimalini göz ardı ettik. Bu da tabii olası hayalkırıklıklarına davetiye çıkardı.

Sözde İletişim
"Dijital çağın en önemli unsurlarından biri şüphesiz sosyal medya. Sosyal medya ifadesindeki 'sosyal' nitelemesi ise aslında yanıltıcı bir ifade" diyen Uzman Klinik Psikolog Gonca Akkaya ekliyor; "Çünkü bu dünya, pek çok açıdan, son derece asosyal bir karaktere sahip. İnsan insana etkileşimin en temel unsurları burada yok. Göz göze gelme eylemi, ses tonu, beden dili, jest ve mimikler… İnsan yüzü, insan bedeninin en çok ifade barındıran kısmı. Flörtte de en etkili olanın yüz ifadeleri olduğunu unutuyoruz. Bu ipuçlarının yokluğunda kendimizi karşımızdakinden saklıyor, kırılganlıklarımızı gizleyebiliyoruz. İnsani yönlerimizi teknolojik araçların sunduğu bariyerlerin ardına hapsettiğimizde, özünde sadece "iletişirmiş gibi" yapıyoruz. Bir anlamda hem karşımızdakine kanıyor hem de onu kandırıyoruz."

Kıskançlık ve Değersizlik Hissi
Sosyal medya araçları insanların birbirinin hayatını takip etmesini büyük ölçüde kolaylaştırdı. Bunun flört ilişkilerine yansıması da aslında olumsuz oldu. İnsanlar, ilgilendikleri ya da flört ettikleri kişilerin dijital mecrada yaptığı her hareketi yorumlamaya, yanlış varsayımlarda bulunmaya, zaman zaman paranoid denebilecek düşüncelere saplanmaya başladı. Belirsizlik algısı, kaygı, kıskançlık ve değersizlik hisleri de bu duruma bağlı olarak arttı.

İlişkilerdeki "Like" Krizi
Bir sigorta şirketinde yönetici asistanı olarak çalışan 32 yaşındaki Ayça B., evlilikle sonuçlanacağını düşündüğü yedi aylık ilişkisini, partneriyle bir türlü üstesinden gelemedikleri kıskançlık krizleri sebebiyle noktalamış. Genç kadın, partnerinin sosyal medyadaki tüm hareketlerini (ne zaman kimi takip ettiğini, kimin gönderilerini beğendiğini gibi) takıntılı biçimde izlediğini, bu durumun da güven probleminden kaynaklandığını söylüyor. Ve kendisine güvenmeyen birisiyle ilişkide kalmanın da uzun vadede daha büyük sıkıntılara yol açacağını hissettiğini, bu ayrılık kararını almayı tek çıkar yol olarak gördüğünü belirtiyor. Uzmanlarsa, ilişkilerde dijitalleşmeyle somut kavramlardan soyut kavramlara geçilmesinin çiftlerde kafa karışıklığı yarattığını düşünüyor.

Hayaller Hayatlara Karşı
Kaygı Terapisti Burcu Polatdemir'e göre gerçekte fiziksel iletişimde saklayamadığınız negatif duygu ya da beğenmediğiniz fiziksel özelliklerimizi sosyal medyada filtreleyerek gerçek biz gibi kullanıyoruz. Bu da kişiye kontrol edebildiği büyük bir konfor alanı sağlıyor ve böyle bir konfor alanı da elbette ki bağımlılık yapıyor. İstediğimiz tarafını parlatıp istemediğimiz taraflarını örttüğümüz asıl kimliğimizin ilişkilerde de büyük sorunlar yaşaması kaçınılmaz oluyor. Kişiyi yakından tanıyanlar onun gerçek hayatta yansıttığı taraflarında sosyal medya ortamındaki o kusursuz kişiyi arıyorlar ama bulamıyorlar. Böyle olunca da gerçek hayatla dijital dünya arasında ikilemler devreye girmeye başlıyor. Pek çoğu flörte başlamadan Instagram fotoğrafından görüp beğendiği ve tanışmaya gittiği kişiyle, gerçek hayatta karşılaştığı kişinin fiziksel/ duygusal büyük farkıyla yüzleşiyor ve bir an önce oradan kurtulmanın yolunu arıyor.

Online Sevinçler İlişkiyi Baltalıyor
Bu durumlar belli bir yolu kat etmiş ilişkilerde ise şöyle ilerliyor: Ayşe ve Cem 20'li yaşların sonunda altı aylık birliktelikleri olan bir çift ve o gün de ilişkilerinin altıncı ay dönümü. Taraflardan biri tüm gün boyunca sosyal medyada güzel fotoğraflar ve yazılar eşliğinde kutlamalar yapıyor, ilişkilerinin harika gittiğiyle ilgili vurgular yapıp, tüm takipçilerine de sözde mutluluğunu duyuruyor. Fakat diğer taraf akşam eve geliyor ve bu özel anla ilgili çiftler arasında hiçbir şey konuşulmuyor. Yani gerçekte böyle duyguların paylaşımı yok, paylaşılan sadece sosyal medyadaki fotoğraflar. İki ay sonra ne oluyor dersiniz? Çiftler ayrılıyor. Sıkça karşılaşılan bu gerçek yaşam hikayesi özellikle son dönemlerde tehlikeli boyutlarda yaşanıyor.

Yazışma Programları Yıpratıcı Olabiliyor
Dijital dünyada flörtlerin evrimi konusunda görüşüne başvurduğumuz İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Gözde Gündoğdu Meydaneri; "Bazı yazışma programları, birbirleriyle o sırada bir arada bulunmayan çiftler için o an yaşadıkları durumu anlık olarak paylaşmaya olanak sağlıyor. Fakat bununla beraber, birtakım sıkıntıları da beraberinde getiriyor" diyor. Taraflardan birinin ötekini kontrol etme davranışının (şu an neredesin, ne yapıyorsun, fotoğrafını çekip yollar mısın, konum at, mesajımı gördün ama cevap vermedin gibi) kontrol edilen taraf ve sonuçta ilişki için oldukça yıpratıcı olabileceğine değinen Meydaneri, bu şekilde sanal ortamda başlayan romantik ilişkilerin de, hızlı ayrılıkların da sayısının giderek arttığını söylüyor.


"Gerçekte fiziksel iletişimde saklayamadığınız negatif duygu ya da beğenmediğiniz fiziksel özelliklerimizi sosyal medyada filtreleyerek gerçek biz gibi kullanıyoruz."

BİZE ULAŞIN