Uyumadan Yaşanır mı?

Araştırmalara göre, dünyada her 10 kişiden biri uyku problemi yaşıyor. En temel ihtiyacımız olan uyku tablodan eksilince bundan sağlığımız, ruh halimiz ve sosyal hayatımız da nasibini alıyor. Uykusuzluğu tetikleyen faktörler ise gün geçtikçe artmaya devam ediyor.

Giriş Tarihi: 01.03.2019 16:24 Güncelleme Tarihi: 01.03.2019 17:23

Lara Akyel

Uyku problemi düzeni sekteye uğratan etkenlerin başında. İş hayatımızı, sosyal dünyamızı, yaşamımızda edindiğimiz eş, anne, baba gibi rollerin gerekliliklerini aksatmamıza sebep olan bu son derece sık rastlanan problemin ardında fiziksel ve psikolojik birçok sebep var.

Nöropsikiyatri Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz uykusuzluğa yol açan fiziksel ve psikolojik sebepleri şu şekilde sıralıyor: "Nöropatik ağrılar, uyku apnesi, huzursuz bacak sendromu gibi özel sebeplerin dışında sağlıklı uyku düzenine sahip birinin dahi düzenini bozacak etkenler arasında gün içinde uyumak, çok fazla kafein tüketmek, kullanılan ilaçların yan etkileri, sigara ve alkol kullanmak, çok fazla yemek yemek, çevresel faktörler ile kalp, akciğer, mide gibi sağlık problemleri de yer alıyor. Bununla birlikte, hepimizin yaptığı gibi yatmadan önce internette gezinmek de uykusuzluğu tetikliyor. Vücut, uyumak ve dinlenmek için melatonin adlı bir hormon salgılar. Ancak telefon ve bilgisayarlardan gelen radyoaktif dalgalar bu hormonun çok daha az salgılanmasına, dolayısıyla kişinin az uyumasına ve yorgun kalkmasına sebep oluyor. Aynı zamanda ekrandan yansıyan mavi ışık beyne 'uyan' mesajı vererek uykunun ertelemesine yol açıyor." Hepimizin, uykumuzun gelmesini beklerken oyalandığı pek sevgili telefonlarımız görünüşe göre uykumuzu kaçırmaktan başka bir işe yaramıyor.

Yine mi Stres?
Saydığımız faktörlerin yanı sıra bazı psikiyatrik sebepler de uykusuzlukla ilişkilendirilebilir. Ruh halimizdeki değişiklikler, bizi üzen, strese sokan sebepler kafamızı kurcalayan meseleler uykuya dalmamızı zorlaştıran etkenlerin başında... Bununla birlikte, iş hayatının ve şehir koşturmasının sebep olduğu stres ve anksiyete de uykuya dalmayı zorlaştırıyor. Görünen o ki İstanbul'da yaşamak bile başlı başına bir uykusuzluk sebebi olabiliyor. Ne sıklıkla ve ne derece uykusuzluk çektiğinize bağlı olarak değişkenlik gösterse de uykusuz bir gecenin sabahında güne iyi başlamanın kolay bir iş olmadığını çok iyi biliyoruz. Senelerdir uykusuzluk çekenler ise yaşamlarını sürdürebilmek için yüzleşmek ve barışmak zorunda oldukları problemlerine göre bir düzen kurmayı başarmış. Okurlarımızdan Meltem, uykusuzlukla yaşamak konusunda kendini geliştirenlerden; ona kulak verelim: "Uykusuzluk problemim yaklaşık 15 yıl önce başladı. Aslında kendimi bildim bileli kolay uykuya dalamam. En ufak bir ses ya da ışık hemen
uyanmama sebep olur. Hayatta en özendiğim insanlar, kafalarını yastığa koyar koymaz uyuyanlardır. Gecenin bir yarısı uyanıp sabaha kadar uyuyamadığımı bilirim. Ameliyat olan ya da hastanede kalan arkadaşlarım refakatçi olarak beni ister yanında. Hemen uyanabilen, hemşire her odaya girdiğinde ayakta olan bir refakatçiyi kim istemez ki zaten? Neden uyuyamadığıma gelecek olursak, aklıma bir şey takılırsa sürekli onu kafamda kuruyorum. Belki bu yüzden geceleri de yatakta hep düşünürüm, planlar yaparım. Söylemem gerekenleri kurgularım. Bu sorun annemde de var; o da genelde uyku sıkıntısı çeker, geceleri evde dolaşır. Kuzenim bizde kaldığı bir gece geç saatlerde, holde annemle karşılaşmış. Annemi öyle beyaz geceliği ile karşısında görünce bayağı korkmuş. O günden sonra anneme 'Casper' lakabını taktı. Yaklaşık 10 yıl önce, annemle doktor kontrolünde
uyku ilacı kullanmaya başladık. İlacı kullandıktan 1-2 saat sonra uykumuz geliyor. İlk aldığım günü hiç unutamam; nasıl tatlı bir uyku bastırdı, yatağa girip kafamı yastığa koyar koymaz uyumuştum. Tam da özendiğim insanlar gibi... Fakat yine de her halükarda, odamın karanlık ve sessiz olması lazım. Herhangi bir ses olunca kafam hemen oraya takılıyor. İlaçla uyuyunca 4-5 saat çok derin uyuyorum. Bir gün arkadaşım uçaktan inip geç saatte bana kalmaya gelecekti. Ertesi gün erken saatte evime yakın bir yerde toplantımız vardı. Yatağını hazırladım ve yattım. Gece gelmiş fakat ben ne kapıyı ne de telefonu duymuşum. Sabah alarm kurduğum saatte uyandım ve şok oldum. Hiç başıma böyle bir şey gelmemişti. Bu sorunumu bilen bir arkadaşım olduğu için problem olmadı. Uykusuzluk bu tip durumlar dışında hayatımı fazla etkilemiyor. İyi uyumadığım zaman bile dalgınlığım, halsizliğim olmaz. Birçok insan uyku problemi yaşıyor, günümüzde artık stres oranı ne yazık ki çok fazla. Sakinleştirici çaylar ve melatonin desteği ile uyuyan çok insan duyuyorum. Benim kendime göre taktiklerim var; tatile gittiğimde siyah askılı bir tişört muhakkak yanımda olur. Zira göz bantları kullanamıyorum, rahatsız ediyor beni. Tişörtü gözlerime kapatıyorum. Uyurken çok fazla hareket etmediğim için de düşmüyor gözümden. İlacın etkisiyle uykuya daldığım için bazen hiç kıpırdamadığım bile oluyor. Bence önemli olan vücudunuzun uykusuzluğa verdiği tepki. Bana sorarsanız esas sorun uykusuzluğun yaşatabileceği sıkıntılar." Tam da bu noktada, uykusuzluğun insan üzerinde bıraktığı fiziksel ve psikolojik sonuçlarından bahsedebiliriz.

Nelere Yol Açıyor?
İlk aşamada fiziksel sıkıntıları ele alacak olursak; uyku yolu ile vücudumuzdan attığımız toksinler, verimli bir uyku çekemememiz durumunda bünyemizden atılamıyor. Bu toksin maddeler biriktikçe beynin sorumluluğu artıyor ve zamanla algı, hafıza ve dikkat problemleri baş gösteriyor. İşleyişi aksayan sistem bağışıklığımızı da etkiliyor. Hastalıklara daha savunmasız hale geliyoruz; hasta olunca da atlatmamız normalden uzun sürüyor. Uykusuzluğun insan psikolojisi üzerindeki etkisi ise kişiden kişiye değişiyor. Okurumuz Meltem gibi sakinliğini koruyabilenlerin yanı sıra depresif moda girenler de mevcut. Fakat hangi paydada olursanız olun, üzerinizdeki gerginliği etrafınızdaki insanlara yansıtma ihtimaliniz oldukça yüksek. "Uykusuzluğun yarattığı psikolojik gerilim en çok insan ilişkilerinde etkilidir. Çünkü uykusuz kalan bir insan stresli ve sinirli olacağından istemeden de olsa karşısındaki kişiyi kıracak sözler söyleyebilir. Tamamen ilgisiz de olabilir, mutsuz bir ruh halinde olacağı için kendini sosyal ilişkilere de kapatabilir. Kayıtsızlık başlar ve çevresine karşı daha tahammülsüz olur. Bu durum hem aile hem de sosyal ilişkileri zedeler" diyor Dr. Mehmet Yavuz.
Okurlarımızdan Kaan sağlık problemlerinin önünü açan uykusuzluk problemini anlatırken tam da bu saydıklarımızdan yakınıyor: "Ergenlik yıllarımda başladı uykusuzluğum; bazı geceler uyanır ve bir daha uykuya dalamazdım. Uyumaya çalışmaktansa, bilgisayarımı açıp video oyunlarıyla kendimi meşgul ederdim. Bu da uykumu daha fazla kaçırırdı. Seneler içinde sağlığımı ve sosyal hayatımı etkileyen bir faktöre dönüştü uykusuzluk. Hastalıkları dinlenemediğim için daha zor atlatıyor, derslerde kısa ve verimsiz uykulara dalıyor, herkese karşı daha agresif davranıyordum. Ergenliğim zorlayıcı geçti. 30'larıma gelmek üzereyim halen dört saatlik uyku çektiğim günlerde şanslı hissediyorum kendimi. Uykuya açım ama uyumamı engelleyen bir şey var sanki. Dövüş Kulübü'nü izlediğimde çok etkilenmiştim. Uykusuzluk yüzünden halüsinasyon görmeye başlayan karakteri canlandıran Edward Norton içimdeki korkuları daha da gün yüzüne çıkarmıştı. 'Ben de yakında halüsinasyon görmeye başlar mıyım' soruları geziniyordu kafamda. Bunları aşmam kolay olmadı. Alarmla bile kalkamayan insanlara çok özenirdim; ben alarma geri sayım yapan taraftaydım hep çünkü. Kurumsal bir iş yerine freelance çalışmaya geçtiğimde hayatım biraz daha kolaylaştı. Sorunumun akşam uykuya dalmakta olduğunu çözdüm. İki saat öğle uykusu, akşam ise sakinleştirici çaylar ve uykuya dalmayı kolaylaştıran yastık parfümleri ile rahatlatıcı tütsülerle üç, dört, şanslıysam dört buçuk saat uyuyabildiğim bir düzen kurdum. Vücudum daha dinç oluyor bunu başarabildiğim günlerde. Halen herkes gibi yedi saatlik uyku alamıyorum fakat kendimi iyi hissettiğim bir düzen bulduğum için hem fiziksel hem de psikolojik olarak kendimi iyi hissediyorum" şeklinde anlatıyor
Kaan. Her bünyenin kendine özel bir sistemi olduğunu unutmamak gerek. Kendinizi başka insanlarla karşılaştırmayı bırakıp, size iyi gelen ve bünyenizin uygulamakta zorluk çekmediği düzeni bulmaya çabalamanız daha faydalı. Bunu yaparken bir doktordan yardım almanız ve sabırlı davranmanız da büyük önem teşkil ediyor.

BİZE ULAŞIN