Yeni bir selfie paylaşmadan önce kendinize sormanız gereken 30 soru

Telefonu yukarı doğru uzat, gülümse, çek, birkaç filtre at ve paylaş... Masum bir “selfie” kime ne zarar verebilir ki? Uzmanlar bu soruyu, “hem size, hem çevrenize pek çok zarar verebilir,” şeklinde yanıtlıyor ve yeni bir selfie daha paylaşmadan önce üzerinde biraz düşünmenizi öneriyor.

ELİF NAZLI DURAN

FOTOĞRAF: AMY SLOANE

Sosyal medya, sosyal medya… Ne çok konuştuk, ne çok tartıştık üzerine. Ne onsuz olabiliyoruz, ne de onunla! Olumsuz etkileri var doğru; pek çok uzman, Facebook, Instagram gibi platformların depresyondan, artan yalnızlık hissine ve uyku sorunlarına çeşitli psikolojik sorunlara yol açtığını sık sık hatırlatıyor. Konuya madalyonun başka yüzünden bakan bir grup diğer uzmansa, bu platformların sanılanın aksine insanları sosyalleştirdiğini ve birbirleriyle bağ kurmayı kolaylaştırdığını, onların aktivist yönünü ortaya çıkarmasına yardımcı olduğunu iddia ediyor. Bizse, her şeyin bir dengede olması gerektiğine inanıyor ve her fırsatta, haberlerimiz yoluyla, sosyal medyayla ilişkinizin bağımlılık sınırına yaklaştığında tehlike çanlarının çalacağını hatırlatıyoruz. Sosyal medya platformları söz konusu olduğunda akla ilk gelen eylemlerden biri de yüklediğimiz "selfie" yani özçekim fotoğrafları. Hepimiz, kendimize has aralıklarla birer selfie çekiyor ve üzerinde fazla düşünmeden onu çeşitli hesaplarımıza yükleyiveriyoruz. Peki, bu gerçekten de sandığınız gibi masum bir eylem mi yoksa üzerinde düşünülmesi gereken bir konu mu? Uzmanlar, sorunun ikinci bölümünün geçerli olduğunu söylüyor ve herkesin bir selfie daha çekmeden önce kendisine aşağıda yer alan şu üç soruyu sormasını öneriyorlar.

Bu fotoğrafı yüklememin amacı insanlardan beğeni almak ve böylece kendimi daha iyi hissetmek mi?
Evet, "bunda ne var ki" diye sorabilirsiniz. Kendinizi pek de güzel bulmadığınız o sabah, arkadaşlarınızdan birkaç olumlu yorum duymanın nesi kötü olabilir ki? Oysa bu bir tür onaylanma isteği ve sonrasında olumsuz beden imajı sonucu ortaya çıkan yeme bozukluklarına kadar varabilen pek çok psikolojik sorunun öncüsü olabiliyor. Bir kişinin görüntüsüyle bu kadar ilgili olması onu bir kısır döngüye sokabiliyor ve bu kısır döngü daha fazla fotoğraf, daha fazla onaylanma isteği, daha fazla fotoğraf şeklinde devam ediyor. Unutulmaması gerekense, beğeni ve olumlu yorumların sizi daha güzel kılmayacağı, özgüven hissinin tüm bunlardan bağımsız olduğu.

Fotoğraftaki gerçekten ben miyim?
Yüklemek üzere olduğunuz fotoğrafa bir bakın; size benziyor mu? Yoksa çeşitli filtre ve uygulamalarla onu siz değil de, olmak istediğiniz kişiye mi döndürdünüz? Ne yazık ki, son zamanlarda sıklıkla kullanılan "Photoshop" benzeri uygulamalar hem bunları yapan kişinin hem de çevresindekilerin ruh sağlığını ciddi şekilde etkileyebiliyor. Gerçek hayatta, göz altı halkaları, sivilceler, lekelerle dolu yüzlerimiz, sosyal medya hesaplarında bebek gibi görünüyor. Oysa bu son derece sağlıksız bir durum çünkü bu şekilde gerçek görüntümüzden gittikçe uzaklaşıyoruz. Uzmanların önerisi, sosyal medya fotoğraflarında da gerçek görüntünüze bağlı kalmak ve gerçek hayatla sanal hayat arasında bir uçurum yaratmamak.

Bu fotoğrafı kendimi mutsuz ve endişeli hissettiğim için mi paylaşıyorum?
Kendini yalnız, depresif ya da endişeli hisseden bir kişinin diğer insanlarla bağlantı kurmaya çalışması son derece normal bir durum. Normal olmayansa bunu sosyal medya üzerinden sanal şekilde yapmak. Yapılan son araştırmalar, özellikle genç kız ve kadınlardaki sosyal medya bağımlılığının depresyon, anksiyete gibi psikolojik rahatsızlıklarla doğru orantıda olduğunu ortaya koyuyor. Bu psikolojik rahatsızlıklarla baş etmenin yoluysa, dışarı çıkmak, arkadaşlarla vakit geçirmek, egzersiz yapmak, bir uğraş edinmekten ya da daha ciddi durumlarda uzmana başvurmaktan geçiyor. Sürekli yeni fotoğraflar paylaşıp, onlara gelen beğeni ve yorumlardan medet ummaktan değil...

BİZE ULAŞIN