Hande Doğandemir

Hande Doğandemir, hayatının heyecan verici dönemlerinden birini yaşıyor. Biz de onun heyecanına ortak olmak için hafif yağmurlu bir sonbahar gününde buram buram tarih kokan İstanbul Arkeoloji Müzesi'nde Doğandemir'in geçmişten bugüne hayatını masaya yatırdık.

Röportaj Reyhan Güneş
Fotoğraf Semih Kanmaz
Moda Editörü Simge Yücepur




İstanbul'da kasvetli denilebilecek bir günün sabahında buluşuyoruz Hande Doğandemir ile. Bol kesim pantolonu, koyu yeşil hırkası, hasır çantası ve spor ayakkabılarıyla ufukta beliriyor. Öylesine güçlü bir aura'sı var ki, ortama girdiği anda herkesi etkisi altına alıyor. Kahvesini eline almasıyla gülümsemesi yayılıyor yüzüne ve bu pozitif enerjiyle hızla başlıyoruz çekime. Kamerayla arasında gizli bir aşk olduğunu düşündüğümüz Doğandemir'in birbirinden güzel karelerine bakıp, "arkadaşla sohbet" kıvamındaki röportajını okurken ne demek istediğimizi anlayacaksınız.


"Hayranlarınız sizi her an izlemek veya bir şekilde ekranda görmek istiyor. Benim mesleğe bakışım bu şekilde değil. Her an ekranda olmak gibi bir kaygım ya da isteğim yok."

İstanbul Arkeoloji Müzesi'nde çekim yapmak nasıldı?

Bu çekim sayesinde ilk defa görmüş oldum burayı. Farklı bir havası var ve bu hava çekimin mood'uyla harika uyum sağladı. Bu toprakların ne kadar özel tarihe sahip olduğunu görmemizi sağlayan her değerin aynı özenle korunmasını diliyorum.

Ankara'da büyümüş neredeyse herkesin o şehirle tuhaf bir bağı oluyor. Bir Ankaralı olarak siz bu şehir hakkında neler hissediyorsunuz?

Üniversiteyi bitirene kadar Ankara'daydım. Son sene Erasmus ile Fransa'ya gittim. Ardından İstanbul maceram başladı. İstanbul'da çok Ankaralı var. Benim de bütün arkadaşlarım İstanbul'a geldi. Ankara, İstanbul'a göre imkanlar açısından daha kısıtlı ama orada kurulan dostluklar bambaşka oluyor. Burada onu yakalamak zor. Daha az imkanın ve çeşitliliğin olması bir yandan insanı besliyor. Çok müzisyen ve sanatçı çıkıyor mesela Ankara'dan çünkü kendi sanatını üretmen gerekiyor. 'Ankaralı olmak' diye bir durum var ki insanın her yerinden belli oluyor.


""Fazla duygusalım. Eskiden mantığımı daha da zor devreye sokuyordum, daha kırılgan bir yapım vardı. Yaş ilerledikçe biraz daha mantık ve duygu dengesini kurmaya çalışsam da yapım bu şekilde.""

Sizi hiç tanımayan birine kendinizi anlatmak isteseniz nereden başlardınız?

Fazla duygusalım. Eskiden mantığımı daha da zor devreye sokuyordum, daha kırılgan bir yapım vardı. Yaş ilerledikçe biraz daha mantık ve duygu dengesini kurmaya çalışsam da yapım bu şekilde. Dışarıdan soğuk veya mesafeli görünüyorum muhtemelen. Belki de bu bir çeşit savunma mekanizmasıdır. Aslında çok kolay iletişim kurabilen biriyim.

Peki, kendinize dair yıkmak istediğiniz bir önyargı var mı?

Popüler bir iş yaptığınızda o popüler kültürün parçası olduğunuz sanılıyor. Sizin de yüzeysel olduğunuzu düşünebiliyor insanlar. Bazen sosyal medyada izlediğim filmleri, dinlediğim müzikleri paylaştığımda şaşırıyorlar. Sizi dizilerdeki karakterden ibaret bireyler sanıyorlar. Bunu yıkmak isterdim. Bir de yüzümde çok fazla müdahale olduğu konusunda eleştiriler alıyorum. ''Dudaklarını neden yaptırdın'', ''Çok botoks var'' gibi yorumlar geliyor. Yüzümde hiçbir müdahale yok. Bunu da buradan açıklamış olayım.

Dünyada kadın hakları adına heyecan verici bir dönüşüm yaşanıyor. Siz hem toplumsal hem sektörel anlamda ülkemizdeki durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kadının istismarı, işyerinde mobbing, taciz, şiddet… Her gün bu haberlere yenileri ekleniyor. Sosyal medya sayesinde eskisine kıyasla çok daha hakimiz olan bitene. Yapabileceğimiz tek şey iyi eğitim almış, vicdanlı bireyler yetiştirmek. Ben hem toplumumuzda hem sektörde çok güçlü kadınlar görüyorum. O yüzden baş edebileceğimiz bir durum olduğunu düşünüyorum. Ancak maalesef sektörde hikaye anlamında erkek egemen roller çıkıyor karşımıza genellikle. İyi yazılmış kadın karaktere rastlamak hayli zor.

Sizce şu an dünya üzerindeki en kritik mesele ne?

Eşitsizlik ve adalet.

Her şeyin iyiye gideceğini düşünenlerden misiniz yoksa biraz daha karamsar mısınız hayata karşı?

Maalesef biraz karamsarım. Umutlu olmak belki hayatta enerjinizi yükselten, başka kapılar açan bir motivasyon kaynağı olabilir ama hayal kırıklığına uğramamak adına ben biraz daha karamsar düşünüyorum. Şartlar her geçen gün biraz daha zorlaşıyor. Tabii hem bireysel hem de toplumsal olarak yapılabileceklerimizin olduğuna da inanıyorum. Bir şekilde başa çıkabiliriz umarım dünyayla.




Pek çok genç kadını etkileme gücüne sahipsiniz. Üzerinizde sorumluluk hissediyor musunuz?

Oyuncu olarak örnek olmak gibi sorumluluğumuz aslında yok. Ama bu kadar büyük kitleye hitap edince ister istemez otokontrol mekanizmanız devreye giriyor. Bu nedenle özel hayatıma çok girmeden kullanmaya çalışıyorum sosyal medyayı. Hayranlarınız sizi her an izlemek veya bir şekilde ekranda görmek istiyor. Benim mesleğe bakışım bu şekilde değil. Her an ekranda olmak gibi bir isteğim yok. "Ne zaman ekrana döneceksin" baskısını üzerimde çok hissediyorum. Televizyon ekranında olmadığım bu süreçte iki filmde yer aldım. Bu beni mesleki anlamda doyuruyor.

Kadın-erkek ilişkilerine gelecek olursak sizce günümüz ilişkilerinin en büyük sorunu nedir?

Gitgide daha bencil insanlar oluyoruz. Bir ilişkiye, birlikteliğe tutunmak zorlaşıyor. İnsanlar belki de hayatın getirdiği şartlardan dolayı daha benmerkezci. Benim, hissettiğim duygulara ve ilişkime sahip çıkan bir yapım var. Bu herkes için maalesef geçerli olmuyor. Bu nedenle çok daha fazla kırılabiliyor ya da hayal kırıklığı yaşayabiliyoruz. Sanırım artık insanların bağlanma problemi var çünkü hayat çok zor, zaman çok zor, her şey kolay tüketiliyor. Tabii zamanın ruhuna uyum sağlayarak daha gerçekçi olmamız gereken durumlar oluyor. O eskisi gibi masalsı aşklar, sonuna kadar sahip çıkılan ilişkiler artık yok. Biraz da bu zamanın ruhu denen şeyi kabullenmek gerekiyor.

Dijital mecralar için hazırlanan çok fazla proje çıkıyor karşımıza. Bu durumu ve o mecralarda yayımlanan işleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Televizyona göre daha özgür bir mecra dijital. Özgün senaryolar yazılması konusunda motive edici ama sanırım internetten dizi izleme sistemine henüz tam alışamadık. Yolun başındayız. Ama mutluyum bu konuda. Televizyonda kendi hikayenize biraz zor yer bulursunuz ama internette belirli ekipleri kurup doğru insanlarla buluşursanız kendi hikayenizi anlatabilirsiniz.

"O eskisi gibi masalsı aşklar, sonuna kadar sahip çıkılan ilişkiler artık yok. Biraz da bu zamanın ruhu denen şeyi kabullenmek gerekiyor."



30'larınızla birlikte hayata bakışınız değişti mi?

Enteresan bir duyguydu 30'lara başlamak. Önce çevrenizdeki değişimi gözlemliyorsunuz. Lise ve üniversite arkadaşlarınız evleniyor, çocuk sahibi oluyor. Yapmak istedikleriniz, yapmak zorunda olduklarınız, üzerinize yüklenen sorumluluklar… Ama birçok açıdan hayatınızın yerine oturduğu dönem. Kafanızın karışıklığı azarlıyor. İlişkilere, aileye, mesleğinize bakış açınız netleşiyor. Hayat sizin için daha kendini bulmuş hale geliyor.

Şu sıralar sizi en çok ne heyecanlandırıyor?
The Annesi Ninja adında bir sinema filmi projesinde yer alacağım. Kasım sonu gibi çekimlere başlamayı planlıyoruz. İki kişilik bir film. Bir çiftin gerçek zamanlı hikayesini anlatıyor. Filmi tek plan çekeceğiz. Sete gireceğiz ve iki saat içinde filmi çekip çıkacağız. Beni hem zorlayan hem heyecanlandıran bir iş. Adından dolayı komedi filmi olduğunu düşünenler ya da şaşıranlar oluyor. Aslında dram ve gerilim filmi. (Yönetmenliğini Sinan Yabgu Ünal'ın yaptığı filmdeki rol arkadaşının Kaan Urgancıoğlu olacağını ekleyelim.)

Şu anda istediğiniz herhangi bir zaman dilimine ve yere ışınlanabilecek olsanız hangi zamana ve nereye giderdiniz?

Hepimizin geçmişe gidip değiştirmek istedikleri vardır. Eskiden bu soruya cevap olarak ben de geçmişe gidip bir şeyleri değiştirmek isterdim diyebilirdim. Ama o zaman bugünkü ben olmazdım. Yaşadığımız her deneyimin sebebi olduğunu düşünüyorum. Geleceği görmeyi de istemem. O biraz korkutucu geliyor. Var olan zamandan mutluyum. Şu an Uzak Doğu'da olmayı isteyebilirdim ama. Hayatımın bir döneminde her şeyi geride bırakıp öyle bir yerde yaşamak istiyorum.

Uzay bilimine meraklı olduğunu biliyoruz. Günün birinde başka bir gezegende yaşama imkanımız olduğu söylense oraya gidecek ilk grubun içinde olmak ister miydiniz?

Bu koca evrende yalnız olmadığımızı düşünüyorum. Ama başka gezegene giden ilk kafileden olmam. Maceradan ziyade konfor alanıma düşkünüm. Bundan vazgeçmeme değecek mi ona bakarım önce. Böyle diyorum ama zaman zaman da kendimi bile şaşırtan kararlar verebiliyorum. Bir anda da kafama eser ve çok düşünmeden ben gidiyorum diyebilirim.

Mutluluğun kokusunu nasıl tarif edersiniz?

Şekerli, meyvemsi, tatlı bir koku.

Moda hayatınızda nasıl bir yere sahip?

Modayı körü körüne uygulamaya çalışan biri değilim ama sezonun trendlerini takip etmeye çalışıyorum. Benim için en başta rahatlık önemli. Soft ve pastel renklerin yanı sıra siyah vazgeçilmezim. Aksesuar da günlük stilimin önemli parçası. Özellikle yüzük çok kullanıyorum.

Hayalinizde olmak istediğiniz insana ne kadar yakınsınız?

Tam olarak oradayım diyemem ama gittikçe yaklaşıyorum. Duygusal hayatımda biraz daha kontrollü, kendi içindeki dengeyi bulmuş biri olmayı hayal ediyorum önümüzdeki zamanlarda. Duygularımdan vazgeçmeden, kendimi koruyabildiğim noktaya, daha sağlam bir yere gelmek istiyorum. Kariyer açısındansa olduğum yerden çok mutluyum. Kendimi zorlamadan, içinde olmaktan mutlu olduğum işler yaptım. Benim için başarı böyle bir durum.

BİZE ULAŞIN