Kadın haklarına sahip çıkıyor

Kadın olmanın zorluklarıyla küçük yaşta tanışan isimlerden Avukat Altın Mimir. Mesleği dolayısıyla pek çok kadının hayatına dokunmuş. Geçtiğimiz günlerde yayımlanan Kadının Hak Arama Rehberi adlı kitabıyla tüm kadınlara rehber niteliğinde bir yol haritası hazırlayan Mimir ile yeni kitabı ve “kadın olmak” üzerine konuştuk.

Giriş Tarihi: 21.03.2017 15:33 Güncelleme Tarihi: 21.03.2017 15:33

REYHAN GÜNEŞ

FOTOĞRAFLAR: ÇAĞRI KILIÇÇI

Kadının Hak Arama Rehberi isimli kitabınız yayımlandı. Sizi bu kitabı yazmaya iten süreç nasıl gelişti?
Kitap yazma fikri hep aklımdaydı. Yazacağım konu hakkında yeterli bilgi ve tecrübeyi edinmeyi bekledim. Bu arzum ve kadın haklarını koruma görevim kesişti ve Kadının Hak Arama Rehberi ortaya çıktı. Başlangıçta boşanma sürecindeki kadınların problemlerinden yola çıkarak bir kılavuz oluşturmayı düşündüm. Fakat bu haliyle kadının sadece evlenirken ve boşanırken, yani özel alanının içinde hak sahibi olabileceği algısına, toplumdaki bu yanlış algının sürdürülmesine ben de katkılarımı sunacaktım. Böylece kadının, sırf kadın olduğu için maruz kaldığı/kalacağı durumlarda ya da kendine sormaya cesaret edemediği sorularda başvurabileceği rehberi hazırlamaya çalıştım.

Kadınlar olarak haklarımız konusunda ne kadar bilinçliyiz?
Haklarının bilincindeki kadın nüfusu oldukça düşük. Halkımızla haklarımız arasındaki mesafe çok geniş. Bunun sebebi sadece bizlerin duyarsızlığı değil. Kanun koyucuların herkes tarafından anlaşılır dille kanunları yazmamış olmaları daha önemli bir sebep. Öyle ki, aynı kanun maddesini okuyan her bir hukukçu farklı anlam çıkarıyor.

Sizi ünlülerin boşanma avukatı olarak tanıyoruz. Avukat olmaya nasıl karar verdiniz?
Annem de dahil olmak üzere çevremde gördüğüm ve neticesinde zihnimde oluşan bir kadın tanımı vardı. Bunu sorguladığım ve onlardan farklı kadınların varlığına tanıklık ettiğim an beş yaşında olan ben, kasabamıza tayin edilen kadın savcının saygınlığına sahip olmayı hayal ettim. Bu da beni hukukçu olmaya yönlendirdi. Kaderimi değiştirme arzum, kısa sürede ailemin kaderinde rol oynamamı ve toplumdaki cinsiyet ayrımcılığının son bulması amacıyla yürütülen büyük mücadelenin kendimce parçası olmamı sağladı.

Mesleğiniz özelinde de cinsiyetçilikle baş etmek durumunda kalıyor musunuz?
Erkek egemen sistemde hepimiz sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. Tüm kadınların yaşadığı zorlukları yaşıyorum. Kadının verdiği emek, başarıya ulaşırken sevdikleriyle birlikte ödemek zorunda kaldığı bedeller göz önünde bulundurulmadan cinsiyetçi söylemlere maruz kalıyoruz. Başarılı erkek alkışlanırken, başarılı kadın taşlanıyor. Neyse ki bunlarla oyalanacak vaktim yok.

Sizce erkek şiddetinin önüne nasıl geçebiliriz?
Okullarımızda kadın-erkek eşitliğine dikkat çekerek cinsiyet rollerine ilişkin kalıplaşmış algıların değişimi sağlanmalı. Erkek iktidarını parasıyla bir görüyor. İşsizlik ve yoksullaşma sonucu oluşan travmatik durumun nedeni olarak kadını görüyor. Ekonomik bağımsızlık kadının özgürlük anahtarıdır. Ekonomik gücü olmayan kadın güce sahip erkeğe eşi, kızı, kardeşi ya da sevgilisi olarak bağımlıdır. Bu erkeğin fiziksel ve psikolojik şiddetine karşı korumasız ve savunmasızdır. Ben cezaların ağırlığının şiddeti ortadan kaldıracağına inanmıyorum. Eğitimle erkeklerin şiddet uygulamasının önüne geçilmeli. Viktor Hugo'nun dediği gibi "Eğitimle suç ve cezalar güneşin önündeki buzlar gibi erir."

Erkek şiddeti bir yana; zaman zaman kadınların da hemcinslerine karşı zalimleşebildiğini görüyoruz. 'Kız kardeşlik' algısının gelişmesi için neler yapabiliriz?
Kadının kadının kurdu olması ataerkil zihniyetin sonucudur. Kadını eve hapseden, çalışma hayatının dışında tutan bu zihniyet kadında rekabet duygusunun gelişmesine engel oluyor. Kadının başka bir kadınla rekabeti onu aşağı çekmek olarak algılanıyor. Son zamanlarda kadınlar sivil toplum kuruluşlarıyla kadından kadına uzanan yolları birleştirerek kadının gücünü perçinlemeye başladı. Genç nesil kız kardeşlik ağının öneminin farkına varıyor.

Annenizin türlü zorluklarla baş ettiğini görebiliyoruz. Ondan öğrendiğiniz en önemli şey nedir?
Onun hayatına tanıklık ederek ondan farklı bir hayatı seçmeye karar vermem.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla okuyucularımıza vermek istediğiniz mesaj var mı?
8 Mart; kadının, çalışma hayatı içinde var ve eşit olma mücadelesinde ödediği bedellerin sembolüdür. 8 Mart 1857'de New York'ta 40 bin dokuma işçisi kadının çalışma saatlerinin düşürülmesi ve eşit ücret gibi birleştiretaleplerle fabrikada başlattığı grevde polis saldırısından korunmak için fabrikayı işgal eden ve çıkan yangında barikatlardan kaçamayarak can veren 129 kadın işçinin anısıdır. İlk defa 26-27 Ağustos 1910'da Clara Zetkin'in önerisiyle 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak benimsendi. I. Dünya Savaşı boyunca 8 Mart anılamadı. Tekrar gündeme gelmesi ve 1921'de oldu. 16 Aralık 1977'de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda ölen işçilere ithaf edilmeden "Dünya Kadınlar Günü" olarak anılması karara bağlandı. 8 Mart'ın emekçi kadınların hak arama mücadelesinin sembolü olarak anılması önemli.

BİZE ULAŞIN