Yeni Tanıştığınız Birini Kendinize Hayran Bırakmanın Sihirli Adımları

İyi bir ilk izlenim için asla ikinci şansımız yok. Bu nedenle yeni tanıştığımız bir insanı etkilemek için elimize geçen fırsatı doğru kullanmamız gerekiyor. Tolstoy’un Bisikleti kitabının yazarı, İletişim Uzmanı Umut Esen yazdı.

Giriş Tarihi: 08.05.2020 08:42 Güncelleme Tarihi: 08.05.2020 08:42
İlgisini çekmeye çalıştığımız kişi ister karşı cins olsun, ister hayalimizdeki iş fırsatı elinde olan bir patron, ister hayran olduğumuz ünlü, ister arkadaş olmak istediğimiz popüler biri… Kısa sürede ve muhtemelen kalabalık ortam içinde o kişinin dikkatini çekmek ve istediğimiz etkiyi uyandırmak için son derece etkili altı sihirli yol var.

ONUN BİR DEĞERİNİ FARK EDİN
İnsanlar kimliklerini ortaya koymak ve kendilerini önemli hissetmek adına bazı değerleri yanına alarak dışarı çıkarlar. Bu değerlerin bazıları fiziksel olarak fark edilebilir: Yakada bir dernek/takım/ görüş rozeti, vücutta bir dövme, pahalı bir çanta, özel bir mücevher, sportif bir vücut… Bazıları ise o kişi tarafından bahsedilmek üzere can atılan bir bilgidir: Kazanılmış bir ödül, saygın bir meslek, bitirilen zorlu bir okul, okul birincisi çocuklar, yapılan bir bağış, sıra dışı bir hobi… O kişinin fark edilmesi için içten içe yanıp tutuştuğu ama belli etmeyip karşıdaki tarafından fark edilmesi için sabırla beklediği o özelliği fark edin. Gözle görünür bir ipucu bulamazsanız onun konuştuklarını dinleyin: Ne anlatıyor ve bunu neden anlatıyor? Tekrarladığı sözcükler neler? Hangi konudan söz ederken gözleri parlıyor? Alt yazısı ne diyor? Tüm bu soruların cevabı sizi ona götürecektir. Onu fark ettiğiniz an, artık o insanın en güçlü olduğu (ya da olmak istediği) değerini biliyorsunuz demektir. Bu değeriyle ilgili size gösterisini yapması için onu ilgiyle cesaretlendirin. O konuyla ilgili bildiklerinizi, varsa ortak yönlerinizi, onu anladığınızı belli eden görüşlerinizi söyleyin ama asla sahneyi ondan almayın. Sizin karşınızda "nihayet sanattan anlayan bir seyirciye en iyi tiradını sergileyen bir oyuncu" gibi görmeli kendini.

ONA ADIYLA HİTAP EDİN
Her insan için dünyadaki en güzel kelime kendi adıdır. Biriyle tanışırken o kişinin adını duyarız ama önemsemediğimiz biriyse birkaç saniye içinde unuturuz. Tekrar hitap etmek için birinin ona seslenmesini beklemeye veya meali "ya demin ben seni pek umursamadım aslında" olan o soruyu sorarız: "Pardon, adınız neydi?" Etkili bir tanışmada asla olmaması gereken bu durum için o kişinin adını duyun, unutmayın ve sık sık kullanın.

ONU DİNLEYİN
Birçoğumuzun düştüğü temel bir yanılgı vardır: "İnsanları etkilemek için güzel konuşmam gerekir." Asla! İyi bir konuşmacı olmanın altın kuralı, çok ve güzel konuşmak değil; susup karşıdakini dinlemektir. 1980'deki ABD başkanlık seçimlerinde Ronald Reagan ve Jimmy Carter kıyasıya yarışan iki rakipti. Renkli geçen seçim yarışına ilgi çekici bir şey daha eklendi: İki başkan adayının birkaç gün arayla aynı kişiyle, ayrı ayrı yemek yemesi organize edildi. Bunun için bir kadın yurttaş seçildi. Yemeklerden sonra kadınla röportaj yapılacak ve başkan adayları hakkındaki izlenimleri öğrenilecekti. İlk yemek Jimmy Carter'laydı ve bitince kadının görüşleri soruldu. Kadın şöyle söyledi: "Yemek bitince onun ne kadar harika bir insan olduğunu anladım. Her yönüyle ilgi çekici ve nitelikli biri." Bir sonraki yemek Ronald Reagan'laydı ve o da önceki gibi iki saat sürmüştü. Gazeteciler kadının Reagan hakkındaki izlenimlerini sordular bu kez. Şöyle cevap verdi: "Onunla yemek yedikten sonra kendimi çok iyi hissettim. Daha önce böyle ilgi çekici ve nitelikli olduğumu fark etmemiştim." Bir süre sonra seçimler yapıldı. Sizce kim başkan oldu? Durmadan konuşan ve kendini anlatan Carter mı? Yoksa kadını ilgiyle dinleyen Reagan mı? Yarışı büyük farkla Ronald Reagan kazandı. İnsanlar, gerçekten ilgiyle dinlendiklerini hissettikleri anda adeta doğal terapi görürler. Dinlermiş gibi gözüken ama o sırada "sözü bitsin de ben de şunu söyleyeyim" diye aklından geçirenleri veya o konuşurken aslında öğlen ne yiyeceğini, akşamki maçı, ay sonunu düşünen insanları hepimiz yakından tanırız. Bu nedenle bir insanı ilgiyle dinlemek, o anı "dünyanın en önemli kişisi bana dünyanın en önemli konusunu anlatıyor" hissiyle yaşamak, ikinizi adeta sanal bir küre içine alıp dış dünyadan ayrı bir yere götürür. Sanılanın aksine bu seviye dinlemek zor bir iştir ve çalışma gerektirir ama bunu gerçekten başardığınızda, o kişinin "Kendimi çok iyi hissettirdi" diye bahsedeceği kişi olacaksınız.

ONA İÇTEN BİR İLGİ DUYUN
"Söylediklerini unutabilirim ama kendimi nasıl hissettirdiğini asla" demişler. Bir insana, abartısız ve içten olmak kaydıyla duyacağınız bir ilgi, onun kendini özel hissetmesini sağlar. Freud ve diğer psikiyatristler yanılmıyorsa bir insanın her davranışındaki temel motivasyon araçlarından en önemlisi kendini değerli hissetmektir. O insana zaten onu etkilemek istemenizi sağlayan bir ilgi duyuyorsunuz, bu ilgiyi ona içten ve doğal şekilde hissettirmelisiniz. Kendisi ve söz ettikleriyle ilgili sorular sormak; gülümsemek; üşüdüğünü, yorulduğunu veya rahatsız olduğunu fark etmek; kahveyi nasıl içtiğini öğrenip ikincisini tam istediği şekilde sormadan getirmek; geçerken kapıyı açmak gibi...

SAYGIN OLUN
Şu maddeye kadar sıraladıklarımı, bu maddede anlatacağım kuralla birleştirmezseniz değil bir kişiyi etkilemek, bir anda herkes tarafından siyah frakı ve beyaz eldivenleriyle efendisinin etrafında dolaşan bir uşak gibi görülebilirsiniz. Birine ilgi duyup onu etkilemeye çalışan bir insanı dalkavuk gibi gözükmekten kurtaracak olan hayati konular var:

Kesinlikle içten olun. Hissetmediğiniz şekilde davranmayın, düşünmediğinizi söylemeyin. Aksi hemen anlaşılacaktır. Doğal olun, abartmayın.

Özel alanına girmeyin, ne fiziksel ne düşünsel olarak. İnsanların fiziksel özel alanları vardır, çoğunlukla 50 cm kadardır. Bu sınır aşıldı mı kişi kendini rahat hissetmez. Bu sınırı aşmayın. Dokunmayın, el şakası yapmayın.

Yeni tanışıyorsunuz, unutmayın. Argo sözler, aşırı tepkiler, abartılı hareketler, müstehcen espriler o an komikmiş gibi gelse de sonrasında pek hoş hatırlanmamanıza yol açar. Saygın olun. Unutmayın, hiçbir kral, saray soytarısının ilgi ve övgüsünden etkilenmez. Kralları mutlu eden, diğer kralların veya kraliçelerin onlara vereceği değerdir.

SİZİ ARAMASINI SAĞLAYIN
Tanıştıktan ve onu etkilediğinizi düşündüğünüz kadar süre geçirdikten sonra ortamdan ayrılan siz olun. Kibar ve açık bir mazeretle gitmek durumunda olduğunuzu belirtin. Onun telefon numarasını (o ısrarla size vermek istemediği sürece) almak yerine siz ona kartınızı verin. Sadece kartınızı değil, sizi araması için bir bahane de verdiğinizden emin olun. Sohbet sırasında gitmek istediği etkinliğe biletiniz olduğundan veya doluluğundan yakındığı restorandaki şef garsonu tanıdığınızdan ya da ikinizin de üye olduğu o dernekte başkanlık için aynı adayı desteklediğinizden söz ettiniz, değil mi? O zaman mesele yok.

İyi bir dinleyici olduğunuzdan emin olun. Birçoğumuzun düştüğü temel bir yanılgı var: "İnsanları etkilemek için güzel konuşmam gerekir." Asla! İyi bir konuşmacı olmanın altın kuralı, çok ve güzel konuşmak değil; susup karşıdakini dinlemektir.

BİZE ULAŞIN