Hayata doğru başlangıcın izinde astro terapi

Hayat bazen çok ama çok acımasız olabiliyor. Mesela bir kadını, özel bir çocukla, hayatın tam ortasında yapayalnız, çaresiz bırakabiliyor. Tüm bunları yaşayan psikolog Hülya Nida Şahin, her şey üstüne üstüne gelirken astrolojiyle tanışıp hayatına bambaşka yön veren bir isim. Şimdi ise astro terapist olarak başkalarının yoluna ışık tutmaya çalışıyor.

SERPİL ÇEKİN

Hülya Nida Şahin'in hikayesi uzun. Ama bir yerden başlamak gerekirse, üniversitede aldığı endüstri psikolojisi eğitiminden sonra bir anda iş dünyasının göbeğinde buluyor kendini. Uzun süre çalıştığı Sabancı Holding'te insan kaynakları bölümünde ciddi bir tecrübe ve donanım kazanıyor. Sonra da kurumsal firmalara iş geliştirme uzmanı olarak danışmanlık veriyor. Günlerden bir gün sıkıntılı hastalık sürecine giriyor ve esas hikaye bundan sonra başlıyor. Bir yandan hastalığıyla mücadele ederken bir yandan da alternatif tedavi yöntemlerini araştıran Şahin, bu süreçte astrolojiyle tanışıyor ve astrolojinin peşinden deyim yerindeyse diyar diyar geziyor; bu yolda birçok spritüel guru, şaman ve üstatla tanışıyor; eğitimler alıyor. Şu anda ise açtığı Ruhsal Dönüşüm Atölyesi'nde astroloji ve daha birçok kişisel gelişim konusunda edindiği bilgisini üniversitede aldığı psikoloji eğitimiyle birleştiriyor, danışanlarına ve şirketlere astro terapist olarak yardımcı oluyor. Hikayenin geri kalanını kendisinden dinleyelim.

Astroloji nasıl girdi hayatınıza?
Aslında hiç ilgim yoktu astrolojiye. Sağlığım kötüye gitmeye başladığında iyileşmek adına tüp bebek yöntemiyle hamile kaldım. Üçüz çocuklarım olacaktı ancak biri karnımda, biri doğduktan kısa bir süre sonra vefat etti. Biri de 650 gram doğdu, kısa süre sonra 450 grama düştü ve yine de yaşama tutundu. Şimdi özel bir çocuk olarak hayatına devam ediyor. Bu arada hamilelik döneminde boşandım. Bir anda, özel bir çocukla; maddi ve manevi yalnız, hayatın ortasında kalakaldım. Bunlar üzerimde travma bıraktı.

Ve sorgulamaya başladınız…
Evet, her şey "Neden bunları yaşıyorum, buradan nasıl çıkarım" diye sorgulayarak başladı. Biraz nefes almak adına astrolojiyle ilgilenmeye başladım. Bir arkadaşım da "Bunları neden yaşadığını anlamak ister misin" dedi ve bana bir üstadı önerdi. Randevu aldım gittim ve bana çok iyi geldi. Sonrasında devam ettirmek, hatta eğitimlerini almak istedim. Sonra "Nedir bu görünmeyen enerjiler" dedim ve bu konuda çalışmalara başladım. Bu çalışmalar bana bir hatırlatma yaptı. Çocukluğumda ben psişik bir çocukmuşum aslında. Mesela, "Şu yoldan gitmeyelim, kaza olacak" derdim kaza olurdu. Hatta bana "Sen konuşma, ne dersen oluyor" derlerdi. Ben de bunun kötü bir şey olduğunu düşünüp ağlardım. Yalnızken daha mutlu hissederdim. Büyüdükçe hayata karıştım ve kötü bir şey olduğunu düşündüğüm için o yönümü yok saymaya başladım. Fakat özünüzde olan şeylerin üzerini kapatınca mutsuz oluyormuşsunuz, bunu sonradan fark ettim. Söz ettiğim üstada gitmeye başlayınca özümdeki şeyler tekrar ortaya çıktı; kaybettiğim ruhumu buldum, çocukluğumdaki huzurumu hatırladım. Bulunca çok mutlu oldum ve onu daha da mutlu etmek istedim. Astrolojiye olan ilgim de artmaya başladı ve bu benim için dünyaya ve kendime açılan müthiş bir pencere oldu. Sadece klasik astroloji değil, astro psikoloji, karma ve medikal astrolojiyle de ilgilenmeye başladım.

Bunun sonucunda da astroloji ve psikoloji eğitiminizi birleştirdiniz. Nasıl bir sonuç çıktı ortaya?
Bence psikologların hepsi astroloji bilgisini kullanmalı. Bir danışanı tanımak için çok etkili bir yol. Diğer türlü danışanınızı en az 3-4 seans dinlemeniz gerekiyor. Ve o ne anlatıyorsa o kadarını biliyorsunuz. Ama astroloji çırılçıplak bir bilgi ve tüm kör noktaları gösterip ışık tutuyor size. Danışanınızdan alacağınız bilgilerden çok daha önde hareket ediyorsunuz. Haritasındaki kimliğiyle kendini anladığı kimliği arasındaki bağlantıyı kurunca her şey çok daha fazla açılıyor önünüzde. Ben astrolojiyi kehanet olarak değil, tamamen kişinin kendini tanıma aracı olarak kullanıyorum.

Tüm bunlardan sonra nasıl bir yol çizdiniz kendinize?
Bilgimi daha da çok geliştirmek ve astrolojiyi daha geniş bir çerçeveden öğrenmek için aldığım tüm eğitimlerin dışında birçok spritüel şaman, guru, üstatla tanıştım ve onlardan da eğitimler aldım. Ayrıca tüm bu süreçte reiki, kundali, ra-sheeba, şambala gibi birçok sisteme dahil oldum; hepsini öğrendim. Bunların hepsi bir iyileşme vaat ediyordu fakat her iyileşmede bir eksiklik olduğunu fark ettim. Kişilik bir bütün. Ben psikolojide de bütüncül şifalanma taraftarıyım. Bu düşünceler sonucunda 'doğru nokta terapisi' adını koyduğum bir sistem yarattım.

Sizin bütünsel bakmaktan kastınız ne? Bu konu çok kirletildi. Herkes "İyi düşün, iyi olsun" diyor ama içi boşaltıldı bu konunun ve insanlar inancını kaybetti. Söz ettiğiniz sistem özünde ne diyor?
Ben de bu konuyla ilgili çok sıkıntılıyım. Çünkü "iyi düşün, iyi olsun, neye odaklanırsan o olur" diye bir şey yok. Bir kere bilinçaltı dediğimiz bir gerçeklik var ve bilinçaltında negatif kalıplar varsa oradan bir gül bahçesi çıkarmak çok zor; olacak iş değil. Doğum haritasında bir insanın anne karnından getirdiği, hatta üç nesilden aktarılan bilinçaltı bilgilerini görürsünüz. Anne karnından ya da atalardan gelen yükler olabiliyor; buna karma diyoruz. Bunlar bilinçaltında bazı kalıplar oluşturuyor. Astrolojik harita nereden çözüm bulacağınızı gösteriyor. Ve doğru nokta terapisi, en başa dönüp bütüncül bir iyileşme vaat ediyor.

Yani doğum haritasını harita olarak kullanıp bir yol çiziyorsunuz kendinize?
Aynen. Anlamak gerekiyor. Geçmişini sürükleyen bir zihinle, bedenini geliştirmeyen bir ruh; varlığını anlayamayan bir beden, hiçbir zaman mutlu olamaz. İşte doğum haritası da beden, zihin ve ruhun dengede kalmasına aracılık yapıyor. Bize nereden başlayacağımızı, yol haritamızı gösteriyor. Çoğunlukla kendimize nasıl yolculuk yapacağımızı bilmiyoruz. Mesela ben, hayatın ortasında yapayalnız ve çaresiz kaldığım bir noktada astrolojiyle kendime ışık tutarak yolumu buldum.

Doğru nokta terapisi ne içeriyor tam olarak?
Bu terapide aldığım tüm eğitimleri ve tecrübelerimi birleştirdim. Her şeyden önce ciddi farkındalık yaşıyor yaşanıyor. Çoğunun yaşam kalitesi değişti, maddi manevi kaynakları arttı. Ama önce iyileşmeyi kendileri istiyor olması lazım. 29 günlük çalışma veriyorum. Bu kişinin beden, zihin ve ruh bütünlüğünde sorun varsa bununla ilgili çalışma veriyorum. Bilinçaltında kalıplar varsa onları temizlemek için çalışmalar yapıyorum.

Kolaylaştır Hayatı
Önce kendine sor.
Her karşılaştığın sorun ve durumda önce kendine sor; neden bunu yaşıyorum, ben bundan ne anlamalıyım diye. Hiçbir sorun karşımızdaki kişide ya da olayda değildir. Bütün sorun kendi içimizde ve kabul edemediğimiz dirençtedir. Nerede direncimiz varsa onunla ilgili olaylar yaşarız, hep bu çıkar karşımıza.

Mutlu olmaya çalışma.
Bu hayatta ölümü bilerek yaşayan tek canlıyız. Ve tabii ölümü bilip yaşarken bir yandan da mutlu olmaya çalışıyoruz. Bir kere mutlu olmaya çalışmamak; her şeyi olduğu gibi kabul etmek gerekiyor. Şunu bilmeliyiz, ölümlüyüz ve bu yaşamda mutlu olmaya değil tekamül etmeye, tamamlanmaya geldik.

Hayata esnek bak.
Hayatın akışı kendinizle ilgili ne sorun varsa onu karşınıza çıkarmak ve bununla yüzleşmek üzere rüzgarlarını savuruyor. Hayata biraz daha esnek, biraz daha sevgi gözünden ve biraz daha empati kurarak bakarsanız her şeyi daha kolay çözersiniz.

RUHSAL DETOKS KAMPI
İki yıldır, Şirince'de ruhsal detoks kampı düzenliyoruz. İnsanlara birkaç saatlik eğitimlerin, workshop'ların yeterli olmadığını gördüm ve birlikte birkaç gün geçirmemiz gerektiğine karar verip böyle bir kamp organize ettim. Dört eğitmen geliyor. Enerji terapisti, spiritüel terapist, nefes terapisti ve ben. 4 gün 3 gecelik bir çalışma. Ruhsal ve fiziksel blokajları çözmeye çalışıyoruz. Bu kamp doğru başlangıcı yapmanın anahtarını veriyor.

BÜYÜMENIN MUTFAĞI
Ergenlik yaşı artık kızlarda 30, erkeklerde 40 oldu. İnisiyatif, sorumluluk almaktan korkuyor insanlar. Sağlıklı ilişki yürütemiyor, hayatla nasıl başa çıkacağını bilmiyor. Bir ay süren bu atölyede de dört eğitmen var. Biri insan kaynakları ve gelişim uzmanı, biri inovasyon uzmanı, bir iletişim danışmanı ve ben. Burada yaptığımız çalışmalarda da hayatı kolaylaştırmayla ilgili anahtarları veriyoruz danışanlarımıza.

Sesimi Duyan Var mı?
Parıltı Görmeyen ve Az Gören Çocuklar Derneği ve Renkli Dünyalar Yaşam Merkezi'ni kuran Hülya Nida Şahin, şu sıralar bir de 'Mucize Yaşamlar' adını verdiği bir belgesel hazırlığında. Kendisi de bir engelli annesi olan Şahin tüm bunları, evden çıkamayan, yaşamdan geri kalmış, özel insanlar için bir farkındalık yaratmak için yapıyor ve şöyle söylüyor: "Toplumda standartların dışındaki insanlar dışlandıkça ben çalışmaya devam edeceğim. Onların anlattıkları çok ağır geldiği için insanlar dışlamayı seçiyor. Kızım iyi bir TEOG derecesi aldığı halde istediği okula gidemedi çünkü asansörü yoktu. Daha önce gittiği üç okula da kabul edilmedi. Aileler çocuklarının psikolojisini bozuyor diye imza toplayıp kızımın okula gitmesini istemediler. Dışarıda çok az şey engelliler için tasarlanmış. Biz dışarı ancak üç kişi çıkabiliyoruz. Yaptığım çalışmalarla bir şekilde sesimizi duyurmaya çalışıyorum.

BİZE ULAŞIN