Ona Hak Ettiği Değeri Verin

Birine hak ettiği değeri vermek ne demek? Hangisi daha kötü: Birine hak ettiği değeri vermemek mi yoksa birine hak ettiğinden fazla değer vermek mi? Pumalar cevabını biliyor!

Giriş Tarihi: 06.08.2019 17:32 Güncelleme Tarihi: 06.08.2019 17:32

​Özgür Uysal

Birine hak ettiği değeri vermek ne demek? Hangisi daha kötü: Birine hak ettiği değeri vermemek mi yoksa birine hak ettiğinden fazla değer vermek mi? Pumalar cevabını biliyor! Bir ilişkiye ya da kişiye edeceği kaloriden daha fazla enerji harcamaya "Aptal Puma Sendromu" deniyor. Peki, istatistikler ne söylüyor?

Kalori Hesabı
Sevgili pumalar, uzaktan kuzenleri kaplanlar, aslanlar ve leoparlarla karşılaştırıldığında ufak tefek görünseler de doğada keskin zekalarıyla hayatta kalmayı başaran kediciklerdir. Bir puma avının peşinden koşarken ne kadar kalori harcadığını bilir. Harcadığı kalori, avını yediğinde alacağı kaloriden fazla olmaya başlarsa koşmayı bırakır ve başka bir avda şansını dener. Eğer bizim puma bu dengeyi hesaplayamazsa kafası yeterince çalışmıyor demektir. Dolayısıyla hayatta kalamaz. İşte ilişkilerde bir kişiye hak ettiğinden fazla değer verdiğini, bir ilişkiye ya da kişiye edeceği kaloriden daha fazla enerji harcadığını düşünmeye de "Aptal Puma Sendromu" denir. Pumalar günde 35-40 kilometre kadar yürüyebilirler. Büyük pençeleri vardır. Aynı zamanda 3-4 metrelik yüksekliklere ve 9-10 metrelik mesafelere sıçrayabilirler. Tüm bunlar onları iyi bir avcı yapar ama hayatta kalmaları sadece zekalarına bağlıdır.

Değer Verdiğini Nasıl Anlarsın?
Stanford Üniversitesi tarafından yapılan araştırmaya katılan çiftlere "Partnerinizin size değer verdiğini nasıl anlarsınız" diye sorulduğunda, çoğunluğun cevaplarında başı, "Konuşurken benimle gerçekten ilgileniyor ve dinliyorsa" ve "Bana günlük hayatımda, problemleri çözmemde destek oluyorsa kendimi o ilişkide değerli hissederim" cümleleri çekiyor. Klişe ve basit cümleler değil mi? Sanki olsa da olur, olmasa da o gemi yürür gibi değil mi? Ne yazık ki değil. Kadınlar tarafından kurulan ilk buluşma sitesi Gleeden da kendi alanında bir araştırma yapmış. 10 bin kadın profili üzerinde yaptığı ankete göre eşlerini aldatanların yüzde 72'si gerekçe olarak ''eve ve ev işlerine yardım etmemesi"ni gösteriyor. Eğer bunu bir erkek okuyorsa diyecek ki, "Yahu iki tabak masadan kaldırmadım, çamaşır makinasını boşaltmadım diye aldatılacak mıyım?" Yani küçük ve önemsiz görünen, üşenilen yardımlar o derece önemli demek ki. Herkeste böyle olacak diye bir kural yok ama ya tutarsa Nasreddin Hoca? Zaten eğer hayatı müşterek görmeyen, destek olmayan, bencil bir puma neticede sürüden ayrı düşer, onu da kurtlar kapar.

Bir ilişkiye ya da kişiye edeceği kaloriden daha fazla enerji harcamaya "Aptal Puma Sendromu" deniyor.

Kendini Seksi Hissediyor musun?

Gelelim, "Benimle ilgilenmesi" konusuna... Neticede bir ilişkide eğer kendini değersiz hissediyorsan boşa koşuyorsun demektir sevgili okuyucu puma. Kendini ilişkinin merkezinde, yeterince arzulanan biri gibi hissediyorsan hak ettiğin değeri görüyorsun demektir. American Psychological Association araştırmasında uzmanlar çiftlere, "Kendinizi ilişki içerisinde ne zamanlar seksi hissediyorsunuz?" diye sormuşlar. Yüzde 83'lük çoğunluk, "Tutkulu şekilde öpüştüğümüz zamanlar" demiş. Eğer partnerini seviyor ve arzuluyorsan hiç de zor bir şey değil. Neticede ortalama bir insan hayatı boyunca 20,160 dakikasını öpüşmeye harcıyor. Takometresi de yok. "Ya ne gerek var öyle sürekli sürekli. Kaç yıl olmuş" diyorsan da Gleeden'in sana bu konuda da ufak bir uyarısı oluyor. Avrupa'nın en popüler kaçamak buluşma sitesi Gleeden araştırması, uzun ilişkilerde aldatmaların nedeni, yüzde 54 oranla, "Kendini yeniden seksi ve arzulanır hissetmek" olduğunu gösteriyor. Yani pumayı öpüp okşamazsan puma başka yöne doğru koşmaya başlıyor.

Koşmayı Ne Zaman Bırakmalısın? Emek vermeden, fedakarlık yapmadan, ortak bir paydada buluşmadan bir ilişki yürümüyor, onu anladık. Eğer özgürleşemediğin takıntıların yoksa karşılık görmediğin platonik aşkların da bir ömrü oluyor. Geriye "Biz şimdi neyiz" denilen, sırat köprüsündeki ilişkiler kalıyor. Hani vardır ya ne yardan vazgeçer ne serden tipler. Flörtleşirsin, sevgili gibi vakit geçirirsin ama toplum içinde sosyalleşmezsin. Genelde yarasa gibi geceleri ya da Sibirya kaplanı gibi tenha köşelerde buluşursun. Sevgili olacak gibidir ama bir türlü de iki ayak kapının içinde değildir. Bunun çoğunlukla nedeni bir tarafın eski sevgilisini ya da sevdiği kişiyi unutamamış olması. Hem de yüzde 77 oranla. Ben demiyorum, ABD'deki Albert Einstein Tıp Okulu Nörobilim Bölümü'nden Prof. Dr. Lucy Brown söylüyor. Eğer böyle bir engel varsa, yani eski ilişkileri ya da sevdalarından karışıksa karşındakinin kafası, koşma puma. O daha avlanacak kıvama gelmemiş. Yavandır onun eti. Bıraksın kendini, yumuşasın, senin hala karnın açsa koşarsın. Çünkü eğer bu ne olduğu tam da belli olmayan süreci çok uzatırsan altı ayın sonunda iki taraftan birinin odağı kayıyor ve başkaları konuya dahil oluyor. Gleeden araştırmasına göre insanlar kendilerini bir ilişki yaşıyormuş gibi hissetmedikleri dönemlerde çok eşli olmaya daha yatkın oluyorlar. Yani ortada bir şey yoksa aldatma da yoktur. Açık denizde bulduğun senindir gibi bir model gelişiyor. Zaten sakız gibi uzayan her şey öyle vıcık vıcık olmaz mı?

Erken Teşhis Hayat Kurtarır

Aptal Puma Sendomu'na yakalandıysanız kafanızda, "Ben bu kadar mücadele veriyorum ama tatmin oluyor muyum" soruları başlamış demektir. Benim çıkardığım sonuç şu, ya bu sendromun insan gibi iletişim kurarak, istediğimizi söyleyerek, fikirleri dinleyerek üstesinden geleceğiz ya da puma gibi avı bırakıp güç toplayıp, yön değiştireceğiz. Arada, derede, mutsuz ve değersiz kalınca araştırmalarda bir istatistik olarak kalıyoruz. Koşmayı bırakmak diye bir şey yok aslında. Hızlı koşmanın da avın kalorisi düşükse önemi yok. Önemli olan nereye koştuğun ve koşarken ne kadar tatmin olduğun. Çok sevdiğim bir Afrika atasözü var: "Afrika'da her sabah bir ceylan uyanır. Yem olmamak için koşmak zorundadır. Her sabah Afrika'da bir aslan uyanır. Doymak için koşmak zorundadır. İster aslan ol istersen ceylan, sabah uyandığında koşmaya başla!"



Pumaların doğadaki en büyük düşmanı, pek çok canlının olduğu gibi insanlardır. Bugüne kadar Doğu Pumasının neslini yok etmeyi başardık ve doğadaki tüm kedilerin nüfusunu 9'da 1'e kadar indirdik. İnsanlar olarak ilişkilerimizde başarısız olsak da dünyayı yok etmek konusunda oldukça başarılıyız!
BİZE ULAŞIN