Tenisin altın kızı

2018 kesinlikle onun yılı; önce Avustralya Açık Tenis Turnuvası şampiyonluğu unvanını elde etti, ardından tekrar “dünya bir numarası” oldu. “En büyük destekçim” dediği nişanlısı David Lee ile rüya gibi bir ilişki yaşıyor ve düğün tarihi yakın... Biz de TEB BNP Paribas İstanbul Cup içinİstanbul’a gelen Caroline Wozniacki’yi yoğun temposu sırasında yakaladık ve onunla enerjisini yansıttığı sıcacık bir kapak çekimi gerçekleştirdik. Muhteşem kareler eşliğinde onu daha da yakından tanımaya ne dersiniz?

Röportaj ELİF NAZLI DURAN
Moda editörü EBRU GÜLÇEK
Fotoğraf SELÇUK DANYILDIZ

Çekimin gerçekleşeceği otelde, saatler öncesinden yerimizi almış, bekliyoruz. Buluşma vakti yaklaştıkça heyecanlanmamak mümkün değil. Ne de olsa, söz konusu, dünya tenisinin en parlak yıldızlarından birisi; . Profesyonel olarak oynamaya başladığı 2005 yılından beri sayısız başarılara imza attı, yıllarca dünya bir numarası olarak kaldı ve Forbes Dergisi tarafından uluslararası sporun en başarılı sekizinci kadını seçildi. Ocak ayında Avustralya Açık şampiyonu olarak ilk "grand slam şampiyonu" unvanını da alan Wozniacki, şu ana kadar, sadece turnuva ödülleriyle -reklam ve sponsorluk gelirleri hariç- 30 milyon dolar kazanmış durumda! Sonunda kapı açılıyor, 28 yaşındaki yıldız sporcu, içeri giriyor. Altın rengi saçları, altın rengi teni ve yaydığı ışıkla bir modelden farksız. Onunla birlikte içeriye dolan pozitif havayı hissetmemekse imkansız! Bu pozitif hava tam iki saat süren çekim boyunca etrafa yayılmaya devam ediyor ve Selçuk Danyıldız deklanşöre her bastığında ekrana birbirinden muhteşem kareler yansıyor... Söyleşimiz de en az çekim kadar mükemmel geçiyor ve Caroline, kariyerinden nişanlısı ünlü ABD'li basketbolcu David Lee ile olan ilişkisine, tüm sorularımızı samimiyetle yanıtlıyor.

Avustralya Açık şampiyonu olarak 2018'e harika bir başlangıç yaptınız, nasıl hissediyorsunuz?

Muhteşem hissediyorum! Gerçekten 2018 inanılmaz başladı. Avustralya Açık Tenis Turnuvası'nı kazanarak ilk "grand slam şampiyonluğu" unvanımı aldım; bu benim için son derece özel bir durum. Altı yıl sonra tekrar dünya bir numarası oldum... Her şey, her şey muhteşemdi!

Size göre, dünya bir numarası olmak mı zor yoksa dünya bir numarası olarak kalmak mı daha zor?

Öncelikle belirtmeliyim ki, her ikisi de ekstrem derecede güç. Ama bence uzun süre bir numara olarak kalmak bariz şekilde çok daha zor. Bundan altı yıl önce, ilk kez dünya bir numarası olduğumda, her şey daha kolaydı. Kimse beni iyi tanımıyordu. Oysa şimdi gözler üzerimde; oyunumu çözüyor, karşı hamleleri çalışıyorlar ve benim için dünya bir numarası olarak konumumu korumak çok daha zor bir iş haline geliyor.

Caroline çok yönlü bir sporcu; modayı seviyor, oyunculuğa ilgi duyuyor, piyano çalıyor. Ve tam sekiz dil konuşuyor.

Hangisi daha iyi bir öğretmen; kaybettiğiniz maçlar mı, kazandıklarınız mı?

İtiraf etmeliyim ki, kaybettiğiniz maçlardan çok daha fazla şey öğreniyorsunuz. Hatalarınızı, eksikliklerinizi görüyor ve bir daha olmamaları için üzerlerinde tekrar tekrar çalışıyorsunuz. Rakibiniz niye size üstün gelmiş, bunu çözmek için uğraşıyorsunuz. Tabii bu sayede çok fazla şey öğreniyorsunuz. Ancak öte yandan, kazandığınızda da bir şeyler öğreniyorsunuz, elbette... Üstelik çok daha mutlu şekilde. Evet, her ikisi de iyi birer öğretmen ama kazanarak öğrenmek çok daha eğlenceli!

Bir tenis oyuncusu olarak en güçlü silahınız ne?

Benim en güçlü silahım sanıyorum gücüm; hem fiziksel hem de mental olarak... Kortta yorulmadan saatlerce kalabilirim, oldukça dayanıklıyım. Uzun maçlar boyunca oyunumu maksimum seviyede, aşağıya çekmeden oynayabiliyorum. Açıkçası yorulmak nedir pek bilmem!

Dünyanın en önemli sporcularından birisiniz. Milyonlar sizi izliyor, seviyor ve size saygı duyuyor. Onlara ne şekilde ilham vermek istiyorsunuz? Yardım projelerinde yer aldığınızı da biliyoruz...

Doğru. Şu anda, mesleğimin bana açtığı yol sayesinde, çok iyi bir platform yakaladığımı düşünüyorum. Bir sürü insanın beni izlediğinin farkındayım ve ben de bunu başka insanların yararına kullanmak istiyorum. Böyle bir imkanı yakalamış olmak beni gerçekten çok mutlu ediyor. Hedefim, ihtiyacı olan diğer insanlara yardımcı olmak. Pek çok sosyal sorumluluk kampanyasında rol aldım. Örnek vermek gerekirse, geçtiğimiz yıllarda ödül paralarında kadın ve erkek sporcular arasında eşitlik sağlanması için bir kampanya başlatmıştık; bunun bir parçası olmak kendimi çok iyi hissetmemi sağladı.

Limitleri zorlamayı seviyorsunuz; geçtiğimiz yıl New York Maratonu'nu koştunuz. Sırada ne var?

Maraton koşmak gerçekten çılgınca ve inanılmaz zorlayıcıydı! Sanıyorum, fiziksel olarak yapabileceğiniz en güç işlerden biri maraton koşmak. Ancak şu da gerçek ki, ben kendimi zorlamayı seviyorum. Bundan sonra triatlon denemeyi istiyorum. Büyük ihtimalle, o da oldukça zorlayıcı ama bir o kadar da eğlenceli olacak.

Hangisi daha önemli; yetenek mi, çok çalışmak mı?

Ben çok çalışmanın daha önemli olduğunu düşünenlerdenim. Dünyanın en yetenekli insanı olabilirsiniz ama çalışmadan bir yere varmanız bence imkansız.

Ama dokuz yaşında da tenis oynadığınız herkesi yeniyormuşsunuz! Sanırım yetenek konusunda biraz mütevazı davrandınız!

(Gülüyor). Evet, yetenek de önemli galiba! Tabii kararlılık, çok çalışma ve şans faktörlerinin önemini de asla yadsıyamam.

Madrid, Roma ve Roland Garros - Paris? Sırada toprak kortta gerçekleşecek önemli turnuvalar var. Toprak kortta kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

Toprak kortta daha iyi olmaya çalışıyorum ve galiba gün geçtikçe bunu başarıyorum. Ama yine de toprağın, kendimi en iyi hissettiğim kort çeşidi olduğunu söyleyemem. Sıraladığın tüm turnuvalar benim için yeni birer aşama ve her biri beni fazlasıyla heyecanlandırıyor.

İnanılmaz yoğunlukta seyahat ediyorsunuz. Seyahatlerle ilgili en fazla neyi seviyorsunuz?

Evet, doğru. Bence seyahat etmek muhteşem bir deneyim. İşim sayesinde bu imkanı elde ettiğim için kendimi çok şanslı sayıyorum. Farklı birçok ülke gördüm, farklı birçok kültürle tanıştım.

Modayı çok sevdiğinizi biliyoruz. Hatta Sports Illustrated Dergisi tarafından dünyanın en şık giyinen 50 kadın sporcusu arasında gösterildiniz. Moda haftalarını, moda dergilerini takip ediyor musunuz?

Modayı ve moda dünyasını kesinlikle çok seviyorum. Giydiklerinizle bir duruş sergileyebiliyor, kendinizi ifade edebiliyorsunuz ki bence bu harika! Evet, moda haftalarını da takip etmeye çalışıyorum, örneğin bu yıl New York Moda Haftası'nı izledim. Bunu her yıl yapmaya çalışıyorum ve kesinlikle çok seviyorum.

Sadece özel hayatınızda değil, kortta da şıklığınızla dikkat çekiyorsunuz...

Tenis kıyafetlerimi Stella McCartney hazırlıyor. Kortta da kendimi iyi hissetmek istiyorum. Giysilerimi seçmek, ne giyeceğine karar vermek gerçekten çok eğlenceli.

Peki ya oyunculuk... THY reklamlarında rol almış ve gayet başarılı oyunculuk sergilemiştiniz...

Kamera önünde olmak bence müthiş. Oyunculuk da ileride yapmaktan hoşlanacağım bir meslek dalı. THY reklamının çekimi sırasında harika vakit geçirmiştim. Çok da ses getirdi, bence nefis bir reklamdı.

Biraz da, romantik konulara gelelim ve ilişkilerden bahsedelim. Kasım ayında, ünlü ABD'li basketbolcu David Lee ile nişanladınız. İlişkide de aynı Caroline misiniz? Güçlü, disiplinli, inatçı...

Hayır! Kortta ve ilişkide bambaşka iki kişiyim diyebilirim. Elbette yine bazı prensiplerim, doğrularım var ama ilişkilerde çok daha rahat olabilen, bazı şeyleri oluruna bırakan birisi haline geliyorum.

Nişanlınız da sporcu; bunun avantajları ne?

Açıkçası; çok fazla avantajı var bu durumun. O da profesyonel sporcu ve benim yaşadığım tüm zorlukların fazlasıyla farkında. Aynı zamanda benim en büyük destekçim. Maçlarım sırasında hemen yanı başımda olduğunu bilmek harika bir duygu. Avustralya açık tenis turnuvası zamanında, turnuvadan bir hafta önce orada olduk ve turnuvaya kadar muhteşem vakit geçirdik. Normalde stresli olmam gereken bir dönemdi ama o bana inanılmaz destek oldu, beni rahatlattı. Hemen her akşam Melbourne'da yemeğe çıktık. Hatta bir casino'da oyun oynayıp, birkaç bin dolar kaybettik. Neyse ki ardından kortta kazandım.

Instagram'da düğünlerle ilgili bazı hesapları takibe aldığınızı fark ettim; bundan düğününüzün yakın olduğu sonucunu çıkarabilir miyiz?

(Gülümsüyor.) Düğünün zamanını, yerini ve tüm diğer detayları kendimize saklamak istiyoruz. Sadece aile ve yakın arkadaşlar arasında, küçük ama bir o kadar güzel bir düğün olacağını söyleyebilirim.

Evlendikten sonra nerede yaşayacaksınız?

Şu anda Monako'da yaşıyoruz ama ABD'de de bir evimiz var. Bunun bir süre daha böyle kalmasını istiyoruz. Biliyorsunuz, turnuva programları çılgınca yoğun oluyor ve Monako bu programa ayak uydurabilmek açısından ideal bir yer.

Kariyerinizin başında ebeveynleriniz size önemli bir öğüt vermiş ve daima kendine inanmanızı söylemişlerdi. Siz çocuklarınıza nasıl bir öğüt verirdiniz?

Ben de onlara hem kendilerine inanmalarını hem de kendilerine belirli hedefler belirleyip, bunun için var güçleriyle çalışmalarını öğütlerdim. Eğer çalışma etiğiniz ve disiplininiz varsa başaramayacağınız iş yoktur. Çocuğum ister kız, isterse erkek olsun "bir hayal kur ve onun peşinden git" derim. Kız çocuğum olursa ona, kafasına koyduğu her şeyi yapmasının mümkün olduğunu söyleyeceğim. Artık farklı bir dönemdeyiz, biz kadınlar erkeklerle aynı platformda yer alıyor, onların başardığı her şeyi başarabiliyoruz.

ANNESI VE BABASI DA SPORCU

1990 yılında Danimarka Odense'de dünyaya gelen Caroline Wozniacki, sporcu bir çiftin çocuğu. Babası Polonya ve Danimarka takımlarında oynayan profesyonel futbolcu, annesiyse Polonya milli voleybol takımının eski oyuncusu. Spora olan ilgi ve yeteneğini büyük ihtimalle onlardan alan Wozniacki, tenis oynamaya yedi yaşında başlamış ve sadece dokuz yaşındayken hem annesini hem babasını hem de ağabeyini yener hale gelmiş. İlk kez 2010 yılında dünya bir numarası unvanını alan Caroline, bunu tam 67 hafta koruyarak önemli bir rekora imza attı. Caroline Wozniacki, TEB BNP Paribas İstanbul Cup Uluslararası Tenis Turnuvası'na da birkaç kez katıldı ve 2014 yılında, burada da kupayı kaldırmayı başardı.

BİZE ULAŞIN