Tarihteki İlk Influencer Paris Hilton

Parti kızı, paparazilerin kraliçesi ve pop-kültür ikonu; peki şimdilerde Paris Hilton için hayat nasıl gidiyor? Martha Hayes onun Los Angeles’taki evinin kapılarının ardında bu sorunun yanıtını aradı.

Giriş Tarihi: 12.05.2020 15:48 Güncelleme Tarihi: 12.05.2020 15:48
Röportaj Martha hayes
Fotoğraf Bernardo Doral
Derleyen Elif Nazlı Duran
Web Editörü Damla Yüce

Yine dillere dolanacak bir sözle tam karşımda; sarı saçlarını bir yandan öbürüne savuruyor ve "Sliving" diyor. "Slaying" (katletmek) ve "living" (yaşamak) kelimelerini birleştirerek türetmiş ve bunu ölümcül güzellikte anlamında kullanıyor. O Paris Hilton; "that's hot" (çok sıcak tanımlamasının "muhteşem" anlamında kullanılması) terimini yaratan kadın. Hatırlayanlar mutlaka vardır, 2000'li yılların gerçek bir bağımlılık yaratan reality şovu The Simple Life (Rahat Hayat) dönemiydi ve Paris kelimenin tam anlamıyla şöhretin zirvesindeydi.

Evet, bir zamanların en fazla takip edilen ikonu, bugünün yeni girişimcisi Paris Hilton'un güvenlikli evinin kapısındayım ve kendimi söyleşiye değil de onun meşhur ev partilerinden birine gelmiş gibi hissediyorum. Yıl adeta 2004! Gösterişli büyük salondaki hoparlörlerden oldukça yüksek volümlü bir dans müziği yayılıyor etrafa. Duvarlarda, David La Chapelle'e (Hilton Otelleri'nin kurucusunun torununun fotoğraflarını ilk kez çeken sanatçı) ait birkaç portre asılı. "Kitch" tek objeler sadece onlar da değil üstelik: Etrafta dev boyutlu neon ışıklar var (birinde "hayat güzeldir" yazıyor). Işıklı, kocaman bir Hello Kitty ve beş diğer ünlü karakter de -Harajuku, Prenses Paris Jr, Prens Hilton ve Prens Yavru Ayı- baş köşedeki yerlerini almış.



Etrafta gezinen bakışlarımı fark eden Paris Hilton gülümsüyor ve "dünyanın en iyi parti evi," diyor. Kesinlikle haklı. Bu durumun çekimimizin harika geçeceğini fısıldaması da beni ayrıca mutlu ediyor. Beni mutlu eden bir diğer konu, Paris'in o insan üstü enerjisi. Tabii bundan da etkileyici olan 39 yaşına gelmesine rağmen hiç değişmemesi. Halen kendine ait kelimeler türetiyor, minyatür köpekleri, parlak elbiseleri (21. doğum gününde giydiği o muhteşem metalik elbiseyi kim unutabilir ki?) ve elbette partilere olan merakıyla, dimdik ayakta.

Tüm bunlar onu günümüzün standartlarında bir influencer yapmıyor. Ancak şuna da şüphe yok ki -tam da günümüzde trend olduğu gibi- kendi markasını yaratması ve benzersiz hayat stilini başarılı bir şekilde pazarlaması çok uzun yıllar öncesine dayanıyor. "Bir partiye katılmak için ücret talep etme işini ilk olarak ben ortaya çıkardım" diyor evindeki sinema salonuna doğru bana eşlik ederken. Sesi gururlu. "Seyahat ediyor bile olsam zamanımı iyi değerlendirmek isterdim ve işte bu amaçla, 12 yıl önce, DJ'liği kariyerimin bir parçası haline getirdim. Örneğin Dubai'ye kadar
onca yolu gittiysem, gündüzleri çalışmayı geceleri de hayranlarımı eğlendirmeyi tercih ederdim."



Paris'in bu cümleleri sizi şaşırtmış olabilir ancak onun için iş her zaman öncelikli konu oldu. Evet, dünya çapında tanınması basına sızan bir kasetle oldu fakat o bu ünü milyon dolarlık bir şirkete dönüştürmeyi başardı. Bugün cilt bakım ürünlerinden ayakkabıya tam 19 farklı ürünü olan ve dünya genelinde 45 mağazada bulabileceğiniz bir markanın sahibi. İki gece kulübü var ve geçtiğimiz yaz, Ibiza'nın meşhur süperkulübü Amnesia'da, beşinci kez DJ olarak boy gösterdi. Paris'le Yemek Yapın isimli Youtube kanalı harika gidiyor ve kısa bir süre önce 25. parfümü Electrify piyasaya sunuldu; sadece parfüm koleksiyonunun bugüne kadar, 63 ülkede, 2,5 milyon doların üzerinde satış yaptığını da belirtmeliyim. Bazı insanlar birtakım ayrıcalıklarla doğuyorlar. Paris Hilton da onlardan biri. Bugüne kadar tek gün bile çalışmamış olsaydı da gayet yüksek standartlarda bir hayat sürebilirdi. Merak ediyorum; böylesine yoğun tempoda çalışmasının sebebi halen birilerine bir şeyleri kanıtlamaya çalışması olabilir mi? "Asla. Ben çoktan kendimi kanıtlayacağım kadar kanıtladım" diye yanıtlıyor sorumu ve havuzdan çıktıktan sonra ısınmak için sarmalandığı yumuşacık havluya iyice gömülüyor. "Bunun aksini iddia edenler hiçbir şey bilmiyor demektir. Gerçekten inanılmaz çok çalıştım. Daima büyükbabamın (geçtiğimiz eylül ayında hayata veda eden Barron Hilton) benimle gurur duymasını isterdim. Ve onun isminin mirasını, tabii kendi tarzımla, sürdürerek bunu başardım."

Paris'in iş hayatında öğrendiği ilk kural "iyi bir ekip kur" olmuş. Bu konudaki düşüncelerini açıklamaya "insanlara güvenmek kolay değil, özellikle de Los Angeles'ta" sözleriyle başlıyor. "Ben çok şanslıyım çünkü ebeveynlerim hep arkamdaydı ve tehlikeli insanların bana yaklaşmasına engel oldular." Gerçekten de Hiltonlar son derece sıkı bağları olan bir aile. Annesi, babasıyla 15 yaşından beri birlikte ve tam dört kardeşi var. "Anne ve babam kendi ayaklarım üzerinde durmam için beni daima teşvik ettiler. Etrafıma baktığımda hiçbir zaman çalışmamış insanlar görüyorum. Buna hiçbir zaman mecbur kalmamışlar çünkü her şey zaten onlara baştan sunulmuş. Ama yine de çok mutsuzlar."

Paris Hilton'un günümüz influencer'larına pek de uymadığını düşünebilirsiniz. Oysa bu pek de doğru sayılmaz. "O dönemin çok ötesinde şeyler yaptım ve yeni bir hayat stili yarattım" diyor. "Şimdi telefonu olan herkes kendi markasını yaratabilir ve hangi konuda yeteneği varsa bu platformu o yeteneği bir kazanç kaynağına dönüştürmek için kullanabilir. İşte bu beni inanılmaz mutlu ediyor. Taklit edilmek takdir edilmenin en açık şekli bence."

Peki, birileri onu bire bir kopyaladığında da bu kural geçerli mi? Kendall Jenner 2016 yılında verdiği 21. doğum günü partisine, ona özel dikilmiş LaBourjoisie bir elbise giydi; bu Julien Macdonald'ın Paris için yaptığı o efsanevi modelin bir replikası idi. "O görüntü inanılmaz hoşuma gitti. Sadece Kendall değil bence bütün kızlar doğum günlerinde o elbiseyi giymeli. İkonik doğum günü partisi elbisesi haline geldi ve değişik insanların üzerinde onu görmeye bayılıyorum. Bir defasında da kız kardeşim Halloween kostümü olarak tercih etmişti." Acaba Paris olmasaydı bugünlerde giydiğimiz başka hangi modellerden mahrum kalacaktık? Juicy Couture, Dior ve LV monogram desenleri, kamuflaj deseni ve tabii ki Swarovski kristalleri… "Von Dutch şapkalar!" diye yanıtlıyor sorumu ve ekliyor; "baksanıza tekrar nasıl da popüler oldular."



Şapkalar belki ama eğer Paris Hilton'la bağlantısı olmasaydı bugün sahip olduğu şöhrete kavuşamayacak biri varsa o da kesinlikle Kim Kardashian. Kim'i, 2007 yılında yayınlamaya başlayan ve mega şöhretler yaratan Kardashianlar şovundan çok daha önce, ilk olarak The Simple Life 'ta Paris'in stilisti ve arkadaşı olarak tanımıştık. İkilinin dostluğu pek çok inişli çıkışlı zamanlardan geçse de, Paris her zaman yakın olduklarından söz ediyor. Kim Kardashian'ın başarısında Paris'in çok büyük öneme sahip olduğunu itiraf etmesi de bunu doğrular nitelikte.

"Halen o günleri, birlikte yaptığımız seyahatleri ve o harika anılarımızı konuşuruz" diyor Paris. "Pek çok şeyi senden öğrendim" der daima… Sık sık birbirimizle ne kadar gurur duyduğumuzdan bahsederiz. Gencecik iki kızken tanıştık. Kim son derece iyi kalpli, tatlıdır ve aynı zamanda parlak bir zekaya sahiptir. Avukatlık diploması alması da beni ayrıca mutlu etti. Müthiş ses tonunu kullanmayı ve başkalarına yardım etmeyi her zaman severdi." Şu günlerde çok sık görüşemiyor olsalar da çocukluk ve rol arkadaşı Nicole Richie'yle de arasının oldukça iyi olduğunu anlatıyor Paris. 2003 ve 2007 yılları arasında onları para kazanma uğruna bir çiftlikte ya da fast-food restoranında çalışmaya mecbur bırakan The Simple Life gerçekten de pek çok kişinin hafızasında iz bıraktı. Geçtiğimiz günlerde bu şovla ilgili Deadline isimli bir internet sitesine açıklamalar yapan Paris Hilton, her ne kadar şov bir reality şov gibi görünse de, aslında kendisinin tamamen bir karakteri canlandırdığını, "sarışın-aptal" tiplemesinin, bazılarının inanmak istediğinin aksine, kesinlikle gerçek Paris'i yansıtmadığını açıklamıştı.

"Halen Nicole ile konuşuyor ve gülüyoruz" diyor. Sonra bugünlerde insanların şovu internet üzerinden tekrar tekrar seyrettiğini anlatıyor. "Halloween'de bizim kılığımıza girenlerin fotoğraflarını birbirimize yolluyoruz. Halen takip ediliyor olması muhteşem." Şovun tekrar başlayacağına dair ortalıkta bazı dedikodular dönse de dünya üzerinde hiçbir bütçe Paris'i o günlere döndüremez gibi. "Öylesine yoğun bir ajandam var ki; bu iş temposunu bırakıp bilinmezliğe doğru bir adım atamam. Öte yandan, o zamansız bir şov ve kesinlikle kült. Asla bir daha aynısını yapamazsınız." Ama ya başka isimlerle olursa… "Evet, ben kabul etmeyeceksem yerime kimi önerebileceğimi sordular. Bir isim verdim. Tabii size kim olduğunu açıklayamam. Gizlilik sözleşmesi imzaladım. Yeniden başlayacağı kesin mi bilmiyorum ama eğer olur da başlarsa, benim için seyretmesi büyük bir keyif olacak." Paris Hilton'un aşk hayatı, 2003 yılında o dönemki erkek arkadaşı Rick Salomon'la gizli görüntüleri sızdırılıp ardından da DVD haline geldiğinden beri fazlasıyla merak ediliyor. Belki de tarihin viral hale gelen ilk görüntüleriydi onlar. Acaba Paris'in, özel görüntülerinin sosyal medyaya yayılmasından korkanlara söyleyeceği bir şeyler, vereceği bazı tavsiyeler var mı? "İnternet üzerindeki hiçbir platformun yüzde yüz güvenli olmadığını biliyorum. Eğer gizli kalmasını istediğiniz şeyler varsa asla onları bir yerlere yüklemeyin." Güven, Paris'in en fazla önem verdiği meselelerin başında geliyor. Hatta geçmişte bununla ilgili terapiler de almış. Fakat bunların pek işe yaramadığını itiraf ediyor ve halen kimselere kolay kolay güvenemediğini söylüyor. Aktör ve model nişanlısı Chris Zylka'dan ayrılalı neredeyse bir yıl oluyor ve ilk kez yalnız olmaktan hoşnut olduğunu söylüyor. "Herhangi birinin beni kontrol etmeye çalışmaması fena bir his değilmiş," diyerek açıklıyor bu konudaki düşüncelerini. "Güvenmediğim birisiyle sevgili olmak demek kendi sınırlarımın dışına çıkmak ve onların beni utandırma riskini de göze almak demek. Şimdi öyle bir risk, öyle bir korku yok ve kendimi iyi hissediyorum."


Peki ya evlenmekten vazgeçmek onun için güç olmamış mıydı? "Hayır. Bu hayatımda aldığım en iyi kararlardan biriydi. O benim için doğru kişi değildi. Kendimi muhteşem bir kadın olarak görüyorum ve en az benim kadar muhteşem birisini hak ettiğimi düşünüyorum. Hayatımı birisine adamam hiç de kolay değil. Tek kelimeyle kusursuz olması gerekiyor."

Bunun sebebi, fazla korumacı olan ailesi mi yoksa ayrıcalıklı yaşamı mı bilmiyorum ama Paris'in fark edilmemesi imkansız bir yanı var o da çocuksuluğu. Onu gerçek hayattaki Peter Pan (tabii daha şık hali) olarak nitelendirmek asla yanlış olmaz. Sanki dünyanın geri kalanı zamanla büyümüş hatta yaşlanmış ama o 21 yaşındaki, metalik elbiseli haliyle zamanda donmuş kalmış. Kendisini genç mi yoksa yaşlı mı hissettiğini merak ediyorum. "Sonsuza dek 21" diye fısıldıyor. "Doğallığa çok önem veririm. Şanslıymışım ki, annemim 'güneşlenmekten kaçın' öğüdünü hep tuttum. Ve şehirde pek çok kadının başvurmak zorunda kaldığı o işlemlerden uzak kalabildim." Yaşlanmaktan hiç mi korkmuyorsun diye soruyorum, beni "bunu düşünmüyorum bile" diye yanıtlıyor. Paris'in başka bir korkusu var, o da ölmek. 2018'de çekilen ve geçmiş dönemlerin reality şov yıldızlarını konu alan bir belgeselde bu korkusundan bahsettiğini hatırlatıyorum. "Evet, ölüm beni çok korkutuyor çünkü öldükten sonra ne olduğu bilmiyorum. Hiçbir şey olmaması fikriyse kesinlikle çok sıkıcı. Keşke kendimi dondurmanın ya da bir ölümsüzlük hapı yaratmanın bir yolunu bulsam böylece hep beraber sonsuza dek yaşardık."

Paris Hilton'un düzenli olarak meşhur falcıları ziyaret ettiği biliniyor. Acaba falcıların gelecekle ilgili söyleyecekleri onu ürkütmüyor mu? "Hayır" diye cevaplıyor ve devam ediyor: "Onlar bana her zaman harika şeyler söylemişlerdir. Hem de çok eski yıllardan beri. Bir tanesi ben daha küçücük bir bebekken anneme günün birinde dünyada en fazla fotoğrafı çekilen kadınlardan birisi olacağımı söylemiş. Bir diğeriyse,
Marilyn Monroe ile aramda bir bağ olduğunu iddia etmiş. Ve tahmin edin, geçtiğimiz günlerde ne oldu? Bir DNA testi yaptırdım, Marilyn Monroe ve Kraliçe Elizabeth'le genetik bağımın olduğunu öğrendim."

Hiltonlar gibi bir hanedanın içinde büyümek demek pek çok sıra dışı insanla karşılaşmak anlamına gelmeli; Paris bu konuda umursamaz bir tavır takınıyor. Annen Andy Warhol ile arkadaşmış, bu doğru değil mi diye soruyorum. "Evet, annem Andy Warhol ile yakın arkadaşmış, birlikte takılırlarmış. Ben de bir, iki yaşlarında onun kucağına oturur ve resim yaparmışım. Dadım beni 'star' (yıldız) diye çağırırmış ve bu Andy'nin de çok hoşuna gidermiş."

Paris, Andy Warhol dışında da pek çok dünyaca ünlü isimle tanıştığından ama çoğundan o kadar da fazla etkilenmediğinden söz ediyor. "Ama bir kişi hariç; o da Madonna" diye itiraf ediyor. "Londra'da bir ödül törenindeydim, omzuma dokundu ve şöyle dedi 'albümünü dinledim ve yaptığın müziği çok sevdim'. Neredeyse bayılıyordum. Çocukluğumdan beri idolümdü ve ilk kez birisinin karşısında heyecanlanmıştım."
Albümünden bahsedince, Paris'in pop yıldızlığı geçmişini tamamen unuttuğumu fark ediyorum. Ancak artık bundan bahsedecek zamanımız yok, Paris gerçekten bir partiye yetişmek zorunda; geri kalan tüm Hiltonlarla birlikte, Diddy'nin 50. doğum günü partisi. Evet, tüm bunlar "sliving" değilse, başka ne, bilemiyorum!L.A. Prodüksiyon: Nelly Castilla/Joan Pla Vendetta Entertainment Adrian Van Der Hooven'a teşekkürler


BİZE ULAŞIN