Yeni dizisi İnadına Aşk’ın fragmanlarını izler izlemez “hemen yakalamalıyız” dediğimiz Can Yaman, eminiz sizin de gözünüzden kaçmamıştır. Onu özel kılan sadece yakışıklılığı sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Eğitimi, donanımı ve başarılı projeleriyle adından fazlaca söz ettireceğini düşündüğümüz Yaman, bakalım sizi de bizim kadar etkileyecek mi?

COSMO İtalyan Lisesi'ni birincilikle bitirmişsiniz, sonra da Hukuk Fakültesi'ne gitmişsiniz. Oyunculuk fikri nereden çıktı?
CAN YAMAN Daha çok etrafımdakiler tarafından aklıma sokuldu. Ben çok fazla "mutlaka oyuncu olmalıyım" düşüncesiyle dolaşmıyordum. Menajerlerim İlker Bilgi ve Cüneyt Sayıl ile tanıştıktan sonra karar verdim. Onlar bana ders vermek istediler. Cüneyt Sayıl aynı zamanda oyuncu koçum. Avukat olduğum için ben zaten oyunculuk dersleri almak istiyordum; her halükarda mesleğim için iyi olur diyordum. Görünümümden dolayı iltifat alıyordum ama tabii yeteneğin de payı var bu mesleği seçmemde. Kendiliğinden ve çok hızlı gelişti diyebilirim.
C Aktif olarak avukatlık da yaptınız, değil mi?
C.Y. Evet yaptım, hala da bir hukuk büromuz var. C Peki oyunculuk sizin için bir hobi gibi mi yoksa yolunuza bu meslekte mi devam edeceksiniz? C.Y. Oyunculuktan para kazandığıma göre, oyunculuk şu anda benim mesleğim; avukatlıktan da para kazanıyorum o da benim mesleğim. İkisi de mesleğim aslında; sonuçta birden çok iş yapabiliyorsunuz. Hiç öyle kafamda kesin çizgiler yok, çünkü hayatın ne getireceği hiçbir zaman belli olmuyor. İnsanların fikirleri, düşünceleri, yapmak istedikleri her zaman değişebiliyor. Buna açık bir insan olarak yaşıyorum, akışına bırakıyorum.
C İnadına Aşk'ta nasıl bir karakteri canlandırıyorsunuz?
C.Y. Karakterin ismi Yalın Aras; bir teknoloji dahisi. Kendi şirketini kuruyor. Türkiye'nin en büyük teknoloji yazılım şirketinin sahibi ancak tarz olarak biraz dağ adamı gibi! En büyük keyfi ormana gitmek, dağa gitmek, outdoor sporlar yapmak... Şirkette herkes takım elbise giyerken, o daha çok kendi tarzıyla marjinal takılıyor. Üslub da öyle… Biraz maço, değer yargıları olan, ailesine düşkün bir karakter. Çok keyifle oynuyorum.
"BENİ SADECE FİZİKSEL ÖZELLİKLERİYLE BİR KADININ KENDİNE AŞIK ETMESİ MÜMKÜN DEĞİL."
C Bir önceki dizinizde canlandırdığınız Bedir karakterinden bu karaktere geçişte zorlandınız mı? Fiziksel olarak değiştiğinizi görüyoruz çünkü…
C.Y. Bedir karakteri için biraz zayıflamam gerekiyordu. Yani o rol için biraz omuzlarımın daralması ve incelmem lazımdı. Süzülmem gerekiyordu ki daha gariban bir hava olabilsin. Bir ay boyunca kastan kilo vermeye çalıştım, bunun için gayret gösterdim, o karaktere öyle hazırlandım. Yalın Aras karakteri için ise sekiz kilo aldım ve tekrar kaslandım.
C Set ortamınız nasıl?
C.Y. İnadına Aşk'ın yapımcısı ve yönetmeni Osman Sınav. Diğer yönetmen de oğlu Yusuf Ömer Sınav; aynı yaşlardayız ve arkadaş gibiyiz. Bu dizide genç ve güzel bir kast var. Biz daha dizi başlamadan önce, kadroyla beraber çok vakit geçirdik. Beraber seyahatler ettik, yedik içtik, birbirimizi tanıdık. Çok güzel arkadaşlık var şu an sette. Osman Sınav'ı baba gibi görüyorum, kafa olarak çok uyu- şuyorum. Dolayısıyla çok rahatım sette.
C Dizi bir yaz dizisi olarak başlıyor;önümüzdeki sezonda da devam edecek mi?
C.Y. Uzun süre devam edeceği düşünülen bir dizi…
C Lisanslı basketbolcuymuşsunuz. Sporla aranız iyi herhalde?
C.Y. Sporla aram çok iyi, küçüklü- ğümden beri spor yapıyorum. Sporcu bir aileden geliyorum zaten. Amcam Beşiktaş'ın eski teknik direktörü, babamlar da hep futbolcu. Ben küçüklüğümden beri basketbolla ilgilendim. Hep sporun içinde oldum, her sporu denedim diyebiliriz. Yüzdüm, boks yaptım.
C Sporcu erkeklerin hayatta 1-0 önde olduğunu düşünüyoruz.
C.Y. Yani sporcu olmanın tabii ki birçok avantajı var. En başında sağlık anlamında 1-0 önde olunabiliyor. Güç, kuvvet, dayanıklılık bunlar tabii ki önemli şeyler ama sporcu olup da entelektüel alt yapısı olmayan kişiler de 1-0 geride olabilirler.
C En merak edilen soruyu soruyoruz; sevgiliniz var mı?
C.Y. Hayır, yok.
C Peki nasıl kadınlar sizi kendine aşık edebilir? Biraz zor görünüyorsunuz…
C.Y. Şöyle söyleyeyim, sağlıklı bir erkek olarak 26 yaşıma kadar bir sürü şey yaşadım. Belli bir noktadan sonra, yaşım ilerledikçe, olgunlaştıkça farklı şeylere değer vermeye başladım. Beni sadece fiziksel özellikleriyle bir kadının kendine aşık etmesi mümkün değil. Bir kadının sadece fiziğine bakarak "çok güzel, çok etkilendim" dediğimi hatırlamıyorum…
C Bu söylediğinizde samimi misiniz?
C.Y. İnanın ki bayağı samimiyim. Bir kere sadece fizikten etkilenmem için bu yaşa kadar hiçbir şey yaşamamış olmam gerekirdi! Fiziksel olarak beğendiğiniz birine iki gün sonra tahammül edemeyebilirsiniz. Güzellik öyle bir şey ki, kadın konuşmaya başladığında ifadesi sizi etkiliyor. İfadesi önemli hale geliyor. Nasıl konuştuğu, hali tavrı, espri anlayışı, bana neler kattığı, hayatımı ne denli kolaylaştırabildiği önem kazanıyor ve bunlar etkilemeye başlıyor. Aynı evin içinde nasıl vakit geçirdiğimiz de önemli. Tabii eğer ciddi bir ilişkiden bahsediyorsak…
C Kimin kime aşık olacağı hiç belli olmuyor…
C.Y. Kesinlikle öyle! Bunun bir matematiği yok ki. Objektif baktığımda benim hayatımda çok güzel olmayan ya da arkadaşlarımın çok da güzel bulmadığı ama benim iyi anlaştığım, birlikte eğlenebildiğim kız arkadaşlarım da oldu. Kolay aşık olabilen biri değilim. Yakışıklı olunca ya da eğitimli olunca insanların hayatında bir sürü talibi olabiliyor. Çok ilgi oluyor yani. Dolayısıyla kolay aşık olmanız da çok mümkün olmuyor.
C Sizi bir kadından en hızlı ne soğutur?
C.Y. Kıskançlık! Kıskanç kadın soğutuyor beni.
C İyi de siz bu kadar rağbet görürken nasıl kıskanmasın?
C.Y. Kıskançlığın dereceleri var tabii. Beni kıskanacaksa gitsin başka biriyle olsun o zaman! Benimle beraber olmaya cesaret ediyorsa zaten kıskanmamalı. Şimdi biraz sert bir cümle olacak ama kıskançlığı da ben biraz hadsizlik olarak algılıyorum ve soğuyorum.
C Diziyle birlikte kadınların size ilgisi de artmıştır, değil mi?
C.Y. Ukalalık gibi algılanmasın ama ben onu hissetmedim. Yani ben diziden önce de ilgi görüyordum zaten, bu konuda hep çok rahattım özel hayatımda. Zaten kadınlar tarafından ilgi gören ve cazip bulunan biri olduğum için dizide oynatılan bir adamım aslında…
C 24 saat çalıştığınız günler oluyormuş. Boş vakitlerinizi nasıl değerlendiriyorsunuz?
C.Y. Spor yapıyorum. Eğlenmeyi seviyorum, eğlenerek deşarj olan biriyim. Bir sosyal hayatınız yoksa deşarj olamıyorsanız, insanları tanıyamıyorsanız, değişik şeyler yaşayamıyorsanız zaten iyi bir oyuncu olamazsınız. Etrafı- nızda olup bitenleri ne kadar iyi gözlemliyorsanız o kadar iyi oyuncu oluyorsunuz. İyi bir özel hayat, iyi bir oyuncu olmanızı sağlıyor. Dolayısıyla hayatınız her zaman eğlenceli ve aktif olmalı. Benim bu anlamda hayata bakış açım "insan önce özel hayatında mutlu olmalı" şeklinde. İş var diye özel hayatınızdan geri kalıyorsanız o zaman yaptığınız işin manası da yok.
C Ev hayatında nasılsınız?
C.Y. Babamla ve kedimle beraber yaşıyorum. Bana göre insanın evi, içinden çıkmak istemeyeceği kadar güzel olmalı. Ben sporumu da mesela evde yapıyorum; evimi ona göre düzenledim. Vücut ağırlığım ile çalışıyorum, kendi yemeğimi de kendim yapıyorum. Babam da çok iyi yemek yapar.
C Moda ve alışverişle aranız nasıl?
C.Y. İhtiyacım varsa gidip alıyorum, onun dışında alışveriş yapmayacaksam bir yerlere gidip bir şeyler bakmaktan hoşlanmıyorum, öyle bir vaktim de yok zaten. Daha çok annem alıyor. Annemle de çok sık görüşemediğimiz için her fırsatta alışveriş bahanesiyle bir araya geliyoruz.
C Sosyal medyada aktif misiniz?
C.Y. Açıkçası ben dizide oynamasaydım sosyal medyam olmazdı. Menajerlerimle tanışmadan önce Instagram'ım falan yoktu, aktif şekilde kullanmıyordum. Erkeklerin selfie çekmesini de hiç anlamı- yorum mesela! Fotoğrafları filtrelemeleri de garip geliyor yani bana göre erkeğin doğasında selfie çekmek, fotoğraf filtrelemek olmamalı. Garip geliyor bana, dolayısıyla profesyonel açıdan Instagram hesabım olmak durumunda.
C Çekim boyunca da telefonunuza hiç bakmadınız…
C.Y. Sıkıcı konuşmak istemiyorum yaşlı gibi ama gerçekten bak kaç saattir röportaj yapıyoruz, sabah geldik, ben daha telefonuma bakmadım, bakabilirdim. Beni arayacak olan bekleyebilir yani, hiçbir şey acil olamaz. Sürekli elde telefon hikayesinin konsantrasyonu dağıttığına inanıyorum.
"BİR SOSYAL HAYATINIZ YOKSA DEŞARJ OLAMIYORSANIZ, İNSANLARI TANIYAMIYORSANIZ, DEĞİŞİK ŞEYLER YAŞAYAMIYORSANIZ ZATEN İYİ BİR OYUNCU OLAMAZSINIZ. ETRAFINIZDA OLUP BİTENLERİ NE KADAR İYİ GÖZLEMLİYORSANIZ O KADAR İYİ OYUNCU OLUYORSUNUZ."
BİZE ULAŞIN