'da Akdeniz kasabası

Bir şehir nasıl Foçalı olarak başlar, Fransız olarak devam eder ve Afrikalı olarak sona erer? Hazırsanız Avrupa’nın en ucuz ve çok kültürlü yerlerinden biri olan Marsilya’ya hem dolaşmaya hem deniz, kum ve güneşten faydalanmaya gidiyoruz.

Giriş Tarihi: 04.09.2018 14:49 Güncelleme Tarihi: 04.09.2018 14:49

ÖZGÜR UYSAL

'nın Gizli Kahramanı
Tatil için falan adı geçmese de Cote d'Azur bölgesinin bu tatlı şehri aslında Fransa'nın en büyük ikinci şehri olarak geçiyor. 900 binlik nüfusu ve yayıldığı alan itibariyle de Paris ve Lyon'dan sonra Fransa'nın üçüncü geniş şehri. Millattan 600 yıl önce Foçalılar İzmir'den kalkıp gidip buraları koloni yapmışlar. Sonra da Roma İmparatorluğu zamanında liman kent olarak altın çağını yaşamış.

1720 senesinde Avrupa'yı kırıp geçiren "Kara Ölüm" lakaplı veba salgınından en çok yarayı alan şehirlerden biri olmuş. 1789'da Fransız ihtilalinin kalelerinden biri, 1792 yılında da Claude Joseph tarafından yazılan Fransa ulusal marşına La Marseillaise, yani Marsilyalı olarak ismini vermiş ve ülke tarihine adını yazdırmış. 1942 yılında İkinci Dünya Savaşı'nda da en çok yara alan şehirlerden biri olup "Acıların çocuğu" lakabını da almaya hak kazanmış bence. Şimdiyse mültecilerin ilk durağı, hatta Fransızların Fas, Tunus ve Cezayirlilere bıraktığı samimi ve karmaşık kültürlü bir şehre dönüşmüş. Üç bin yıllık limanların arkasında o ince yapılı, Paris'te de görmeye alıştığımız meşhur Haussmann mimarisi yapılar başlıyor. Yapılar bitince de kebapçılar ve falafelciler... Tarihi bilgiye doyduysak şimdi şehri gezmeye çıkıyoruz. Hazır mısınız?

Avrupa'nın En Ucuzlarından
Gitmesi zor bir yer değil. Biletleri de ucuz. Eğer doğru zamanda yakalarsanız 700-800 lira arasına bilet bulmanız mümkün. Sonra Sabiha Gökçen'den ver elini Akdeniz'in liman şehri. Havaalanından ulaşım da ortalama 1 saat sürüyor. Fransa kıyılarının Cannes, St. Tropez, Nice gibi krem tabakasının havyarlarla tatil yaptığı bölgelerin içinde biraz üvey evlat gibi kalmış Province bölgesinin hesaplı başlangıç noktası. Güzel olan tarafı da Fransa'nın herhangi bir şehrinin 3'te 1 fiyatına doyup, konaklama imkanlarının olması. Hele ki Euro almış başını bizden önce tatile gitmişken insana ilaç gibi geliyor. Zaten bir yerde kebap ve falafel varsa orada ucuza doyma imkanı vardır; bu tecrübeyle sabittir. Konaklamaya gelince, biz bir ev kiraladık mesela. Gecelik 50 Euro. 1 oda, 1 salon.... Biraz araştırırsanız, limandan da birazcık uzaklaşırsanız çok ucuza kalmanız mümkün. Şehir büyük gibi görünse de aslında 20-30 dakikada her yere yürünebiliyor. Üstelik iki adet metro hattı neredeyse şehrin her yerine sizi ulaştırıyor. O da yetmezse oldukça dakik ve sık aralıklarla otobüsler var. Gece çok geç saatlere kalmazsanız her yere birkaç adım atarak varırsınız. Zaten için en fazla 3 gece, 4 gün yeterli. Bunun için de 3 günlük biletlerden alıp 13 Euro'yu cebinize koyarsanız havaalanı transferi dahil ulaşımla ilgili tüm sorunları halletmiş olacaksınız.

Karmaşık Kültür Başkenti
Kaldığımız ev tren istasyonu ve tüm metroların da birleşme noktası olan St. Charles'a çok yakın. Bu tren istasyonu eskiden geceleri çok tehlikeli oluyormuş. Bu nedenle her yerine kameralar koymuşlar. Şimdilerde çok sakin. Gündüz sıcaklarda zaten kimse sokaklarda dolaşmıyor. Şehir 4'ten sonra hareketlenip gece 2 gibi tamamen bitiyor. Bu saatten sonra hamburgerden başka bir şey bulmanız mümkün değil. Gece atıştırmalığını sevenlere buradan selamlar. Hazırlıklı olun. Şehirde gezilecek 50 civarında müze var. Bunların neredeyse hepsini 2013 yılında Marsilya Avrupa Kültür Başkenti seçildiğinde yapmışlar. "Yok ben müze gezemem, yayılmaya geldim" diyorsanız da zaten gideceğiniz birkaç yer var. Biri, "Eski liman" anlamına gelen Vieux-Port. Burası en turistik yeri. Liman boyunca uzanan kafelerde gönlünüzce yayılabilirsiniz. Eski olmayan, Marsilya katedralinin altındaki liman bölgesiyse daha lüks, beyaz yakalı ve tekne sahiplerinin gittiği AVM kültürünün hakim olduğu bir hat. Eğer Akdeniz havası solumak isterseniz de Le Panier'e gidin. Dar sokaklar, samimi kafeler, mahallede bisiklet süren çocuklar, ağaçların altında hafif esintili pub'lar var. Hem yemek hem de akşam vakit geçirmek için de Cours Julien Meydanı ve onu kesen, bol grafitili sokaklara yayılmış restoran ve barlar çok seçenek sunuyor. Ortadaki parkta gençler, yaşlılar gece geç saatlere kadar takılıyor. Rengarenk bir bölge. Grafiti zaten burada ata sporu gibi. Boş buldukları duvara yapıştırıyorlar. Ghetto kültürünün şehre kattığı en güzel şey olsa gerek. Yemek için de burada dünyanın dört bir yanından çeşit bulmak mümkün. Hint yemeğinin yanında Tayland mutfağı, onun yanında Fransız, çaprazında Türk mutfağı derken kayboluyor insan.

Gece Sokaklar
Şehir güvenli. Hakkını yememek lazım. Bolca kavga, bağırma, çağırma olsa da bu kültürel bir şey. Siz içine atlamadığınız sürece size kime, gece saat kaç olursa olsun bir şey demiyor. Afrikalı ve Arapların nüfusun büyük bölümünü oluşturduğu böyle karmaşık bir şehir için gezmesi huzurlu. Bazı sokaklar diğerlerine göre elbette daha tekinsiz. Bu nedenle her zaman Google haritaların gösterdiği en kısa yolu değil de, en işlek yolu tercih etmeniz sizin için faydalı. Yürürken her sokağın başında bir kıraathane, bildiğimiz tarzda evet, bolca da nargile kafe göreceksiniz. Gece geç saatlere kadar mahallenin erkekleri buralarda oturuyorlar. Kültürler bu kadar iç içe girince falafel satan dükkanda bangır bangır Julio Iglesias çaldığına şahit olursanız da şaşırmayın.

Doğayı Korumak
Otobüsle yarım saatte gittiğiniz Calanque adındaki koylara vardığınızda kültür ne olursa olsun doğayı koruma kültürünün Avrupa'da değişmediğini fark ediyorsunuz. Birkaç yürüyüş yolu var. 30 dakikadan 1,5 saate kadar olan koylardan birini seçip yürüyebiliyorsunuz. Sigara içmek, içki içmek buralarda yasak. Tüm yürüyüş boyunca yerlerde bir tane bile çöp görme imkanınız yok. Doğayı korumanın yolunun hiçbir tesis yapmamak olduğunu çoktan idrak etmişler. Mataralarınıza alın ne içmek istiyorsanız, çantaya da 3-5 atıştırmalık, doğada yürüyüşle güzel koylardan birine varacaksınız. Su biraz soğuk, Saklıkent gibi şimdiden söyleyeyim. Kafa dinlemek için ideal. Tek bir tesis bile yok. Gözden ve sesten uzak koyları seviyorsanız değer. Dilerim bu yaz anlatmaya değer hikayeler biriktirdiğiniz tatilleriniz olur.

ORTALAMA
FİYATLAR
Konaklama:
50 Euro
Yemek: 12 Euro
İçecek: 8 Euro


BİZE ULAŞIN