Duygusal Detoksla Hafifleyin

Uzun yıllardır bütünsel sağlık ve well-aging danışmanlığı yapan Ayurveda Uzmanı Ebru Şinik’in yeni kitabı Genleriniz Kaderiniz Değildir, okuyucuya yeni ufuklar açıyor. Şinik ile kitabın dikkat çeken bölümlerinden Duygusal Zehirlenme ve Detoks’u mercek altına aldık.

Giriş Tarihi: 05.02.2019 16:32 Güncelleme Tarihi: 05.02.2019 16:32
İrem Orhan

Son kitabınız Genleriniz Kaderiniz Değildir ile okuyucuda oluşturmayı hedeflediğiniz farkındalık nedir?
Mutlu olmak, daha enerjik ve daha sağlıklı bir hayat sürmek tüm insanların doğum hakkıdır. Fakat çoğu insan en temelde sahip olduğu bu hakkın farkında bile değil. Oysa gün içinde yaptığımız seçimlerle hem fiziksel, hem de zihinsel bedenimizde mucizevi olarak nitelendirilebilecek dönüşümler yaratabiliriz. Bu kitabı yazmaktaki ana amacım, kitlelerde bu farkındalığı oluşturmak.

Kitaptaki uygulaması en basit fakat en faydalı sağlık önerisi hangisi?
Uygulama basitliği karşısında yarattığı büyük fayda olarak değerlendirildiğinde, uyku saatlerinin sirkadiyen ritimlere göre düzenlenmesi ve bunun dingin, berrak bir zihin ile stres yönetimi için meditasyon uygulaması derim. Beynimizi tam randımanla kullanabilmemiz için kaliteli bir uykuya ihtiyacımız var. Beynimiz bu yaşamımızın bilgisayarı, biz ona neyi verirsek, o da bize onu sunar, bunu asla unutmayın.

Kitapta pek çok sağlıklı yaşam önerisi var ama sabah rutinleri diğerleri arasından öne çıkıyor. Neden?
Kitapta kendinizin bu yaşamdaki en iyi versiyonunu yaratmak için 31 farklı rutin önerisi bulunuyor. Günlük olarak yaptığımız rutinlerin hepsi birbirinden önemli olsa da, sabah rutinleri güne nasıl başladığımızı ve gün boyunca nasıl bir ruh haline sahip olacağımızı belirlediği için çok daha büyük önem taşıyor.

Günlük hayatta uyguladığımız doğru bildiğimiz pek çok yanlış var. Birkaçından bahsetmek ister misiniz?
Maalesef doğru bilinen yanlış mitler bütünsel sağlık konusunda da oldukça fazla. Bunlardan en çarpıcı olanlara örnek olarak mesela, ara öğün tüketilmesinin sağlıklı olduğu ve metabolizmayı hızlandırdığı bilgisi. Zira durum tam tersi. Veya soğuk suyun zayıflattığı bilgisi. Bu da tam tersi. Özellikle ana öğünden hemen önce, öğün esnasında ve ana öğünden 1,5 saat kadar sonra içilen soğuk sıvılar veya sorbe ve dondurma gibi yenilen gıdalar hazım sürecini sekteye uğratarak, zarar veriyor.

Kitapta göze çarpan diğer bir bölüm de duygusal detoks. Konuyu detaylıca açıklamaya başlamadan evvel, bu bölüm okuyucuya neler vaat ediyor? Acı verici deneyimler hayatımızın bir parçası. Onları hazmetmeden reddedince veya baskılayarak halının altına süpürmeyi seçince bu deneyimler toksinlere dönüşüyor. Bu duygulardan etkin bir şekilde kurtulmanın yolları bize öğretilmediği için çoğumuz hayat boyu duygusal acı, travma ve hayal kırıklıklarımızla beraber yaşamaya devam ediyoruz. Duygusal detoks ile ise bize ait olmayan, hayatı neşe içinde yaşamamıza mani olan bu hazmedilememiş duygularımızı hem fiziksel, hem de zihinsel bedenimizden tahliye edebiliriz. Hatta her gün düzenli olarak önerdiğimiz nefes ve meditasyon uygulamalarının en önemli faydalarından biri de bu.

DUYGUSAL ZEHIRLENME SORUNSALI
Yorgunluk, asabiyet, hevessizlik, depresyon ve duygusal tepkisellik gibi belirtileri bulunan duygusal zehirlenme gerçektir çünkü tam olarak ifade edilemeyen hisler, içimizde duygusal zehir olarak birikebilir. Hepimiz bilinçli veya bilinçsiz olarak zaman zaman duygusal zehirlenmelere maruz kalabiliriz. İşte tam da bu probleme çare olarak ayurvedik yaşamın en değerli günlük rutinleri arasında yer alan egzersizlerle günlük duygusal detoks mekânizmalarımız en randımanlı şekilde işler. Buna rağmen bazı durumlarda çok eski veya çok ağır bir duygusal zehirlenmenin bedenimizden tahliye edilebilmesi için sistemi başka detoks mekânizmaları ile de desteklememiz gerekebilir

DUYGUSAL DETOKS PROTOKOLÜ
Tüm duygularımız ihtiyaçlarımızdan türer ve insan olarak hepimizin açlık dışında çeşitli temel ihtiyaçları vardır. Duygusal bazda olan temel insani ihtiyaçlarımızı, ilgi çekme, sevilme, takdir edilme ve kabul görme olarak sıralayabiliriz. Fiziksel ve psikolojik ihtiyaçlarımız karşılandığında rahatlık, haz, mutluluk tatmin gibi hisleri deneyimleriz. Bu ihtiyaçlarımız yeterince karşılanmadıklarında ise sıkıntı, üzüntü, kırılganlık ve aksilik gibi duyguları deneyimlemeye başlarız. Karşılanamayan ihtiyaçlardan kaynaklanan acı duyma durumuna bir çözüm getirilemezse, bu hemen ardından bizi ikincil duygu durumuna doğru sürükler ve ek bazı hislerin oluşmasına yol açar. Bu durum endişe, düşmanlık ve suçluluk duyma hisleriyle devam eder, hemen ardından da depresyon gelir. Bedenimizden tahliye edemediğimiz duygularımız nedeniyle hem fizyolojimizde, hem de zihnimizde oluşan toksin yükü biz fark etmeden algılarımızı, düşüncelerimizi ve seçimlerimizi yönlendirmeye başlar. Zihnimizde veya bedenimizin herhangi bir yerinde birine karşı öfke, kin, affedememe veya korku hisleri beslemek bizi bir duygusal hapishane içinde tutar. Ve bu durum ironik bir şekilde affedemediğimiz kişiyi yani karşı tarafı değil, kendimizi etkiler. Oysa duygusal anlamda özgür olmak kendimizi çok daha hafif, iyi, neşeli ve bağımsız hissetmemizi sağlar.
BİZE ULAŞIN