Hedefi dünya markası olmak

Gusto markasının Yönetim Kurulu Başkanı Pelin Mete, babasından iki mağazayla devraldığı markasını 35 mağazaya çıkardı, şimdi de dünya markası yapmak için aşkla ve tutkuyla çalışıyor.

Giriş Tarihi: 01.09.2018 15:37 Güncelleme Tarihi: 01.09.2018 15:39

SERPİL ÇEKİN

FOTOĞRAF: KORAY IŞIK

Gusto, tam 48 yıllık bir marka. Başında ise genç ve başarılı bir kadın var. Anne ve babasının 1970 yılında Kadıköy Bahariye'de ilk mağazasını açtığı markayı, bugün 35 mağazaya çıkaran , halen ilk günkü aşkla yapıyor işini. Liseyi bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Yunan Dili ve Edebiyatı bölümünü kazanan Mete'nin aklında hep İtalya'ya gidip tekstil, tasarım okumak varmış. Mete, o yılları şöyle özetliyor: "Roma'ya gittiğimde hedefim öncelikle şehre ve İtalyan kültürüne adapte olmaktı, bu nedenle İtalyanca'mı geliştirmek için çok çaba harcadım. Sonrasında o zamanlar moda dünyasının kalbi olan bu şehirde ruhumu besleyerek ilham kovaladım, bir dönem İtalyanca, bir dönem tasarım eğitimi alıp tatil için İstanbul'a geldiğimde kendimi Gusto'da çalışırken buldum." İş hayatına 20'li yaşların başında hızlı şekilde girmiş olmanın kendisine inanılmaz tecrübeler kazandırdığını düşünüyor Pelin Mete ve şöyle söylüyor: "Ailemle çalıştığım sürede sahada çok şey öğrendim."

Babanızın 1970'lerde kurduğu şirketin başına geçtiğiniz ilk günü hatırlıyor musunuz, neler hissetmiştiniz?
Gusto'ya ilk başladığım yıllarda gençliğin verdiği enerji ve cesaretle çok çılgın bir koleksiyon hazırlayıp Nisantaşı Gusto'da satışa sunduk. Çok da ticari olmayan bu koleksiyon gençler tarafından çok beğeni aldı. Ama yıllar içinde markayı büyütüp mağaza sayısını artırıp daha geniş kitlelere hitap etmeye başladıkça koleksiyonlar daha ticari hal almaya başladı.

Sizinle Gusto'da neler değişti?
Eşimle beraber işleri devraldığımızda iki olan mağaza sayısı şu an Türkiye çapında 35 mağazaya çıktı. İşimiz çok hareketli, hem üretim hem perakende mağazalar zinciri yönetmek gerçekten profesyonellik istiyor. Sürekli trendleri takip ediyor, tüm yenilikleri uygulamaya çalışıyoruz. Koleksiyon anlamında küçük bedenden büyük bedene çalıştığımız için Türk kadınına hitap ediyoruz.

Gusto için aldığınız en iyi karar ya da kararlar neydi sizce?
Marka için aldığımız en iyi kararlardan biri tasarıma fonksiyonellik ekleme kararı oldu. Vücudu daha güzel gösteren pantolon kalıpları geliştirip beden ve renk anlamında daha çok genişleterek satışa sunduk. Müşterilerimiz tarafından sihirli pantolon adı verilen bu pantolonlar için aldığımız beğeni ve övgü ile bizi gururlandırmaya devam ediyor.

Yaptığınız işte sizi en çok ne heyecanlandırıyor?
Yaptığım işte beni en çok heyecanlandıran koleksiyonu tamamlayıp çekimlere başladığımız dönem oluyor. Çok yorucu olan bir temponun ardından büyük emekler vererek hazırladığımız tasarımları modellerin üzerinde görmek çabalarımızın boşa gitmediğinin en güzel kanıtı. Ardından ürünlerin mağazalara satışa gitmesi ve beğenilerek tüketiciyle buluşması işimizin en anlamlı ve en güzel yanı olsa gerek.

Sayısız kriz yönetmiş olmalısınız. Sizden küçük birkaç kriz yönetim maddesi istesek?
Türkiye bir kriz ülkesi evet, biz de bunlardan az zararla çıkmayı başardık. Bunda eşim Metehan Mete'nin büyük payı var, kendisi finans konusunda ve kriz yönetiminde oldukça başarılı, ona çok güveniyorum.

Bir gün kendi şirketini yönetmek isteyenlere ne önermek istersiniz?
Önce başka şirketlerde çalışıp yeterli tecrübe edindikten sonra şirket kurmaları ve basamakları yavaş yavaş emin adımlarla çıkmaları tavsiyem.

Biraz motive, biraz da deşarj olmak için ne yaparsınız?
İşimiz gereği yurtdışına çok sık seyahat ediyoruz, bu seyahatler bir anlamda motivasyon oluyor. Hem iş toplantıları hem de arta kalan zamanda gittiğimiz şehirleri gezip görmek bize her ay bir nevi deşarj olma avantajı sağlıyor. Ayrıca her yaz ekip olarak iki hafta kadar tatile giriyoruz. Hiç iş düşünmeden kendimize vakit ayırmaya çalışıp çocuklarımızla beraber deniz ve güneşin tadını çıkarıyoruz. Gittiğim, gördüğüm yerlerden beslenip ilham alıyor işe döndüğümde bu motivasyon ile çok daha yaratıcı olabiliyorum.

Gusto için en büyük hayaliniz ne?
Yurtiçinde yakaladığımız başarıyı yurt dışında da yakalayıp bir dünya markası olmak.

Dünya markası olmak için ne gerekiyor?
Çok zorlu ve uzun bir süreçten geçmek gerekiyor; bu kolay bir yol degil, bunun bilincindeyiz. Adımlarımızı ona göre atıyoruz. Öncelikle Türkiye'de bu anlamda iyi bir yol kat ettikten sonra dünyaya açılmanın yollarına bakacağız. Tecrübelerimizle doğru zamanda, doğru adımlar atmanın önemini biliyoruz.

Pelin Mete'nin Bir Günü
"Güne sabah 8:20'de uyanarak başlarım. Arkasından bol proteinli bir kahvaltı yapar, 9:30'da ofiste olurum. İlk olarak büyük fincan sert filtre kahvemle yeni dikilen modellere heyecanla göz atarım. Sonrasında imzalanacak evraklar, üretimi kontrol etmek, provalara girmek, mağazalarla ilgili koordinatörden bilgi almak, satışlara bakmak, koleksiyon için kumaş toplantılarına girmek gibi birçok konu ile ilgilenirim. Öğleden sonra da aynı tempoda geçer, akşam saat 18:00 civarı işten çıkar evime geçerim. Hemen üzerimi değiştirip çok yorgun değilsem yürüyüşe çıkarım. Spor sonrası duş alıp hafif akşam yemeği yer, dinlenmeye çekilirim. Hafta sonları mutlaka ailem ve dostlarımızla vakit geçirmeye, sosyalleşmeye zaman ayırırız."

Pelin Mete'nin "Son"ları

Son okuduğum kitap: Kızımın tavsiyesi üzerine Homosapiens'e başladım.

Son seyahatim: Yurtdışı Londra, yurtiçi Bodrum.

Marketten aldığım en son şey: Organik meyve alışverişi yaptım.

Son yediğim yemek: Balık ve meze.

Son kızdığım şey: Çocuk tacizcileri.

En son güldüğüm şey: En son bu sabah köpeğimiz Nero'nun yaptığı şirinliklere güldüm.

Kendime aldığım son şey: Pembe camlı güneş gözlüğü (Hayata biraz olsun pembe bakabilmek için)

Son dinlediğim şarkı: Miles Davis, hafta sonu sabahları caz dinlemeyi çok seviyoruz.

BİZE ULAŞIN