Uzun ömrün ve gençliğin sırrı

Hayatımızda yeni bir terim var: Telomer bilimi. Onu, sadece uzun yaşamak değil, aynı zamanda bu uzun yaşamı sağlıklı ve aktif bir şekilde geçirmek isteyen insanoğlunun bu hedefine ulaşmasına yardımcı olmayı hedefleyen bilim dalı olarak tanımlamak olası.

ELİF NAZLI DURAN

FOTOĞRAF:SASII STOCK/SANDSUN/ ISTOCK.COM

İnsanoğlunun yaş ortalaması uzamaya devam ediyor. Bir zamanlar orta yaş kabul edilen 40'lı yaşlar, şimdilerde ömrün gençlik dönemine ait kabul ediliyor. Yaş ortalamasının uzamasında antibiyotiğin keşfi ve anestezi tekniklerinin gelişmesi gibi bazı mihenk taşları var. Son yıllardaysa bu çağın birer mensubu olan bizler, yeni bir mihenk taşının hayatımıza dahil oluşuna tanıklık ediyoruz: . Peki, gittikçe daha sık duymaya başladığımız telomer terimi tam olarak ne ifade ediyor, telomer bilimi uzun ömürlü olmamıza ne şekilde yardımcı oluyor? Bunların ve benzeri soruların yanıtlarını haberimizde bulacaksınız.

Ayakkabı Bağlarına Yakından Baktınız mı?
Telomer bilimi konusunda ayrıntılara geçmeden önce dilerseniz önce telomerin tam olarak ne olduğuna yakından bakalım. Bunun için, sıklıkla verilen bir örnek var. O da ayakkabı bağları ve bu bağların ucundaki koruyucu plastikler. Kromozomların DNA sarmalını bir ayakkabı bağına benzeten bilim insanları, telomeri de ayakkabı bağlarının ucundaki koruyucu plastik parçalara benzetiyor. Bu plastikler ayakkabı bağlarının çözülüp lif lif olmasını engellerken telomerler de DNA'nın taşıdığı genetik bilgiyi zarar görmekten koruyorlar. Onların uzun ve sağlam olmasının da sağlıklı hücreler anlamına geldiğini tahmin etmek pek de güç değil.

Mucize Bir Formül Yok
Evet, uzun telomerlerin uzun ve sağlıklı bir yaşam anlamına geldiğini öğrendik. Peki, telomerleri korumak için neler yapmak gerekiyor? Hangi faktörler onları uzun ve güçlü kılıyor, hangileri kısalmalarına yol açıyor? Bu konudaki en son ve en yeni bilgi, telomerlerin genetik kodun dışında yaşam şeklinden de fazlasıyla etkilendiği. Beslenme şekli ve duygusal zorluklara verilen tepkiler telomerler ve dolayısıyla hücre yaşlanması üzerinde belirleyici bir rol oynayabiliyor. Telomerler zarar gördükçe, hücreler giderek yaşlanıyor. Yapılan son çalışmalar da, pek çok hastalığın erken kısalan telomerlerle ilişkili olduğunu gösteriyor. Ancak öte yandan telomerleri uzatacak mucize bir formül bulunmuyor. İşin daha da ilginci, şu ana kadar sağlıklı yaşam adına önerilen her şey, telomer sağlığını korumak için de geçerli gibi görünüyor.

1. Stresi Kontrol Altına Alın
Yapılan son çalışmalar stresin sağlığımız üzerinde sanıldığından da kötü etkileri olduğunu ortaya koyuyor. Elbette stres hepimizin hayatında ve bundan tam olarak kurtulmak mümkün değil. Ancak burada devreye stresi yönetme şeklimiz ve olaylara bakış açımız devreye giriyor. 2004 yılında yapılan bir çalışmada hasta çocuklarına bakan annelerin, hasta çocuğu olmayan annelere kıyasla çok daha kısa telomerlere sahip oldukları ortaya konmuş. Bu annelerin hücreleri, kendileri diğerleriyle aynı yaşta olmalarına rağmen, 10 yıl daha yaşlıymış. Eğer sizde, kronik olarak stress altındaysanız mutlaka bununla baş etme yollarını araştırın ve gerekiyorsa profesyonel destek alın.

2. Düzenli Olarak Egzersiz Yapın
Egzersizin sadece fizyolojik değil psikolojik sağlık üzerinde de birçok olumlu etkiye sahip olduğu uzun yıllardır biliniyor. Bu etkinin, doğrudan hücre sağlığıyla ilgili olduğuysa ortaya yeni konan bir bilgi. Kısa süre önce yapılan bir çalışmaya göre, düzenli olarak egzersiz yapan kişiler hayatları boyunca hiç egzersiz yapmayan kişilere göre daha uzun telomerlere sahip oluyorlar. Aynı çalışmayla ortaya konan bir diğer bulgu da, egzersiz yoğunluğuyla telomer uzunluğunun doğru orantılı olduğu. Bu konuda yapılan bir başka çalışmanın sonuçları da oldukça ilgi çekici. Haftada birkaç gün koşu yapan orta yaşlı kişilerin telomerleri incelendiğinde, bu kişilerin onlara kıyasla daha hareketsiz bir yaşam süren akranlarına göre yüzde 75 oranında daha uzun telomerlere sahip oldukları görülmüş. Tüm bunlar bir an önce spor yapmaya başlamak için oldukça geçerli sebepler, değil mi?

3. Antioksidan Besinlere Gereken Değeri Verin
Bol vitamin ve antioksidan madde içeren besinlerin hücreleri ve telomerleri oksidatif hasardan koruduğu biliniyor. Yani bu besinlerden bol miktarda tüketmek hücre yıkımını, dolayısıyla da yaşlanma sürecini yavaşlatabiliyor. Günlük vitamin takviyeleri de düzenli şekilde alındıklarında aynı şekilde işlev görebiliyor. Yapılan bir araştırma bu takviyelerin yüzde beş gibi bir oranda faydalı olabildiğini ortaya koymuş. Ancak yine de uzmanlar, besin takviyelerinin asla gerçek besinlerin yerini tutmayacağını soframızda C ve E vitamini içeren besinlere mutlaka geniş yer açmamız gerektiğini hatırlatıyorlar. Bu vitaminleri en fazla içeren besinlerin başında portakal, biber, badem, ıspanak ve enginar geldiğini belirtelim.

4. Meditasyon Yapmayı Deneyin
Meditasyon ya da yoga yapmayı hiç denediniz mi yoksa onların etkinliğine inanmıyor musunuz? Öyleyse örnek verdiğimiz bu iki araştırmanın sonuçlarını okuyun ve düşüncelerinizi bir kez daha gözden geçirin. 2014 yılında bir grup meme kanseri öyküsü olan kadın incelenmiş. Kadınların yarısı düzenli olarak meditasyon yapıyor diğer yarısıysa bu aktiviteyle ilgilenmiyormuş. İnceleme sonucundaysa, meditasyon yapmayanların telomerlerinin, yapanlara kıyasla daha kısa olduğu ortaya konmuş. Diğer çalışmaysa, 2008 yılında erkekler arasında yapılmış. Denek grubu ikiye bölünmüş ve ilk grubun üç ay boyunca vegan beslenip, egzersiz ve yoga yapması sağlanmış. Sadece bu üç ay sonunda bile telomeraz (telomerleri uzatan enzim) aktivitelerinin fark edilir derecede hızlandığı tespit edilmiş.

Harika Bir Kaynak Kitap: Telomer Etkisi
Hangi faktörler telomerlerin sağlam olmasına yardımcı, hangileri de aksine kısalmalarına yol açıyor? Soru son derece basit olsa da yanıtı pek o kadar basit değil ve sadece bu sorunun yanıtı peşinde çok uzun yıllarını harcayan uzmanlar var. Bu uzmanlardan ikisi de, Telomer Etkisi isimli bir kitap yazarak yankı uyandıran Elizabeth Blackburn ve Elissa Epel. Telomerlerin moleküler yapısını ve telomerleri koruyan telomerazın kaşifi olan Blackburn 2009 yılında -iki meslektaşıyla birlikte- Nobel Tıp Ödülü'ne layık görülmüş. Elissa Epel ise, stres, yaşlanma ve obezite üzerine çalışan öncü bir psikolog. Blackburn ve Epel, kitaplarında hem telomerlerin işlevini daha iyi anlamamıza yardımcı oluyor hem de telomerleri koruyabilmek için çeşitli öneriler de bulunuyorlar.

Uzun mu, Kısa mı? Gerçekten Öğrenmeli mi?
Son zamanlarda, telomerlerin uzunluğunu ölçen bazı testler yapılmaya başlandı. Peki, bu testi yaptırmaya gerçekten gerek var mı? Blackburn ve Epel, bu testleri yaptırmayı çok da gerekli bulmuyor ve sonuç her ne olursa olsun -ister uzun ve sağlıklı, isterse kısalmış- yapılması gerekenin aynı şey olduğundan, uzun ve sağlıklı bir ömür sürmek isteyenlerin benimsemesi gereken yaşam alışkanlıklarının zaten bilindiğinden bahsediyorlar. Üstelik, Blackburn ve Epel'e göre, telomerlerin kısa olduğunu öğrenmek üzerinizde ekstra bir stres yaratıp, kaygılanmanıza yol açabiliyor.

Tedavilere Temkinli Yaklaşın
Son zamanlarda tartışılan bir konuda, telomerleri uzatan çeşitli tedavilerin işe yarayıp, yaramadığı. Telomer Etkisi'nin yazarları Elizabeth Blackburn ve Elisa Epel, bunların oldukça riskli olabileceğini hatırlatıyor ve bu konuda şu açıklamaları yapıyorlar: "Bazı kremlerin, bazı besin takviyelerinin telomerlerinizi ve ömrünüzü uzatacağı iddia ediliyor. Bu tedaviler eğer vücutta hakikaten işe yarıyorsa, kanser riskinizi artırma potansiyeline sahiptir."

BİZE ULAŞIN