YAZIYI GÖNDER
Adınız, Soyadınız
E-posta Adresiniz
Alıcı E-posta
Mesajınız
www.cosmopolitanturkiye.com

Patroniçe Olivia

Modern zamanların ilham perisi Olivia Palermo, tarzıyla kendi imparatorluğunu kurmayı başarmış bir isim. Şimdiyse o imparatorluğun tepesinde oturmanın keyfini çıkarıyor.

HAZIRLAYAN: FARRAH STORR
DERLEYEN: REYHAN GÜNEŞ
FOTOĞRAF: MAX ABADIAN


"Merhaba, ile buluşacaktım." Röportaj günü gelip çattığında Palermo ile buluşacağımız otele gidiyorum ve resepsiyondaki görevliye kurduğum ilk cümle bu oluyor. Görevli kimden bahsettiğimi anlamaz gözlerle suratıma bakarken 'Olivia Palermo' diye tekrar ediyorum ve adını hiç duymadığını o an fark ediyorum. 'Otelimizde mi kalıyor' diye soruyor. Şaşkınlık içinde 'Hayır, Palermo ile röportaj yapacağım' diyorum ve sesimin tonunu biraz daha düşürerek 'Kendisi ünlü' demek durumunda kalıyorum. Tabii ki Olivia Palermo bildiğimiz ünlülerden değil. New York doğumlu 31 yaşındaki Palermo, bunun çok daha ötesinde bir isim. 2008 yılında yayımlanan televizyon şovu The City'nin yanı sıra influencer kimliğiyle de tanıdığımız Palermo, kendi hayat tarzını oluşturmayı ve markalaşmayı başardı. Şimdiyse üzerinde Topshop ceketle kameralara gülümsemesi 48 saat kadar kısa sürede ürün stoklarının tükenmesine, Max&Co ayakkabılarla Instagram'da fotoğraf paylaşması markanın mesaj yağmuruna tutulmasına neden oluyor. Palermo telefon kabından takıya, köpek kıyafetlerinden cilt bakım ürünlerine kadar her ürünü pazarlayabilecek güce sahip. Markalarla yaptığı işbirlikleriyle adından sıkça söz ettiriyor. Ciaté Beauty kozmetik ürünleri, Westward Leaning güneş gözlükleri, BaubleBar mücevher koleksiyonu, Aspinal Of London için sınırlı sayıda çanta koleksiyonu bugüne dek imza attığı işlerden yalnızca birkaçı. Tüm bunların ötesinde kendisi Banana Repuclic markasının global stil elçisi. Yani markanın önümüzdeki sezonlarda nasıl yol izleyeceği, hangi fotoğrafçılarla çalışacağı, styling'i kısacası tüm kreatif dili hakkında söz sahibi. Marka için bir de bu ay piyasaya sürülecek bir koleksiyon hazırlıyor.

35 yaşından küçük hedef kitlesinin dikkatini çekmekte zorlanan markanın bu hareketinin oldukça zekice olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü pek çok tüketici, binbir emekle kazandığı parasını hepimizin içten içe hayran olduğu bu kadına biraz daha benzemek adına harcıyor. Ancak onu canlı canlı karşınızda görünce tahmin ettiğinizin aksine gösterişçi veya sahte biri olmadığını; aksine sadeliği tercih ettiğini anlıyorsunuz. Doğal makyajı, hafif dağınık saçları, parmak uçlarına kadar uzanan militer desenli, geniş kalıplı sweatshirt'ü ve erkeksi çizgiye sahip siyah Dior botlarıyla bu tavrını vurguluyor. "Ne giyeceğinizi her zaman kendiniz mi belirliyorsunuz" sorum karşısında arkasına yaslanarak gülüyor ve "Tabii ki. Markamın çıkış noktası bu" diyor. Tüm bu kıyafet ve ayakkabıları nasıl muhafaza ettiğini merak ediyorum. Neredeyse hepsini dağıtmak durumunda kalıyordur diye düşünürken "Şimdilik hepsi evde duruyor. Düzenli biriyim ve kendime ait bir sistemim var" diyerek beni tekrar şaşırtıyor. "Muhtemelen kurduğum sistem diğer insanlarınkinden farklıdır. Çünkü yılın her dönemi seyahat ettiğimden mevsimlerden ziyade renk ve modellere göre ayrım yapıyorum ve fazla yer kaplamaması açısından ince kıyafet askılarını tercih ediyorum."

Moda haftaları için seyahat ettiği dönemlerde yanında kaç parça kıyafet taşıdığını ve günde kaç defa üstünü değiştirdiğini sorduğumda da tek kare fotoğrafının çekilmesi için zamanla yarışan blogger'lardan farkını ortaya koyuyor: "Açıkçası programım çok yoğun oluyor. Saat başı bir defileye veya toplantıya yetişmem gerekiyor. Önceliğim tasarımcılar ve koleksiyonları olduğundan elbette kıyafetlerini giyerek onlara destek vermeyi önemsiyorum ama gün içinde saat başı bunu yapacak zamanım yok" diyor. Ertesi gün 10 yıllık menajeri Barbara ve oliviapalermo.com sitesinin editoryal direktörü Jillian ile buluştuğumda Palermo hakkında daha kişisel bilgiler ediniyorum: "Seyahat zamanlarında her şeyi ayrı ayrı kilitli poşetlere koyuyor. Fondötenleri bir poşette, makyaj fırçaları ayrı poşette… Sonra hepsini tek çantada birleştiriyor. Onunla çalışan herkes zaman içinde ondan çok şey öğreniyor ve kişisel tarzını bu doğrultuda geliştiriyor. Biz onun sayesinde terziliğin önemini anladık. Palermo, aldığı ulaşılabilir markaların ürünlerini bile terzide kendine özel şekilde düzelttiriyor" diyorlar. Zara'dan aldığı pantolonları bile terziye götüren Palermo'nun detaylara önem veren zevkini ailesinden aldığını duymak bizi hiç şaşırtmıyor. İç mimar annesi ve 25 yıl boyunca Doyle Açık Artırma Evi'nin couture departmanında çalışan halası sayesinde küçük yaşta modayla tanışmış. Okul yıllarında modadan uzaklaşarak spora merak salmış ve spor yorumcusu olmak istemiş: "Çok gayretli bir çocuktum" diyor ve bir an duraksadıktan sonra "Öğrenme güçlüğü çektiğimden o dönemde benim için her şey daha zordu" diye konuşmaya devam ediyor. Bu konuyu ilk defa gündeme getirdiğinden biraz daha bilgi almak üzere soru soruyorum ancak kendisi ışık hızıyla geri çekilerek "Detaya girmek istemiyorum. Önemli olan insanların farklı alanlarda yaratıcılıklarını sergileyebilir olması. Biz (çocukluk arkadaşı tasarımcı Jonathan Simkhai'yi kastediyor) okul sınırları içinde olmasa bile yaşımız ilerledikçe yaratıcılığımızı gösterebildik."

Palermo, üniversiteden mezun olur olmaz senaryoya dayalı reality şovlarından biri olan The City'de yer alma fırsatı bulmuş. Programda Diane Von Furstenberg markasının halkla ilişkiler departmanında çalışan Palermo, sektördeki kötü kalpli ve soğuk kadın imajıyla karşımıza çıkıyor. Bu imajı silmekte zorlanıp zorlanmadığını sorduğumda seçtiği kelimelere dikkat ederek "O süreçte çok fazla şey öğrendim. Eğlence sektörü modadan tamamen farklı bir alan ve ben yaşadıklarım sayesinde hayatımı nasıl yönlendirmek, neye odaklanmak istediğime karar verdim. Bu konuda söyleyecek negatif düşüncelerim yok. Hepimiz zaman içinde gelişiyoruz. Ben de bir moda evinde işlerin nasıl yürüdüğünü, bir imparatorluğun nasıl devam ettirildiğini gözlemleme fırsatı buldum. Benim için iyi bir eğitim süreciydi" diyor. Yaşadığı tecrübelerden beslenen Palermo, bugüne dek aldığı hiçbir karardan pişman olmadığını söylüyor ve ne kadar tuhaf olsa da bu konuda ona inanıyorsunuz. Onun yüzlerce önemsiz şey arasından en iyiyi bulup çıkarma gibi doğuştan gelen yeteneği var. Bugüne dek çalıştığı işler (dergi editörlüğü ve modellik de dahil olmak üzere) ve edindiği tecrübelerle kendini markalaştırmayı başaran Palermo, bulunduğu yeri sonuna kadar hak ediyor.
BİZE ULAŞIN